Köşe Yazıları

ZÜRAFALARI KONUŞTURAN DUYGULAR

ZÜRAFALARI KONUŞTURAN DUYGULAR
Gökkuşağı Köşesi Banner

Bugün çok yoğun ve içim O’na koşarak yazmaya başladım, sevgili okur.

Bugün içimde çoğalırken azalan ve azalırken çoğalan hiç görülmemiş renkler, hiç algılanmamış taze kokular var. Damağımda bağımlılık yapan acı biber reçeli tadıyla dolaşıyorum. Etrafa bakıyorum, civcivler, zürafalar var. Civcivler mutasyona uğramış gibi kocamanlar ve zürafalar konuşuyor. Balıkların ayakları çıkmış, karada koşuşturuyorlar. Kuşlar yüzüyor. Hayatın içinde yeni bir hayat bulmuş gibiyim. Nabzının yüz elli kez atacağı, dokunulmamış ormanlara keşif yapacağın, yeni bir kıta yaratacağın türden bir hayat. Kendimi kendim harici bulmuş gibiyim. Can acıtan şarkılar bile gülümsetiyor gözlerimin içine kadar. Gözlerime bakarsanız anlayacaksınız beni, gözlerimden yeni bir gezegen fışkırıyor. Ağaçların dalları kol oluyor, kirpilerin dikenleri törpülenmiş batmıyor. Her şeyin böylesine içinde ve dışındayken ve o her yerdeyken ben nabzımı kontrol etmeye, sakinleşmeye çalışıyorum.

Böyle oluyormuş demek ki… Ben daha tüm bunların oluşuna anlam veremezken; civcivleri, zürafaları, kuşları, bütün dünyamı değiştiren yaşamam sandığım duygular bir anda var oluyor. Fütursuzca koşmak istiyorum. Fütursuzca yazmak istiyorum. Hesaplamadan ve düşünmeden konuşmak istiyorum. O’na bakmayı durduramıyorum. Konuşmayı durduramıyorum. Bu güne dek hissettiğim her duygu kol kola girip aynı anda bana hücum ediyor, zihnimi ve kalbimi işgal ediyor. Ne yapacağını bilmez ve bu bilinmezlikle mutlu bir halde akıyorum evrenle. İçimdeki her şeyi kontrol etmeye, her şeye başkaldırmaya çalışan Burku öyle geride kalmış ki, kötü bir şey söylese dahi duyamıyorum. Aksine nefes aldığından bile haberim olmayan kök salmış bir Burku’yla tanışıyorum. Yalnızca akıp, algılanmamış bir düzlemde ona bir önceki andan daha fazla karışmaya çalışarak ilerliyorum. Hep daha fazla karışmak istiyorum. Biz kimliğimizi kenara bırakmadan ve yok etmeden karışırken, artık karışamayacağımız ana dek konuşsun zürafalar istiyorum! Bunca bağımsızlığın verdiği rahatlıkla bağlanıyorum.

“Hayır bağlanmak değil bu, bağ kurmak,” diyor zürafa. Onaylıyorum. Onaylamalı mıyım? Onaylarsam yıkılmaz mı tüm dünyam başıma? Sorular yağmalıyor beni. Hep yıkılan dünyaları yeniden kurduğumu hatırlıyorum. Aklımı da bırakıyorum. Adsız, anlamsız, tanımsız ve akılsız dolaşıyorum öylece. Yaşıyorum, sorgulamıyorum. “Beş hayata yetecek kadar sorguladım ben öncesinde! Bu kâfi…” diyorum zürafaya. Bir kelimeye bin kelime sığdırır gibi yoğun bir isim dökülüyor parkelere dudaklarımdan. Bir isme neler sığdığına şaşırıyor zürafa. Hayret ediyor. Balıklar bana doğru yürüyor, kuşlar kıyıya yaklaşmış. Kirpiler ayak bileklerimi okşuyor onaylar gibi. Bu hissin verdiği özgürlükle dalgalanıyorum. Benden yeşeren, bende yaşayan, benden taşan hissin sıcaklığıyla dalgalanıyorum kilometrelerce.

Bugün, hiç beklemediğim bir gün olabilir. O gün olabilir bugün… İçimdeki kadını yaşatabilirim. Nefes alabilirim! Gökkuşağının bittiği yeri bulabilirim bugün!

Gürsev Burku AKPINAR

YORUMLAR (2)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL