Köşe Yazıları

EKŞİMİŞ YOĞURT VE YASEMİN

EKŞİMİŞ YOĞURT VE YASEMİN
Gökkuşağı Köşesi Banner

Duyguların kokusu olsaydı ne olurdu? Hiç düşündünüz mü bunu? Ben ara ara düşünüyorum. Korku hep ekşimiş yoğurt kokuyor mesela, sevgi yasemin çiçeği kokuyor. Ah öfke var.. öfke acı biber gibi kokuyor. Şaşırmayın. Dikkat ederseniz kokuyu siz de alacaksınız. Korkmaya başladığım anda benden etrafa ekşimiş yoğurt gibi bir koku yayılıyor, ben alabiliyorum. Gülmeyin lütfen…

Niye korkarız? Yaşamaktan… Adım atmaktan… Sevmekten niye korkarız? Halbuki çok kolay görünüyor. Dağı, taşı, kuşu ve hatta sevmeyi de sevmek… Çok kolay!

Sayfalarca sevmek adına nutuklar okuyabiliriz değil mi? Ta ki duygumuzu yansıtan kelime dilimizin hareketi ve dudaklarımızın kıpırdamasıyla sese dönüşene kadar… Sayfalarca anlatabilirim birçok yazar ve şair gibi, inanın bana. Yanında olduğu her ana sığınır gibi, her bir ana şükrederek, sevmeyi severek, vermeyi seçtiğim hislerin varlığına tapar gibi sevebilirim ve aynı zamanda bir bu kadar da korkabilirim. Sevmekten korkamaz mıyım? Yazmak için bilgisayarı alıp sağımdaki pencere camında bir saliseliğine kendimi gördüğüm anda korkunun gözlerime yerleştiği o anla karşı karşıya da kalabilirim. Bence hepimiz korkuyoruz sevmekten. O güvenli alandan çıkmaktan ölümüne bir nefes kalmış bir insan kadar korkuyoruz.

Hayatımın bu zamanına kadar içimde milyarlarca barınmasına rağmen (belki de bunca barındığı için) sevgiden korkuyor oluşum da ikinci kez pencere camında kendime rastlamamla hızla vurdu bana. Sert bir tekmeydi bu hatta. Halbuki derin, yoğun bir sevmekti bendeki. Hayatımda hep böyle korktuğum için sevmekten koşullara sığınmış olabilir miydim? Koşulları kabul etmeyen bir kadın, koşullara sığınmış olabilir miydi? Ve daha fenası, peki ben izin verdiysem bunlara: Tüm bu trajedilere?

“İhtiyacım olduğunda yanımda olmalısın, çünkü seni seviyorum.”
“Beni dinlemelisin, çünkü seni seviyorum.”
“Benimle kalmalısın, çünkü seni seviyorum.”
“Beni sevmelisin, çünkü seni seviyorum.”

Sevmek, kişinin içinde yaşadığı belki de dünyanın en yoğun hissi. Ancak kendimize kadar. Öğrendim ki sevgi, koşullara sığmayacak kadar hırçın ve dolgun. İnsanları sizin için yaptıkları yüzünden sevmezsiniz. Sevginiz böyleyse bir sevgi illüzyonu içindesiniz. Kişinin varlığını, varoluşunu, hayatta dalgalanışını, kızışını, susuşunu seversiniz. Onu düşünmeyi seversiniz, o her kimse yahut neyse. Öyle yoğun ki sevmek, insan bunu karşı taraftan aldığını zannediyor ve kendinde hiç yoktan böyle yoğun bir şey yaşatabileceğine inanmıyor. Bunu kendine yalnızca kendi içinden doğru yaşatabileceğine inandığı anda da o korku beliriyor hiç yoktan mutfağın ortasında. Kırılma korkusu… Bu yoğunluğun bana yaşatacağı kırgınlık yüzünden kendime yaşatmaya izin vermediğim anların korkusu…
Buram buram ekşimiş yoğurt kokuyorum hiç istemeden. Arkadan bir tutam yasemin kokusu da geliyor. İkisi karışıyor, çok kötü!

Artık böyle kokmak istemiyorum sevgili okur. Kim ekşimiş yoğurt kokmak ister ki? Yarın temiz ve ferah yasemin kokusuyla güne başlamayı seçiyorum. Ve hatta yarın bütün insanlıkla birlikte bir saliseliğine de olsa yasemin kokmayı seçiyorum. Belki dünyayı sevgiyle doldurmak yasemin kokusundan geçiyordur. Sadece yasemin kokusu…

Gürsev Burku AKPINAR

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL