Köşe Yazıları

“VAR BİR HAYALİMİZ”

“VAR BİR HAYALİMİZ”

Var bir hayali emekli olup, işe yarar hiçbir şey yapamadığı için mahalle kahvesinde kendi gibi olan ahbaplarıyla eskileri, her gün aynı özlemle yad edenlerin. Var bir hayali bütün torunlarına bakmış olan, emekliye ayrılınca kendini ev işine vermiş olanların. Var bir hayali çocuğu olanların, çocuk bekleyenlerin, üniversiteyi kazanmış olan gencin, seneye bir kez daha denemek isteyenin, okula yeni başlayanın… Bu hayat devam ettikçe hayallerimiz de bizimle var olmaya devam edecek!

İki kapılı, bol pencereli bu dünyada, hayallerimize ulaşmak için baktığımız tek bir pencereden görünenlerin mutlak doğru olduğunu katiyen savunamayız. Yerimizden kalkmalı, konfor alanından çıkmalı, yer değiştirmeli, bizden olmayanlarla aynı masada oturup dinlemeli ve anlamalıyız ki, kendi hayallerimizi gerçekleştirebilecek cesareti, inancı, yardımı ve istikrarı sağlayabilelim.

İnsan kendisi için en doğrusunu bilemeyebiliyor, yolunu bu doğrultuda şaşırabiliyor. Nihayet korku ve hata yapma endişesinden sıyrıldıkça insan -ki bu farkındalığa ömrünün ikinci yarısının sonlarına doğru da ulaşabiliyor, ilk yarısının baharında da- evrenin alma verme dengesinin yıllardır bize öğretmeye çalıştığı, daha iyi görebilmek için “Çemberin dışına çıkmalısın!” tavsiyesini anlamlandırabiliyor.

Önümüzde kaynayan bir kazan var: Türkiye, iktidar sahipleri ve muhalif gözüken kesimler hep bir tarafa doğru karıştırmaya çalışıyor bu kazanı: Din, inanç, baş örtüsü, ırk, cinsiyet, Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlıcılık, Alevilik, Sünnilik, gayrimüslimler, mülteciler… Oysa bir iki taşım kaynatıp mikroplarından arındırılması lazım bu kazandaki yemeğin, Türkiye’nin… Herkesin memleket sofrasında payına düşen kadarını, karnı tok yatabilecek miktarına ulaşıp şükredebilmesi, teşekkür edebilmesi, minnet duyabilmesi için. Bir kazandaki aşure gibi olmak için çaba sarf etmek gerekiyor… Her biri ayrı tat ve dokudaki insanların bir arada beslenmesi, tatlı dille uzlaşması için…

Bir örnekle devam edelim:

Evimde bir köpek besliyorum. Yemeğini, suyunu, günlük gezdirmesini, aşılarını ihmal etmiyorum. Az verip hırsız, çok verip arsız etmemek için her şeyi dengede tutmaya çalışıyorum. Neticede bir insan olduğum için bazı günler bu dengeyi şaşırıyorum. Evden çıkarken çöpümü çıkarmayı unuttuğum zamanlar oluyor. Akşam eve döndüğümde sanki onu aç bırakmışım gibi çöpü dağıtmış oluyor. Kızacak olsam da bir anlamı kalmıyor artık kendime kızıyorum daha çok. “Tok evin aç köpeği!” / “Ne istedin de vermedim?” / “Maman var suyun var!” / “Çin’e gönderirim seni, kesip yerler!” diye söyleniyor, sitem ediyorum. O çöpü kaldırmamak benim suçum bunu biliyorum. Onun yaptığı sadece ve sadece bıraktığım çöple oyun oynamak, suçunu bildiğinden etrafımda koşturup kuyruk sallamak. Ben o köpeğin sahibi miyim? Hayır! Ben onun bakımını üstlendim, onu sahiplendim. O bana bu dünyadan geçerken emanet edilen bir can, tıpkı çocuklarınız gibi. O kadar.

İktidar ya da muhalefet fark etmeksizin; yönetimi, ekonomisi, mimarisi, taşı, toprağı, suyu… Onlara emanet edilen bu ülkenin, kendilerini sahibi sanmadan, bir infial sonucunda olay çıkaranları cezalandırmaktan çok “Biz ne ve nerede hata yapıyoruz?” diye sorarak, en çok kendilerine. Bu emanetin sorumluluğunu layığıyla taşımaları gerekiyor. Eski dostlardan düşman olmayacağını, bu topraklarda kutuplaştırıcı siyasetin ömrünün kuş kadar kaldığını, aşure olmaya hazır halkların, haklarını gerektiği kadar vermenin kimseye zarar vermeyeceğini görebilmek, anlayabilmek gerekiyor.

Siyasi erklerin barışması gerekiyor artık, çünkü halkların komşuluğunda, alış-verişinde, beraber oturulan sofralarda ekmeğin herkesi doyuracak şekilde paylaşılmasında inanın kimsenin sorunu yok. İktidarların çemberlerinin kesişmesi, ortaklaşması, inançların yeniden kurulması, savaşmak yerine sarılarak yaraları sarabileceğimizi artık anlamamız lazım. 100 yıl önce ülkenin kurtuluş mücadelesinde olduğu gibi belki de. Ya hep beraber ya hiçbirimiz.

Ağzımızın tadı bozulsun Ali Rıza Bey, konfor alanımızdan çıkıp rahatsız olalım. Var bir hayalimiz. Oylarımız, seçimlerimiz farklı ama çemberlerimiz bir.

NAKHAR

YORUMLAR (1)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL