Köşe Yazıları

SUÇ GARSONDA MI?

SUÇ GARSONDA MI?
Gökkuşağı Köşesi Banner

“Her şeyi basite indirgemekle, aslında işin kolayına kaçıyoruz Kenan. İkinci sınıf pastanelerde başını ellerinin arasına almakla, burnunu karıştıran garsona kızmakla hiç bir meselenin üstesinden gelemezsin.” / Oğuz Atay’’

Son yıllarda çok fazla Facebook kullanmayan ancak anılar kısmını mümkün olduğunca günlük kontrol eden biriyim, çünkü anılar her zaman kıymetli olmuştur nazarımda. Bu hafta, facebook anılar kısmında karşılaştığım ve yukarıda da paylaştığım Oğuz Atay paragrafını yeniden okuduktan sonra; fırsat buldukça üzerine düşünüp, yeniden ve mevcut halimle durumu anlamaya çalışırken buldum kendimi. Malum, ikinci mesleğimiz anlamaya çalışmak ancak, bir yandan bunun için uğraşırken diğer yandan her şeyi gözümde büyütme, karışık hale getirme meziyetimle ilk defa gurur duydum: paragrafın başlangıç cümlesine inanarak.

Bu özet paragrafın, hayatın içindeki karşılığını düşününce sorunun şu siyasi kişinin şu siyasi tavrı, şu şarkıcının şu hareketi, şu mühendisin mesleki eksiklikleri vs. olmadığını, sorunun temelinin insan olduğunu anlıyorsunuz. Yani öğretimi, kültürü, hayata bakışı, entelektüel birikimi vb. sonradan kazanılabilen ve hatta kazanılması gereken eğitim evrelerinin eksikliklerinin, hayatın her alanında sorun olarak karşımıza çıktığı bir gerçek. Elbette mesleklerin, bu yanlışların etkilediği kitlelerin büyüklüğüne etkisi yadsınamaz ancak, sorunun çözümü mesleki eğitimde değil daha çok insan eğitiminde olduğu gerçeğini değiştiremez.
Özetle; bir ülkenin eğitim sistemini düzelirse siyasetçisi de, sanatçısı da, memuru da, işçisi de düzelir. Böyle baktığımızda burnunu karıştıran garsonu eleştirmeden önce şöyle bir soru düşmeli aklımıza;

“Suç garsonda mı, ona doğru bir eğitim sunmayan sistemde mi?” 

ANLAMAK DEDİKLERİ

”Bu vatandaşı en iyi ben anlarım bence!” dedi, bovling topunu lobutlara atarken tavanı çökerten vatandaşın videosunu izledikten hemen sonra,
ve devam etti:

”Zaten bir başkasının, benim o çocuğu ne kadar anlayacağıma dair sunacağı önerme havada kalır ya da benim kişileri anlama oranımı, bir başkasının ölçmesi, bildiğimiz soyutluktan daha uzak bir girişim olurdu” dedi, cümledeki ”bence” kelimesine burun kıvırarak.

Sezen çalıyordu; ben öyle birini sevdim ki, bi nevi intihardı…

Evinde, oturma odasında, koltuğunda vs.
Ve bütün anlamını yitirmişken Pazar,
Ve malum, çocuklar ölürken dünyada…
”O vatandaşı en iyi ben anlarım!’’ dedi, olduğu yerde!

CEM

Okuyun;

*Delilirikler – Birhan Keskin (şiir)
*Adımlar – Asaf Halet Çelebi (şiir)
*Nana – Emile Zola

Dinleyin;

*Back To Black – Amy Winehouse
*Blues In My Bottle – Christian Willisohn
*Bulutsuzluk Özlemi – İznik Gölü

İzleyin;

*Squid Game (Dizi)
*You (Yeni sezon dizi)

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL