Köşe Yazıları

UYKUSUZ GECELER

UYKUSUZ GECELER
Gökkuşağı Köşesi Banner

Olur da bir gün uykunuz kaçarsa içeriğinde doğa sesleri barındıran bir müzik açın, gözlerinizi kapatın ve hayal kurun. Nasılsa hayal aleminde yaşamak gerçek zamanı yasamaktan daha güzel.

Sevgili okur toplum olarak, ülkeler olarak hatta dünya olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz. Herkes kaygılı, herkes sorunlu. Deyim yerindeyse burnumuzu siksak, canımız çıkacak bir haldeyiz. Ne yazık ki içimizden geçenleri de öyle bağıra bağıra söyleme lüksümüz yok. Halbuki tek KDV’siz şey içimizden geleni söylemek. Gel gör ki ona da kota koyulmuş durumda. Böyle olunca da insan içine ata ata artık atacak yeri kalmıyor ve bir yerinden bir şekilde çıkıyor.

Bir önceki haftayı uykusuz geçirdim. Tabi ki durup size uykusuzluğumdan dolayı yaşadığım zorlukları anlatmayacağım, ama gecelerin ne kadar uzun olduğunu, insan beyninin sınırsız bir belleğe ve ışık hızına sahip olduğunu ve uyumadığınızda bunu bir kez daha anladığınızı söyleyebilirim.

Öyle ki, bir kendi hayatınızı değil koca bir dünyayı bir gecede analiz ediyorsunuz. Bir bakıyorsunuz Omicron varyantı kaç kişiye musallat olmuş, kaçıncı aşıyı yaptırsak kurtuluruz hesabındasın, bir bakıyorsunuz Afrika’dasınız, bir bakıyorsunuz Rusya’da… Bir bakıyorsunuz Avrupa bizi hakikaten kıskanmış, bir bakıyorsunuz ot bitmez yerde gaz buluyoruz, uzayda domates büyütüyoruz  ve hemen sonra başımıza zam yağıyor.

Bazen vücudunda on bıçak yarası açılmış bir kadının çağlığı oluyorsun, katil ön kapıdan girip arka kapıdan çıkıyor. İçeride mahkumsun: kitapların tutsak, duvarlarda şiirlerin kalıyor. Elinde hesap defteri sürekli hesap yapanlar geçiyor gözünün önünden. Bazen süt bulamayan bir bebek, bazen sokaklarda kâğıt topluyorsun kuru ayazda ayağında yırtık pabuç. Kapılardan çevrilmiş umutsuz işsiz listeleri. Kapı aralığından atılmış faturalara gözün takılıyor. KDV’si, katkı payı, yazım bedeli, posta tutarı, devlet gideri: “yaktığın ne?” diyemeden, kazandığını yiyemeden boğazında düğümlenip kalıyor.

Sonra bir bakıyorsun bir kısım ‘davul zurna saz, ne söylesen az’ durumda. Ne eskisi gibi kızaran yüz var, ne tavuk var ortada, ne de yolunmuş kaz var.

Birden midenin orta yerine bir taş değil koca bir kaya yuvarlanmış gibi hissediyorsun. Ne yerinden oynatmaya yetiyor gücün, ne öyle orada bırakmaya. Gece uzadıkça uzuyor, beynin sardıkça sarıyor günden geriye kalanları. Ne mesafeye bakıyor, ne gelir gider dengesizliğine, ne de nereye gittiğimize.

Ne yazık ki hiç birimizin elinde sihirli bir değnek yok. Akıl sağlığınızı korumaya bakın. Her gün aynı şeyleri depolayan bellekler bir süre sonra sistemi yok eder. Yok olan sizin sağlığınız olmasın.

Sevgiyle kalın.

Birgül SOLMAZ K.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL