Köşe Yazıları

İNSANLAR, HAYVANLARLA YER DEĞİŞTİRMELİ!

İNSANLAR, HAYVANLARLA YER DEĞİŞTİRMELİ!
Gökkuşağı Köşesi Banner

İnsanlar bir gün hayvanlarla yer değiştirmeli ve onlara yaşattıkları her şeyi kendileri de yaşamalılar.

Bugün Facebook’a girdiğimde ilk olarak bu fotoğrafla karşılaştım. Ne sövebildim, ne ağlayabildim, sadece o acıyı hissettim. Memelerinin dolup akması ve bu durumun ona verdiği acı… Bunu anne olmuş hemen her kadın mutlaka yaşamıştır. Ama bu hayvan hem yavrularından ayrılıyor, hem sokağa atılıyor, hem de süt dolmuş memelerinin acısına dayanmaya çalışıyor.

Bu masum canlıların kimseye bir zararı yokken neden sürekli tartaklanır, dövülür zehirlenir ya da en kıymetlileri ellerinden alınıp sokağa atılır? Bütün istedikleri karınlarını doyurup yaşamak iken! Hiçbir hayvan gereğinden fazla yemez ve fazlasını depolamaz… Hiçbir havyan doğayı talan etmez, hiçbir hayvan başka bir hayvan gurubuna savaş açmaz zehirlemez, kimseye tehditler savurmaz. Dişlerini sadece kendini savunmak için gösterir, sadece canı yandığı için tırmalar. Ne verirseniz hep fazlasıyla dönerler size. Sevgiyse sevgi, öfkeyse öfke!

Ben hayvanlar arasında büyüdüm. Özellikle köpeklerimize çok bağlıydık, onlar da bize. Bir köpeğimiz vardı oldukça akıllı, çok cesur, dost canlısı bir köpekti. Hem koyunlarımızı, hem evimizi, hem de bize ait eşyaları korurdu. Dışarıda peynirlerimiz olurdu ve başında bekler ne kendisi yer, ne de başka hayvanlara yedirirdi.

Bir süre sonra hastalandı. Ağzından salyaları akıyordu. Bunun iyi bir şey olmadığını biliyordu sanırım. Bizden uzaklaştı… Her defasında gelip mamasını yiyor, çıkıp gidiyor ve tarlalarda yatıyordu. Sürekli çağırsak da, süt ya da başka bir yiyecek versek de bir daha kalmadı evimizin yakınında. Bir sabah babam tarlada cansız bedenini bulmuştu. Günlerce unutamamıştık, çok üzülmüştük ailecek.

Oğlum sürekli bir hayvan sahiplenmek istiyordu, en sonunda bir kediyi evlat edinmeye karar verdik. Komşumuz iki kardeş olan kedi yavrularını almıştı. ”İki tane daha var almak isterseniz, sahibi hepsine birden bakamıyor” dedi. Bütün gerekli malzemelerini ve yavru kediyi de aldım oğluma sürpriz yaptım. Okuldan gelip kediyi gördüğünde yüzündeki o mutluluğu görmeliydiniz. İlk günümüz yeni bebeğimizi sevmekle, oynamakla geçmişti. Sadece oğlum için değil benim için de çok önemli bir yere sahip olmuştu minik Eddy‘miz.

Günümüz onunla oynayarak geçiyordu. Sevimliliğiyle gelip döşümüze sokularak kendini daha da sevdiriyordu. Bize geldikten bir buçuk ay kadar sonraydı, bir gün mamasının poşetini yemişti. İçinde alüminyum parçaları olduğu için korktuk, veterinere götürdük. Röntgen çekilmişti… Veteriner, “Size kötü haberim var. Yediği şey tehlikeli değil ama ne yazık ki kediniz çok hasta ve bir süre sonra nefes alamaz duruma gelecek. Benim size tavsiyem ona acı çektirmeyin, ötenazi yapalım” dedi. Oğlumla iki gözümüz iki çeşme eve geldik. Oğlum, “Ben hayatta yaptırmam. Başka veterinere götüreceğiz,” diye ağladı. Öyle de yaptım. Başka veterinerleri aradım. Çekilen röntgeni görenler de maalesef aynı şeyi söylediler. Gün geçtikçe küçük yavrumuzun karnı iyice şişmişti ve nefes almak için sürekli ağzını açarak garip sesler çıkarıyordu. Onu havlulara sarıp dışarı çıkarıyorduk temiz hava alsın diye. Nereye gitsem yanıma gelip gözlerime acı acı bakıyordu. “Kurtar beni!” der gibiydi. Üç, dört gün dayanabildik. Oğlumun da, benim de gözlerimiz kan çanağına dönmüştü. Hem oğlumun ilk evcil hayvanını bu kadar çabuk kaybetmesi ve onda açacağı psikolojik yaralar, hem de kedinin beni bir anne gibi görmesi fakat yardım edememek beni üzen şeylerdi.

En sonunda yavrunun çektiği acılara daha fazla dayanamadık. Oğlum babasıyla götürüp uyutturdu. Fotoğraflarını odasına astı, her bakışında da hıçkırıklara boğuldu. Günlerce aylarca unutmadı Eddy’i. Onun hakkında konuşulmasına bile tahammül edemiyordu. En son geçtiğimiz sene yeniden bir yavruyu sütten kesildikten sonra aldık ve şimdi onunla zaman geçiriyor.

Yavru hayvanlar sahiplerini anne görüp öyle yaklaşır size. Ne yaparsanız yapın dibinizden ayrılmazlar. Yüzünüzdeki ifadeden anlarlar ne demek istediğinizi. Hata yaptıklarında çocuk gibi saklanıp sinirinizin geçmesini beklerler. Bir köşeden “Beni affettin mi?” bakışı atarlar size. İçinde vicdan olan dayanamaz o bakışa.

Hayvanlar, insanlardan merhametli, insanlardan dürüst ve insanlardan daha temizdir. Onlara kıyanları affetmeyin sevgili okurum.

Sağlıcakla kalın…

Birgül SOLMAZ

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL