Köşe Yazıları

“Yalan”

“Yalan”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Açıkçası kendimi biraz, hastalarının anlattıklarından roman yazan bir psikolog gibi hissediyorum. Çünkü az sonra üzerinde duracağım konuyu, ders verdiğim Mahalle Evi’ndeki öğrencilerimle tartıştık ve yalan söylemeyeyim, kendilerinden de bazı fikirler kaptım. Evet bu yazımın konusu “Yalan.” 

Her insan yalan söyler. Çünkü insan, yalan söyleyebilen bir canlıdır. Bunu becerebilmemiz, sadece zekamız olmasından değil, duygularımızdan da kaynaklanıyor. Kıt kaynakları paylaşarak ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışırken, ister istemez başka insanlarla bir rekabete giriyoruz. Veya başka insanlara karşı kendimizi olduğumuzdan farklı göstermeye çalışıyoruz. Veya sadece kendimizi ve çevremizdekileri korumaya çalışıyoruz. Bunlar da yalanı doğuruyor. “Ben asla yalan söylemem” diyen insan, bu sözüyle yalan söylüyordur.

Öğrencilerimin tavsiyesi ile “İnside Man” isimli bir diziyi izledim. Dizi sorunlu bir zangoç yüzünden başı belaya giren bir rahibin hikayesini anlatıyor. Rahip, zangoçu korumak için verdiği sözü tutmaya çalışırken, başkalarına yalanlar söylemek zorunda kalıyor ve işler gittikçe karışıyor. Biraz konu üzerinde düşününce iki önemli tespitte bulundum.

Birincisi, insan olarak ilişkide bulunduğumuz kişiler de birbirleri ile ilişkide olduğundan, dengeleri koruyabilmek için bazen yalan söylemeye mecburuz.

İkincisi, eğer yeterince iyi bir yalancı değilsek, başımız bu söylediğimiz yalanlar yüzünden belaya girebilir ya da birileri zarar görebilir. Mesela birisinin sırrını tutmak, aslında o sırla ilgili yalan söylemek zorunda kalmaktır. Bize sırrını vermek isteyen bir arkadaşımıza “Ben çok dürüstüm. Sorarlarsa söylemek zorunda kalırım.” diyebiliriz elbette… Çelişkiyi görüyor musunuz? Dürüst olduğumuz için insanlar bize sırlarını saklamamız için güvenmeyecek! Ya o sırrı kaza ile öğrendiysek?

Felsefede kendimizi tanımamız lazım ve bunun için de önce kendimize karşı dürüst olmamız lazım. Bu yüzden eğer yalan söylemeye mecbur kalabiliyorsak, hepimiz yalan söylemişizdir. Gelecekte de yalan söylememiz gerektiğinde söylemeliyiz ve iyi bir yalan söylemeliyiz.

Peki “iyi bir yalan” nasıl olmalı?

Hayır, bu yazı iyi bir yalancı olmanın sırlarını açıklamıyor. Ama şunu söyleyebilirim: Yalan söylerken bence iki şey önemli. Gerçekten mecbur olmak ve söylenen yalandan dolayı kimsenin zarar görmemesi. İşte “iyi yalan” dediğim şey de aslında kimsenin zarar görmediği yalan. Bir de yalan söylerken bile iyi niyet sahibi olmak gerekiyor. Cehenneme giden yolun iyi niyet taşları ile döşeli olduğunu da unutmadan.

Ahlaki sorumluluk için, önce özgür irade gerekir. Yani ancak özgür iradesi ile ahlaka aykırı şeyler yapanları yargılayabiliriz. Özellikle bazı ebeveynler, çocuklarını kendi doğru buldukları şeyleri yapmaya zorlarlar. Bu zorlama, çocuğun iş ve meslek hayatından, evleneceği kişiyi belirlemeye, çocuk yapmasını istemeye kadar gidebilir. Bunlar bir insanın hayatının en önemli dönüm noktalarıdır. İnsan, hayatının çoğunu işi, eşi ve çocukları ile geçirir. Ve bunlara karşı bir sorumluluğu vardır. Böyle bir sorumluluğun başkalarının zoru ile alınması, insanı kendi hayatını kısmen de olsa istediği gibi yaşayabilmesi için yalan söylemeye yöneltir. Ailesinin zoru ile evlendirildiği kişiyi aldatanları televizyonlarda görüyoruz. Veya kendisini çaresiz hissettiği için depresyona girenler de azımsanamaz. Bu duruma düşenlerin ahlaki sorumlulukları ne kadar kendilerinde, işte o tartışılır.

Etrafımızdaki insanlar rahatça yönlendirebileceğimiz ve her istediğimizi yapacak bilgisayar oyunu karakterleri değil. Onların da istekleri ve hayalleri var. Onların özgür iradelerini kullanmalarını maddi veya manevi olarak sınırladığımızda, söyledikleri yalanların sorumluluğu da bence bizim olmuş olur.

Bazen de biz doğru söyledikçe, yalan söylediğimiz sanılabilir. Bunun sebebi kısmen karşımızdakinde güven veren bir insan imajı yaratamamış olmamız, olabilir. Karşımızdakinin kimseye güvenememesi de olabilir. Sebebi ne olursa olsun, eğer karşımızdaki yalan söylediğimizi düşünüyorsa, o da bize yalan söyleyebilir. Yalan bulaşıcıdır! 

Yalan, netice itibarıyla muhataplarını olması gerekenden farklı yönlendirmeye ve düşündürmeye yarar. Ama bu açıdan kullanılacak tek unsur değildir. Bazı gerçekleri saklayarak veya dilin kaypaklığından faydalanarak da aynı şeyi yapmak mümkün. Yani yalan söylemeden, bir insanı zarar görecek şekilde yanlış yönlendirebiliriz. Peki bunu yapan, zararsız bir yalan söyleyen kişiden daha mı masum?

Toparlarsak: Her insan yalan söyler. Hayatımızı bunun farkında olarak sürdürmeliyiz. “Yalancı” ise, kendi özgür iradesi ile kötü niyetli olarak başkalarını yanlış yönlendiren kişidir.

Aydın ROZENTAL 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL