Köşe Yazıları

“Siyasi Partilerin Algılanma Sorunu”

“Siyasi Partilerin Algılanma Sorunu”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Bir insanın ne yaptığı ve ne söylediği kadar, o insanın nasıl algılandığı da önemlidir. Aynı şeyi yapan veya söyleyen iki insan, aynı kişi tarafından çok farklı algılanabilir. Bunda, bir şeyi yaparken veya söylerken kullanılan vücut dili kadar, o insanın, algılayanda önceden yerleşmiş imajı da önemlidir.

“Yalancı çoban” hikayesi bunun en güzel örneğidir. Çoban, birkaç kere insanları “sürüye kurtların saldırdığını” söyleyerek kandırır. Sonra boş yere telaşa kapılanlara güler. Ama bu sırada insanlarca “Yalancı” olarak etiketlenir. Bir süre sonra sürüye gerçekten kurtlar saldırdığında, artık yalancı olarak tanınan çoban, kimseyi inandıramaz.

Bunun tam tersi de mümkündür. Televizyonlara çıkan bazı insanlar, hemen her konuda fikirlerini söyleyebiliyorlar. Bu insanların bazıları, zamanında uzmanlaştıkları, eğitim aldıkları – verdikleri konularda dikkate değer fikirler ortaya koydukları için, “bilgili bir insan” olarak etiketlenmişler. Ve bu yüzden, eğitimleriyle alakasız, izleyenlerden daha fazla bir şey bilmedikleri konularda bile, söyledikleri dikkate alınabiliyor. Oysa insan her şeyi bilemez… Ve insan hata da yapar. Bilmediğimiz konularda hata yapma ihtimalimiz de yüksektir.

Etiketleme, aynı zamanda karşı tarafın hangi durumda ne yapacağını tahmin etmeye yarar. Küfürlü konuştuğu için “Küfürbaz” olarak etiketli bir insana, bir şey sorulduğunda, vereceği cevabın küfürlü olması, etrafındakileri şaşırtmaz. Tam tersi küfür içermeyen bir cevap, şaşırtabilir. Mesela rahmetli Seyfi Dursunoğlu, Huysuz Virjin karakterine girdiği zaman, etrafındakilere çok ağır sözler söyleyebiliyordu. Ancak o sözler işin espirisi olarak algılanıyordu. Aynı şeyleri söyleyen başka biri, çok ciddi kavgalara girebilirdi.

Bir insanın normalde çok sakin ve uyumlu olarak tanınıyor olduğu halde, sinirli ve agresif davranışlar göstermesi; hem o insanın gerçekten bir sorunu olduğunu gösterir, hem de bu şekilde davranışlarına alışık olmayanlarla yeni sorunlar yaşamasına sebep olabilir. Tam tersi sinirli ve agresif birinin, sakin davranması da, etrafındaki kişilerin uzun süre ona kuşkulu bakmasına ve dikkatli yaklaşmaya devam etmesine sebep olur. Oysa her insanın sinirli ve sakin zamanları vardır. Yeni bir çevreye girdiğimizde o anki ruh halimiz bize bu konuda bir etiket yapıştırılmasına sebep olabilir. Ve insan olarak başkalarının bize yapıştırdığı etiketten kolay kolay kurtulamayız. Ama zorlandığımızda başka bir çevreye farklı bir imaj ile girme şansımız da vardır.

Son zamanlarda görüyoruz ki, aynı durum sadece insanlar için değil, kurumlar için de geçerli. Bir siyasi partinin yaptığı hareket, o parti hakkında olumsuz bir imaja sahip olanlarca “kötü” olarak algılanırken, başka bir siyasi partinin yaptığı aynı hareket, aynı kişilerce “iyi ve gerekli” olarak algılanabiliyor. İşin daha da kötüsü bazı siyasi partiler, kurucu başkanlarının imajını aynen alıyorlar. Yani daha kurulduğu anda etiketleniyorlar.

Bu şekilde bir gelişme siyasette çok ciddi bir sorunun varlığını gösterir. Partiler kendine oy veren seçmenlerin dışında kalanları, ikna etmekte zorlanırlar. Oysa aynı siyasi partiyi desteklemek, ömür boyu sürecek bir eylem değildir ve olmamalıdır. Siyasi partiler kendi içlerinde değişirken vaatleri, yaptıkları ve yapamadıkları, insanların kararlarını da değiştirebilmelidir. Çünkü ancak o zaman bir demokrasinin varlığından bahsedebiliriz. Demokrasi sadece seçme özgürlüğü değildir. Aynı zamanda karar değiştirme özgürlüğüdür. Düşünün, iki seçim arasında hiçbir seçmen kararını değiştirmediyse, ikinci seçimi yapmanın gereği var mıdır?

Ama işte bu yapılan veya söylenen aynı şeyin, farklı algılanmasının siyasi partilere de yansıması, kişilerin objektif değerlendirmeler yapmasını imkansız hale getirir ve siyasi partileri de yeni seçmen kazanma konusunda çaresiz bırakır. Üstelik siyasi partilerin, insanlar gibi ortamlarını değiştirme şansları da yok. Yapılan sokak röportajları ve etrafımızdakiler bize gösteriyor ki, maalesef bu siyasi partileri etiketlemelerine göre algılayan insanlar, ülkemizde gittikçe artıyor. X partisine güvenmeyen bir insan, o partinin dahil olduğu bir konudaki açık delilleri bile, mantık dışı sebeplerle inkar edebiliyor. Veya Y partisine güvenen bir insan, o parti ile ilgili çok ciddi olumsuzlukları görmezden gelebiliyor.

Demokrasinin sağlıklı işlemesi için bu konuda bir şeyler yapılması ve seçmenin bilinçlendirilmesi lazım. Keşke ülkemizdeki felsefeci ve sosyologlar, Kant’ın, Hegel’in ne demek istedikleri üzerinde kafa yordukları kadar bu gibi konular üzerinde çalışsalar.

Aydın ROZENTAL

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL