Köşe Yazıları

SEZEN AKSU (Şahane Bir Şey Yaşamak)

SEZEN AKSU  (Şahane Bir Şey Yaşamak)
Gökkuşağı Köşesi Banner

Herkesi anlamaya çalışırken omurgasız biri gibi durabiliyor insan, mevzu herkese yaranmaya çalışmakla karıştırılıyor. Gerçi insan çok fazla karanlık odaları olan bir varlık, belki bu anlama çabasının bir tarafında herkesçe kabul görme ihtiyacı da vardır, bilinmez. Birazdan yazacağım konu ve içerik sonrası bu konuma düşmek istemem ancak, bir yandan da ne söylersem söyleyeyim karşımdaki insanın nazarında oluşacak algıya müdahale edemeyeceğimi de biliyorum.

Konumuz mu? Sezen Aksu…

Aklım ermeye, aşkı tanımaya başladığım o 15’li yaşlarda başladım Sezen Aksu’yu keşfetmeye, keşfettikçe sevdim, sevdikçe daha çok tanımak için uğraştım; hassasiyetlerini, yaralarını, aşklarını, ayrılıklarını, dünya görüşünü… Sen Ağlama şarkısıyla başladığım arabesk Sezen Aksu maceram, Ablam Aşktan Öldü felsefesine evrildi. Bu süreçte ışık doğudan da yükseldi, düş bahçelerinde de yürüdük, deli kızın türküsünü de dinledik şarkı da söyledik hep beraber. Ve elbette her dönem Sezen Aksu’nun daha çok söyleyeceği sözünün olduğunu da hissettik, cumartesi annelerinden Mehmet’lere, hemen herkesle bir bağ kurup birlikte “Türkiye Şarkıları” söyletti bize: onu anlamayanların ve anlamaya çalışmayanların linç girişimleri eşliğinde. Bugün de yeni bir tartışmaya sebep, merhum Yaşar Gaga’nın 2017 yılında çıkan albümünde Sezen Aksu’nun sözlerini yazıp seslendirdiği “Şahane Bir Şey Yaşamak” şarkısı. Şarkıyı tartışmalı kılan sözleri biliyorsunuzdur, tekrar etmeye gerek yok. İlk okuduğunuzda eleştirilerin haklılık payı olduğunu da düşünüyor insan. Kendi manevi değerlerine saldırılmış hissi uyandırıyor, Sezen Aksu’yu anlamak için çaba harcamayan kişilerce: evet, bunu da anlıyorum ancak, bu linç kültürünü bir türlü anlayamadım, anlayamıyorum. Özünde, hayatın her şeye rağmen yaşamaya değer olduğunu ve buna sebep kişi ve olaylara selam söyleme ironisini içinde barındıran şarkı, kimseyi kırmak, ötekileştirmek, bir inancı ve onun değerlerini küçük görmek için yazılmadığı, bir Sezen Aksu sevdalısı olarak gayet açık benim gözümde. Bunu söylüyorum çünkü Sezen Aksu’nun kalbini biliyorum, bunu söylüyorum çünkü o bizim uzun yol arkadaşımız… En fazla eleştirilebilecek konu “Biraz daha hassasiyet gösterebilirdi” şeklinde olabilir ki bunu da saygıyla karşılamak gerekir, eleştiri herkesin hakkı tabi eleştirinin hakkını verebilen herkesin. Peki öyle mi oldu? Tabii ki hayır: ne yüzü kaldı ne boyu, ne ahlakı kaldı ne cehaleti, ne minik serçesi kaldı ne kuzgunluğu, ne sanatı kaldı ne sanatçılığı…

Özetle hayat zor, bizim gibi ülkelerde bazen biraz daha zor maalesef. Birilerinin karşısındaki insana, kendi algısı kadar hak tanıması kadar büyük bir adaletsizlik olabilir mi? Buralarda bu çok oluyor maalesef.

Her şart ve koşulda sizi anlayacak insanlarla karşılaşmanız dileğiyle;

İyi pazarlar.

CEM

Okuyun;
*Ralp Keyes-Hakikat Sonrası Çağ
*Maxime Rovere-Aptallarla Ne Yapmalı
İzleyin;
*Sahtekâr (Film)
*Pervasız (Film)
Dinleyin;
*Frank Sinatra-My Way
*Sezen Aksu-Bütün şarkıları
*Dean Lewis-Waves

 

YORUMLAR (1)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

  1. Ayşe Umut diyorki:

    Karşısındaki insana başka bir insanın kendi algısı kadar hak tanıması kadar büyük bir adaletsizlik yok cidden. Bu bakış açısını keşke senin benim gibi birçok insan edinse. Kalemine sağlık Cem!

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL