Köşe Yazıları

“TAKINTI(LI)LAR”

“TAKINTI(LI)LAR”
Gökkuşağı Köşesi Banner

“Takıntılarımızın bizi esir almasına neden izin veriyoruz? Ya da takıntılı insanların? Bunu hiç düşündünüz mü?”

Şüphesiz herkesin bir ya da birkaç takıntısı vardır. Bir tanesi bile her anını zehir etmeye yetiyor bazen… Ve ne kadar kurcalarsak ve hatta ‘izin verirsek’ o kadar da yıpranıyoruz aslında… Peki, ya başkalarının takıntıları hayatımızda nasıl etki ediyor?

Yoğun geçen bir iş günün ardından yorgun, bitkin bir halde apartmanın merdivenlerinden çıkıyordum kendimi eve atmak için. Sakin adımlarla ”Galarij” denilen, binanın bir ucundan öbür ucuna uzanan balkondan ağır adım evimize yürüyordum. Komşum her zamanki gibi dışarı attığı taburesine oturmuş sigarasını içiyordu. Selam verip yanından geçerken:

“Dur bir, seninle konuşacaklarım var! Camlarını kapat… Bak bir görüyor musun şuradan çıkan dumanı? Kokuyu alıyor musun? Evdeki bütün camları kapattım ama hala kokudan durulmuyor. Arka balkona çıkamıyorum. Kendimi buraya attım,” dedi.

Daha ben “Neyi, neden?” diye sormadan aynı hızla da devam etti, “Geçen aksam kapısına indim, elim ayağım titriyor. Eski gücüm olsa elimde kalacak. ‘Gel benimle, yukarı çık kendin kokla, kendin gör’ dedim. Bir de utanmadan ‘İnanırım’ diyor… Şu senin yanındaki ile bir oldular, beni burada dumana boğuyorlar. Eve misafir alamıyorum kokudan,” diye devam etti, ben ayak üstü durmakta zorlanırken.

“Ne yapabilirim komşum? Ev bürosu bir şey demiyorsa yapacak bir şey yok. Ya buradan taşınacağız ya da kapımızı kapatıp oturacağız. Benim zaten kimseyi gördüğüm yok,” dedim bir yandan kapıma doğru yürürken.

Kolumdan tutup çekiştirmek ister gibi bir ses tonuyla “Gel, gel eğil bak, şuradan is çıkıyor resmen. Kız bunlar ne içiyor aşağıda?” diye alt katın aspiratör borusunu işaret etti. Baktım, bir şey göremedim, “Neyse sana kolay gelsin komşum ben yorgunum” deyip girdim içeri.

(Hollanda’da maalesef esrar kullanımı çok denilecek kadar yaygın ve içenlerin kişi başı beş kenevir tohumu yetiştirmesi de serbest. Bazı kullanıcılar evini ya da garajını kendir tarlasına çeviriyorlar bu yüzden. Hem içiyor, hem satıyorlar. Balkonlara çıkıp içtikleri de oluyor ve ne yazık ki çocuklarımız bunlardan çok kötü etkileniyor.)

Komşumla ertesi ve daha ertesi günlerde de yine kapıda karşılaştık ve aynı şeyleri uzun uzun anlattığı gibi bir de aspiratör borusundan çıkan isi görmem için yere eğilmemi falan teklif etti doğrusu.

Cuma günü evden çalışıyordum. Bu kez bir hareketlilik yoktu dışarıda. ‘Sesi çıkmadığına göre alışmıştır herhalde,’ diye düşünüyordum ki öyle değilmiş…

Cumartesi sabah erkenden kalkıp yürüyüşe çıktım. Havanın rüzgârlı olmasından olsa gerek yürüyüşümün son etabında migrenim tuttu ve eve gelip bir ilaç alıp, uzandım. İki, üç saat sonrasında arka balkona yıkanmış çamaşırları asmaya çıktım. Sesimi duyan komşum bu kez arkadan, aynı ses tonuyla ve üstelik bir ‘merhaba’ bile demeden:

“Yine sabaha kadar uyuyamadım kokudan” şeklinde şikayetlenmeye başladı. Bu durum beni artık sıkmaya başlamıştı ve lafı değiştirmek için “Ben de sabah erkenden yürüyüşe gittim ama başım çok ağrıdı ve geldim, yattım. Yeni kalktım ve daha bir sürü işim var” diye cevap verdim. Başımın ağrısını özellikle vurgulamıştım.

Çok sürmedi ve anında, “O baş ağrısı işte bu içtikleri şeyden. İnternetten araştırdım, baş ağrısı, mide bulantısı yapıyormuş,” deyiverdi. Bir vakit daha yorumsuz ve istemsizce dinledikten sonra içeri girip yarım bıraktığım işime döndüm.

Bir yandan işlerimi toparlarken, diğer yandan da kendi takıntılarımız bir yana, başkalarının takıntıları yüzünden yaşam kalitemizin nasıl düştüğünü ve o yaydıkları negatif enerjinin an’ımızı nasıl olumsuz etkilediğini düşündüm.

Bir başkası, kendisinin şikayetçi olduğu konuya beni de dahil etmek için elinden geleni yapıyordu ve bu durum kolay kolay sona ermeyecekti!

Sevgili okur, son günlerde beni bunaltan bu konuyu sizlerle paylaştım ama umarım ben de sizleri bunaltmamışımdır. Bazen insan içini dökmek istiyor işte…

Bir sonraki yazım umarım daha iç açıcı ve umut dolu olur. Bu yaşam şartlarında zor gerçi ya, kısmet diyelim.

Takıntılardan ve takıntılılardan uzak, huzur dolu bir hafta geçirmeniz dileğiyle.

Sağlıcakla kalın…

Birgül SOLMAZ

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL