Köşe Yazıları

UNUTMUYORUZ DA NE OLUYOR?

UNUTMUYORUZ DA NE OLUYOR?
Gökkuşağı Köşesi Banner

Nasrettin Hoca bir gün oğlunu yanına çağırıp testiyi eline verir, ”Git çeşmeden bununla su getir ama sakın testiyi kırma” der ve bir de çocuğun ensesine okkalı bir tokat indirir. Bunu gören koşusu “Ya Hoca çocuk testiyi kırmadı ki, suçsuz yere niye vuruyorsun çocuğa?’‘ diye sorar. Hoca cevap verir: ”Testi kırıldıktan sonra vurmanın ne alemi var? Olan olmuştur.”

“Unutmayacağız-unutturmayacağız” kelimelerini ilk Sivas katliamı sonrası duymuştuk. Malum, köyle şehirler arasında bir iletişim kopukluğu olduğu için Türk Radyo-Televizyonlarından (TRT) duyabildiğimiz, görebildiğimiz kadarı buydu. Kent hayatıyla tanıştığımızda unutulmayacak, unutturulmayacak olayların çokluğuyla da  tanıştık. Kahraman bildiklerimizin hain, hain bildiklerimizin adil bir yaşam için ömürlerini verdiklerini öğrenmek yeteri kadar acıydı. Mesela Erdal EREN’in daha 17’sinde yaşının büyütülüp asılmış olması bizim çocuk yüreğimizde öyle asılı kaldı daima. Darbeleri, zindanları, hayatlarının dalından koparılan gençleri sonradan öğrendik. Öğrendikçe büyüdü içimizde asılı kalanlar. Ölüm yıldönümlerinde kimimiz kısık sesle, kimimiz bağıra bağıra: “Unutmayacağız/Unutturmayacağız” dedik yıllarca ve aslında unutmadık da!

Ne yazık ki unutulmayacak şeyler gün geçtikte çoğaldı da, çoğaldı. Gariban ailelerin çocukları dağlarda, bayırlarda hayatlarının baharında uçup giderken, bir yandan da şehirlerin göbeğinde evlatlarımız katledildi. Geziyi yaşadık biz ülkemizde, gezide can veren gençlerimizi toprağa beledik. En doğal hak olan özür yaşama hakkını isteyenlere kurşun sıkanlar alkışlandı, ekmeğe giden Berkin kurşunlandı, Suruç’u yaşadık gülüşlerinden parçalandı çocuklarımız. Cenazesi sokakta yedi gün kalan Taybet anayı gördük… Evladının cesedini buzlukta saklayan annenin acısıyla yandık. Ankara’da Gar katliamını yaşadık, kimilerinin yüzükleri kimilerinin önlükleri kana bulandı…

Onlarca kadınlarımız, kızlarımız çocuklarımız tacizle/tecavüzle, satırla/bıçakla, silahla katlediliyor. Her gün bir psikopat tarafından kurşunlanmış ya da bıçaklanmış kadın cinayeti haberleri alıyoruz. Minicik çocuklarımıza ağızlarının salyasıyla sırnaşan zebaniler aramızda dalaşıyor.

O sebepten, şu sebepten binlerce insan işinden edildi. Ölüm oruçları adalet mücadelesi kimisinin canına mal oldu. Kaç insan yaşadıklarını kendine yediremeyip göçüp gitti bu dünyadan. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de gençlerimiz kendi hayatlarına kendi elleriyle son veriyorlar. Bunalan, çıkmaza giren çocuklarımız ölümü kurtuluş görüyor. Yaşadıkları zorluklar, yaşadıkları travmalar onları bu sona hazırlıyor. En son bir anne işinden atıldığı için geride minicik yavrusunu bıraktı… Gencecik, geleceğin pırıl pırıl doktoru Enes KARA ve daha niceleri yaşama olan inançlarını yitirdikleri için hayatlarına son verdiler.

Devlet kendinden başkasını korumuyor artık. Cemaatlere üye olmuş aileler ya korkusundan, ya cahilliğinden ya da onlar gibi olduklarından çocuklarını dinlemek yerine her şeyi kabullenip “Şikâyetçi değiliz” deyip kapatıyorlar olayı. Bundan birkaç sene önce de kırktan fazla çocuğumuz yine buna benzer yurtlarda istismara uğramıştı. Her şeyde olduğu gibi o çocukların davasının üzerleri birilerinin kara örtüleriyle kapatıldı. O çocuklar yaşadıkları acılarla baş başa bırakıldı.

Unutmadık-unutmayacağız dedikçe çoğaldı unutulmayacak davalar. Bu olaylar çoğaldıkça gündemi bir başka olaya devredip duruyor. Unutmadık dediklerimizi aklımızda tutamaz olduk. Bu ülke hepimizin, bu kadınlar hepimizin anası, bacısı, eşi… Bu çocuklar hepimizin geleceği, bu davalar hepimizin…

Tabi ki suçsuza tokat inmesin ama, olan olmadan tedbir alsak. Bir yolu olmalı bu karanlığı aydınlatmanın. Hepimizin birleştiği ortak bir nokta olmalı. Yaşanan acılardan birleşip bir çare arasak mesela.

Nasreddin hocanın dediği gibi: olan olduktan sonra “Unutmayacağız- Unutturmayacağız” dememiz neyi çözüyor ki?

Bunları düşünüyor, içten içe endişeleniyor ve sizleri de düşünmeye davet ediyorum sevgili okurlarım…

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Sevgiyle, umutla, yarına olan inançla kalın!

Birgül Solmaz K. 

YORUMLAR (1)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

  1. Ayşe Umut diyorki:

    Unutmayacağız deyip bazen de hayattan kopmamak için unutmayı seçiyoruz maalesef.. ya da unutmuş gibi yapmayı.. kalbimizin ortasındaki o ağırlığı taşımak.. zor. Zihninize sağlık çok doğru tespitlerle dolu bir yazı.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL