Köşe Yazıları

“Şimdi Reklamlar”

“Şimdi Reklamlar”

Birçok şeyin parayla, torpille değil; sabır ve sırayla elde edilebileceği öğretildi bana. Geldiğim yerden öğretilenlerle, olduğum yerde yapılanlar biraz farklı birbirinden. Sıram elbette hiç gelmedi benim. Hiç ağlamadım mesela istediğim şeyler için. Dizlerim kanarken bile “İyiyim ben, bir şeyim yok! Acımadı ki!” diyerek güçlü durmam gerektiği öğretildi. Hakkımı helal edip, kimseye boyun eğip biat etmemeyi filan öğrendim işte. Vereceklerini açık açık hiç söylemedikleri ama sehven yapılan konuşmalardan, sıramı beklemem gerektiğini düşündüğüm birçok olayı yaşadım.

“Dünya bilgisayar mı öğreniyor? Acelesi yok, seneye öğrenirdim. Dünyadaki çocuklar telefon mu kullanıyor, tatile mi çıkıyorlar tek başlarına? Biraz daha büyümeyi beklemeliydim.”

Bu sıra bekleme işi zamanla daha can sıkıcı boyutlara ulaştı. Markette biri sıramı mı kaptı? İnsanlar bir işi yapana kadar ben üç iş mi bitirdim? Yeteneklerimin zamanla basite indirgenmesini, takdir görmemeyi özümseyip “Kör değillerdir ya görüyorlardır nasıl çalışkan olduğumu,” diye diye bir sepette elmalarla armutlarla çürüyüşümü izledim! Neyse…

On yüz bin milyon ölümcük gördük!

Filmlere konu olan ezilenlerin yükselişi teması beni hep derinden etkiledi. Ulak gelecek bir gün haklarımı teslim edecek… Ulak; bir kahraman, bir ölüm meleği, bir öteki alem memuru, sonsuzluk aleminde bir yer gösterici, hak savunucusu, aktivist… İçim çok rahat o yüzden! Bu reklamlar bir gün bitecek.

“Senin sıran da gelecek!” diye diye yalan söyleyen, sıranızı kapıp bir şey yokmuş gibi davrananı çok oluyor bu hayatın. Ulak henüz gelmediğine göre, kendinize odaklanıp sıranızı kaptırmayın efendim… Kapayın çenenizi, açın gözünüzü. Memleket elden gidiyeah!

“Korkarsan, bilemezsin sonunu. Sonunu bilmediğin şeyden de ömrün billâh korkarsın.”

On yüz bin milyon kavgaya tutuştuk!

İdeolojileri insanlar uyduruyor, o ideolojilerin peşinden insanlar bir kavgaya tutuşuyor; Adalet, hukuk, huzur, eşitlik kimsenin işine gelmiyor. Soru yağmuruna tutuldu mu insan, her biri kendi camından, penceresinden bakan Arap kızı gibi, hep kendilerine hak gördükleri; adaleti, hukuku, eşitlik ve doğruyu size reva görmüyorlar. Varsa yoksa “Sen sıranı bekle, biz daha mağduruz!” O yüzden beklemeyin; din, dil, ırk, cinsiyet özgürlüğünün altın tepside törenle size geleceğini. Gelemez efendim. Hak verilmez, alınır!

N’olmuş n’olmuş? Balık kavağa mı çıkmış, eşek hoşaf mı içmiş, karganın peynirini tilki mi kapmış, tiklinin kuyruğu kapana mı kısılmış; tavuk dinozor soyundan mıymış, deve kuşu kaçıp kafasını kuma gömünce saklandığını mı sanırmış, soytarılar kralı eğlendirirken cenneti saray mı sanırmış? Gökkuşağı mı çıkmış, feminizm kocayı mı bulmuş, komünizm parayı mı kapmış, kılavuzu karga olanın burnu boktan mı çıkmamış, imam yellenince cemaat hacetini mi yapmış?.. mış…mış…mışıl mışıl…

On yüz bin milyon biz olduk!

“Yolun yolumuzdur; yoldaşız, yandaşız, sırdaşız, kardeşiz, dindaşız…” diyenlere aldanmayın artık… Kaptan kamarasında buzlu bademle aşk yaşayan badem bıyıklılar, anlar mı sanıyorsunuz hâlinizden? O gemi çoktan kalktı ve siz hala el sallıyorsunuz iskeleden gemidekilere! Gün, farelerin bile kaval sesine aldırmadığı gündür. Yerlerinize geçin, kaldığımız yerden devam edeceğiz bu film bitene kadar izlemeye. Reklamları izleyin şimdi ya da atlayın!

NAKHAR

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL