Köşe Yazıları

“YORGUNLUK”

“YORGUNLUK”

Bir zamandır toprak ana gibi yorgunum.

Koynumda olur olmaz zamanlarda konaklayanların kemik parçaları.

Göğsümün üstüne bırakılmış karanfiller,

Taşla toprak arasına sızan özlem tanecikleri.

Bir yanım ayaz yemiş gibi, bir yanım çölden kısmetlenmiş.

Bir yanımda Amazon Ormanlarının esintisi.

Öbür yanım, aslanın kuyruk sokumunda ekmek kurusu.

Çay bahçesinde soluklanan simitçinin son şansı.

Bir tek adını söylemeyi öğrenmiş göçmen çocuk.

Gözlerinde yabanca hüzünler.

Boğazlanmış genç bir kadının evlat derdine düşmesi.

Yüzünü duvar yalamış bir baba.

Suyunu güneş içmiş bir nehir.

Çamura boyun eğen limanlar.

Hıncından çatlamış tekneler, yas tutan balıkçılar.

Burnumda doğduğum toprakların kokusu, ardıç dalından acı çay.

Kahveyi döven sabah.¹*

Ne kadar birbirine yabancı, ne kadar hüzün birikmiş tümsek varsa oraya düşmüş yüreğim.

Ayaklarım isyan bayrağını çekmiş, bedenimde bana karşı bir ayaklanma.

Kaç organım varsa aklıma baskı yapıyor, yapıyor da yorgun gözlerim yazamıyor tokmağın son vuruşundaki kelimeleri.

Ne oldu şimdi, müebbet mi yedim, tahliye mi?

***

Son zamanlarda gerek sıcaklardan gerekse gözlerimden biraz rahatsız olduğum için aşırı yorgunluk hissediyorum. Bu yüzden bu haftaki yazımı şiir niyetine okumanız dileğiyle.

Huzurla, sevgiyle, sağlıkla kalın sevgili okurlarım.

Birgül SOLMAZ 

1*: Ankara’da çalışırken her sabah yeni çekilmiş kahve almaya yollarlar ve “dövülmüş olsun” derlerdi. Her sabah gider alırdım dövülmüş kahveyi. Sokağın daha başındayken gelirdi taze kahve kokusu. Bu anımı da sizlerle paylaşmak istedim. 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL