Köşe Yazıları

“UMUDU KORUMAK İÇİN, RUTİNDEN ÇIKIN”

“UMUDU KORUMAK İÇİN, RUTİNDEN ÇIKIN”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Gerek kendi isteğimizle, gerekse şartlardan dolayı çok uzun zamandır monoton bir hayat sürüyoruz. Bütün günlerimiz, aylarımız ve hatta yıllarımız bile rutin bir şekilde gelip geçiyor.

Dünyanın her yerinde ekonomide olumsuzluklar yaşanıyor ama özelikle Türkiye’de ekonomi artık bir kambur olmaktan çıkmış, fıtık olmuş durumda. Bu kadar olumsuzluk içinde gülmeyi çoktan unutanlar var. Sokaklarda yüzü duvar gibi gezen insanlar var. Kaygılı, geleceğinden endişeli ve günü kurtarmaya çalışan insanların sayısı ülke nüfusunun yarısından fazla.

Evine ekmek götüremeyen bir babaya ”Aman bir gün geçer, sıkma canını” diyemiyorsun. Ya da üniversiteyi henüz bitirmiş bir gence ”Ne yapalım, ortalık düzelene kadar idare et,” diyemiyorsun. Tarlası çaresizlikten kurumuş bir çiftçiye “Bekle, seneye eker biçersin” diyemiyorsun. Ocakta ne pişireceğini bilemeyen, pazar sonrası bekleyen bir anneye ”Bugün de soğan ekmek yiyin” diyemiyorsun.

Çaresizlik, rutine ve monotonluğa iliştiriyor insanı.

Her günü aynı yaşamaya başladık. Hiçbir şeyi değiştiremiyoruz ya da değiştirmek istemiyoruz. Belki birazcık da inançlarımız, kültürümüz, kimliğimiz bunlara sebep olabilir… Hayat zaten yeterince zor ve bu yetmiyormuş gibi bir de biz kendimize zorlaştırıyoruz.

Yaşadığım ülke olan ”Hollanda” değişik bir kültüre ve yaşama anlayışına sahip. Çoğu zaman yadırgasam da bazen kendi kendimi sorguluyorum. ”Doğru olan onların mı, yoksa bizim yaşam şeklimiz mi? “diye. Nedenine gelince: Hollanda’lılar, rahat yaşamayı seven insanlar. Neredeyse hiçbir şey için kendilerini yıpratmayıp, birçok şeyi olduğu gibi kabullenmeyi biliyorlar. ”Hastalık ve ölüm de dahil.”

Bu hayatın geçici olduğunu içlerine sindirmiş ve hayattan tat alarak yaşıyorlar. Bizim dert ettiğimiz birçok şeyi görmüyorlar bile. Çocuk yetiştirmekten tutun da: ev – eşya / mal – mülke kadar. Onlar da sürekli çalışıyorlar ama ”Biriktireyim de oğlumu/kızımı evlendireyim, emeklilikte rahat edeyim, bir yerden ev alayım” diye değil. (İstisnalar hariç tabii)

Tatile gidiyorlar, eğlenceye gidiyorlar, müzeleri geziyorlar, turlara katılıyorlar… Kısacası kendilerine bahşedilmiş ömrün tadını çıkararak yaşamaya çalışıyorlar.

Küçük bir örnek vermem gerekirse: İş yerimde her pazartesi işe ”Günaydın, hafta sonunu nasıl geçirdin?” sorusuyla başlıyoruz.

Benim yanıtım her zaman rutindir. ”Temizlik alışveriş, çamaşır – bulaşık ve geldilerse arkadaşlarımla” geçirdim oluyor. Çünkü bizde temizlik önemlidir, alışveriş olmazsa olmaz ve kalan zaman aileye, arkadaşlara ayrılır… Kalmışsa tabi.

Bununla bağlantılı trajikomik bir durum da yaşamıştım. Bir iş arkadaşım, birkaç kez hafta sonunu nasıl geçirdiğimi sormuştu, ben de ”Rutin işlerle” cevabını vermiştim. En sonunda bana dönüp, ”Sen yaşamıyorsun ki, böyle yaşanır mı?” diye cevap vermişti.

Onlar için derlemek, toplamak, sürekli temizlik yapmak pek de önemli değildir. Bir kafede dostlarıyla zaman geçirmek, konsere gitmek, iki günlüğüne bile olsa kamp yapmak, balık tutmak… Kısacası zamanı kendileri için harcamak önemli olan.

Evet, bizler dünyada kalacak şeyleri kendimize dert ederek yaşayabileceğimiz anları bile yaşamadan geçiyoruz. Hep rutinde kalıyoruz ve hep hayatla boğuşuyoruz.

Genellikle pazar akşamları yürüyüş yapıyordum. Bu bana iyi geliyordu. Nisan ayından beri bu yürüyüşleri sabahın erken saatlerine aldım. Cumartesi ve pazar sabahları erkenden kalkıp, doğayla baş başa vakit geçiyorum. Herkesin uykuda olduğu bu saatlerde doğanın sunduğu o mükemmel karma arasında yürümek, kuşları dinlemek, temiz havayı solumak beni rutin hayatımın somurtkanlığından alıp, yeni bir haftaya umutla taşıyor. Ve sorduklarında ”Sabahı soludum, kuşları dinledim, doğayla bütünleştim” diyorum.

Tek başımıza ekonomiyi düzeltemeyiz, işsizliği düzeltemeyiz, gelir dengesizliğini düzeltemeyiz belki, çünkü birçok şeyi düzeltmek elimizde değil… Ama rutinlerimizi düzeltebiliriz. Bunca olumsuzluk içinde kendimize umut verebiliriz. Etrafımıza umut olabiliriz.

Evet bizler, dünyada kalacak şeyleri kendimize dert ederek yaşayabileceğimiz anları bile yaşa(ya)madan geçiyoruz. Hep rutinde kalıyoruz ve hep hayatla boğuşuyoruz. Bazı şeyleri yaşamak ve keyif almak için maddiyata da ihtiyaç yok sevgili dostlar.

Kendinizi sevin, kendinize değer verin, kendinize zaman ayırın. Evet her şey can yakıyor… Yine de bütün bu olumsuzluklar arasında bile olsa, hala umutlu olabiliriz.

Unutmayalım ki: Her felakette bir yere, bir şeye sımsıkı tutunan kurtuluyor.

Sağlıcakla kalın sevgili okurum…

Birgül SOLMAZ 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL