Köşe Yazıları

AĞRI ÜSTÜNE YALNIZLIK DELİLLERİ

AĞRI ÜSTÜNE YALNIZLIK DELİLLERİ

Büyük ağrılar, büyük acılar; büyük ağrılar, büyük acılar çeken insanın hayatını basitleştirir. Öyle ağrılar, öyle acılardır ki onlar, saklanamadığı için saklanacak hiçbir şey yoktur gibi gelir; kendi acısını, ağrısını saklayamayana kadar. Öyledir, olduğu gibidir, kendi halindedir. Bir yalnızlıktır çöker üstüne insanın. Çünkü ağrı, acı paylaşılamaz, gösterilemez. Gösterilebilse paylaşılır, yalnızlık azalır o zaman. Ağrı yanında birin varlığı ağrıyı hafifletmez bir de üstüne, gururuna dokunur insanın. Ağrı geçtikten sonra ya da geçmekteyken dokunur insana birinin varlığını hissetmemek. Hissetmemek, dokunur insana. Canı acıyan, canı ağrıyan birinin gözü kendinden başkasını görmeyebilir. Oysa görse yanı başında ona teselli vermeye, acısını hafifletmeye çalışan büyük acılar içinde olabilir. Öyle de şekerli bir olgunluğu vardır bazen acının, ağrının ve bıraktığı bal gibi bir olgunluğu.

Acılar içinde olmak, büyük ağrılar çekmek, sanılanın aksine hayatını kolaylaştırır insanın. Ağrısını gösteremediğine, paylaşamadığına ikna olduğu an şikayet etmemeyi öğrenir. Bununla beraber yalnızlaşır da. Fakat içine kapanış değildir bu her zaman. Bu yalnızlaşma içinde olduğu ağrının, acının tarifini edebildiği bir yalnızlaşma’dır. Bazen topal kelimeleri yüzünden zihin susar, bazen unutur topallığını, koşar. Zihin, kelimelerim topal, kelimelerim topal dediği için susar, onu koşturacak bir korku, acı, sevinç çıkıp, aksamasını unutana kadar.

Ağrının pek çok tarifi olabilir ama ağrısını en iyi anlatana bir ödül vermezler. Ağrısını en iyi anlatanın ağrısı daha çabuk geçmez ya da farklı bir tedavisi yoktur. “Şuram ağrıyor, öyle bir ağrı ki sorma” diyenle, “Şuram ağrıyor sanki bir roket yollamışlar da buram da o roketin kapsülü, sanki ayrılıyor” diyen arasında tedavi yolu açısından bir fark yoktur. Çetrefilli anlatımlar yapanla, iki kelimeyle ağrısını söyleyenin ağrı şiddeti ölçülemez. Ayrıntılı, örnekli anlatımlar sadece anlatılan kişiye bir nebze olsun dokunabilir.

Büyük ağrılar, büyük acılar çekmiş kişinin algısı değişir. Birinin, bir sevdiğinin bir baş ağrısı, onun için “Adam sen de” diyecek bir şey de olabilir, aksine küçücük bir baş ağrısını çok önemseyerek ihtimam da gösterebilir. Ağrıdır ve çekilmezdir. Ama öylesine büyük bir ağrı çekmiş kişi için komik de olabilir hafifinden herhangi bir ağrıyla dert yanılması. Duyarsızlık her zaman duyulmadığı için değil duyar eşiği yükseldiğindendir. Eşiğin aşağısında kalan yerlerde his azalmıştır ya da kaybolmuştur. Ona dokunmak için ya o eşiğe gelmek, o eşiği aşmak ya da başka bir yere dokunmak gerekir. Tam aksine, yükselen eşiğe kadar olan yerde duyarlık daha da artmış olabilir.

Büyük ağrılar, büyük acılar; büyük ağrılar, büyük acılar çekmiş insanların hayatını basitleştirir. Şikayet etmemeyi öğrenir insan. Başkalarının ağrılarına, acılarına ya kendi acısı, ağrısı gibi bakar ya ağrı eşiği yükseldiğinden hissetmez olur.

Önce bir ağrı kesiciye güvenir insan. Güvenmek de ister. Ağrısının teminatıdır ve her ağrıda kullanmak istemez. Çünkü yalnızlığını dindiren, hafifleten bir ağrı kesiciye fazla güvenir, fazla kullanırsa bağışıklık kazanır ve bu bağışıklık sonunda yalnızlık kazanır, ağrı kalır.

Can ANAR

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL