Köşe Yazıları

UMUT SANARIZ, KABUSUMUZ OLUR!

UMUT SANARIZ, KABUSUMUZ OLUR!
Gökkuşağı Köşesi Banner

Yasadığım şehir küçük ama oldukça sakin ve her köşesi tarih kokan şirin bir yerdir. Tarihi yapısıyla birçok turistin de ilgi gösterdiği bir şehirdir. Tamamıyla karma bir nüfusa sahip olan bu şehirde dışarı çıktığınızda her dilden, her dinden, her ırktan ve her kültürden insanla karşılaşabilirsiniz. Hal böyle olunca da özellikle yaşlıların ve emeklilerin daha çok ilgisini çekiyor ve bazen buraya yerleşip kalıyorlar. Bunlardan birisi de benim beş sene boyunca arkadaşlık yaptığım 87 yaşındaki bir kadındı.

Koronadan bir sene kadar önceydi, tanıştıktan sonra çok değer verdiğim yaşlı kadın üvey oğlunun evine taşındı. Taşındığı bu evde girişte küçük bir hol vardı. Merdivenlerden yukarı çıkıldığında da geniş bir holün solunda salona açık bir mutfak: oğlunun evinden tarafta bir yatak odası ve çatı katında iki yatak odası ve bir de tuvalet vardı. Solandaki pencereden karşıdaki iş yerleri ve park yerindeki araçlardan başka bir şey gözükmüyordu. Yatak odasından ise sadece oğlunun evinin küçük bahçesine bakabiliyordu. Büyük umutlar besleyerek gelmişti bütün anılarını, tanıdıklarını, arkadaşlarını geride bırakarak. Burada tek tanıdığı şimdilik oğlu, gelini ve bendim. Çok güzel yağlı boya doğa resimleri yapan, yaşına rağmen hayat dolu, sevecen, güler yüzlü, canlı bir tarih olan bu kadın ‘biraz da karakter olarak bana benzediğinden belki de’ benim için çok özel biri olmuştu. Ayda bir yanına yardıma gidiyor ve romanlara konu olacak hayat öyküsünden bölümler dinliyordum her defasında. 82 yıllık hayatına savaşı, aşkı, Amerika macerasını, evliliği, ayrılığı, acıları sığdırmıştı. Elleriyle inşa ettiği evini kocası öldükten sonra bırakıp, başka bir şehre yerleşmişti. Bu şehre her geldiğinde çok beğeniyor, küçük yaşta ellerine kalan üvey oğlunun yanında yaşamak istiyordu. Biraz da yaşlılığından ve bazı ihtiyaçlarını tek başına göremeyeceğinden dolayı tabi.

Burası üzerine umut dolu hayaller kurmuştu. Bu şirin şehrin tarihine sığınıp, anılarını tazeleyecek, Almanların esir kampından kaçıp son anda canını kurtaran abisini yad edecek, anısını yaşatacak, bekli de burada ebediyete uçacaktı.

Ne yazık ki bu yeni hayatı ona umut ettiklerinin aksine hayal kırıklıkları ve koca bir yalnızlık getirdi. Taşındıktan bir, bir buçuk sene sonra Korona baş gösterdi ve herkesin bildiği gibi bundan en çok etkilenenler de yaşlılardı. Büyük umutlarla geldiği bu şehirde, bu küçük evin penceresinden karşısındaki iş yerinin araçlarını sayıyor, ağaçlara soluklanmak için konan kuşlara bakıyor, pencere dışından aşağı sarkan örümceklerle konuşuyordu. Tanıdığı birkaç komşusu ve arkadaşıyla ise sadece telefonda konuşabiliyordu. Oğlu ve gelini senede birkaç kez tekneleriyle denize açılıyorlar bir, iki hafta dönmüyorlardı. İşte o zamanlar tamamıyla tek başına kalıyordu. Ayda bir ben gidiyordum yardıma. Onun o yalnızlığı, o çaresizliği benim içimi acıtıyordu. Uzun süre yürüyemediği ve merdiven çıkamadığı için bize de getiremiyordum. Kaldı ki bunu kendisi de kabul etmiyordu bana yük olmak istemediği için. Ve her defasında koronanın buna sebep olduğunu söyleyip kimseyi suçlamıyordu. “Böyle olması gerekiyormuş” diyordu.

Beş senenin sonunda ise büyük umutlarla geldiği bu şehirden başka bir şehre, yaşlıların yaşadığı bir binaya yerleşti. Bütün güzel duygularını bu şehrin tarihine gömerek…

*****

Umut ettiğimiz, güzel olacağını düşündüğümüz her şey güzel olmuyor maalesef. Hayat bizlere kendi senaryosundan sahneler hazırlıyor.

Biz başrol beklerken, bazen yoldan gecen bir yayayı oynamak düşüyor kısmetimize.

Son yirmi senede yasadıklarımızı düşününce bunu daha iyi görüyor, anlıyoruz.

“Bizim umudumuz olmasa da” bir umut olarak görülenler, umutları kabusa çevirenler oldu.

Şirin şehirlerimizin üzerine gölgeler düştü, tarih sayfalarına yeni acı hikayeler eklendi…

Yalnızlaştırıldık, kimsesizleştirildik.

Emsali bulunmaz bir ülke iken, onca zengin kaynaklara sahipken: doğasıyla, toprağıyla, ormanıyla bin bir türlü güzelliğe sahipken, kısmetimize açlık sınırında yaşayıp, kralların bahçe duvarına bakmak düştü…

*****

Umutlarınız hiçbir zaman kâbus olmasın, hayal ettikleriniz gerçeğe dönüşsün sevgili okurum.

Sağlıcakla kalın…

Birgül SOLMAZ

Image: Alıntı

YORUMLAR (2)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

  1. Gülcan PANDORA diyorki:

    Sevgili Birgül, yazılarını keyifle okuyorum. Hatta kimilerini belki defalarca. Okurken, kendimi yazı içinde bir yerde mutlaka buluyorum çünkü. Kalemine, aklına ve kalbine sağlık 🙏

  2. Birgül diyorki:

    Çok teşekkür ederim sevgili Gülcan. Etrafında olup bitene gözünü kulaklarını kapatmayan herkesin göreceği, duyacağım şeyleri yazıyorum.
    Seninde yüreğine kalemine sağlık.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL