Köşe Yazıları

SANATTAN ANLADIKLARIMIZ

SANATTAN ANLADIKLARIMIZ
Gökkuşağı Köşesi Banner

Anladıklarım ve anlattıklarım konusunda sanatı ve dolayısıyla insanı konuşurken her seferinde koskoca bir karmaşa ormanına adım atmış hissiyle uyarılıyorum. Bu uyarılma anlarının ardından sanatı icra etme ve sanat üzerine konuşma nedenimizin ruhumuz değil de o eser her ne ise anlaşılması olduğu kanısına oldukça sessizce ve eleştirilme payını da cebime koyarak vardım. Bilinen ve tanınan o kişiler; bir tabloyu, bir şiiri, bir kitabı eleştiriyor diye o eleştirinin çizdiği çizgi dışına neden çıkamıyoruz? Ve o çizgi ne kadar anlaşılabiliyorsa sanatı da ancak o kadar kabul edebiliyoruz. Bunun gerçeklik payı her seferinde uyarılma hissimin şiddetini arttırıyor. Çizgiyi çizen değil de biz o çizgiden çıkmayanlar olarak kendimizi sorgulamalıyız. Zaman ilerledikçe sanatı yalnızca ‘herkesçe anlaşılabilir’se kabul ettiğimiz bir noktaya geldik. Oysa sanat içinde her neyi barındırıyorsa; anlaşılabilir olmak, anlaşılma ve beğenilme kaygısıyla yapılmak zorunda olmamalı… Her bir kişinin o tablodan anladığının aynı olmaması tam da yeni bir tablo üretebilme güdüsünün başladığı an değil de ne?

Bir dönemde yaşayan ve aynı konuyu farklı dilde çizen sanatçıları düşünün. Aynı hissetseler ve birbirleri gibi düşünseler farklı çizebilirler miydi? Size yeniden şiir okutan o his, belki de bir şiiri her yaş aldığınızda daha farklı okumanız ve anlamanız değil mi? Sanata dair her eseri bir kalıba uygun anlamayı reddediyorum!

Ben hep kendimizden, ruhumuzdan kopan o samimi ve özgün eleştirinin belki bir başkasına da ilham olacağı düşüncesiyle kendimi yoğurmaya çabaladım. Her gün kendim olarak yaptığım her şeyin taze kokusuyla nefes alıyorum. Bir kelimeden bir senaryo, o senaryodan bir şarkı ve o şarkıdan bir tablo çıkacağı birbiriyle iç içe geçmiş bir iplik gibi sanat benim için sevgili okur. Anlaşılabilirlik elbette yadsınamaz, ‘hepimiz aynı şeyi anlamak zorunda kalmamalıyız’ güdüm size kendinize ait yeni bir lisan yaratmanız ve bunu paylaşmamanız manasına katiyen gelmiyor. Ancak kişiye inatla yapılan ‘bunu benim anladığım yolla anlamalısın’ baskısını evimizi temizler gibi zihnimizden temizlemeliyiz diye düşünüyorum. Her yeni gün bu çağda yaşayanlar olarak bizden başka olanı sevmeyi ve kabul etmeyi öğreniyoruz. Sanatçıya söylediğimiz bu ‘Kendin ol!’ sloganının hemen yanına da bu baskıyı sıkıştırıyoruz ve sanatçıya dayatıyoruz. Tüm bunların kaygısını avuçlarımızın içerisinde taşıyarak ortaya çıkardığımız eserler de ne yazık ki bir sanat yanılsamasından öteye gidemiyor. Bu yanılsama bundan belki de 60 sene sonrasında dönemin bir özelliği gibi eleştirilecek, bilemiyorum. Bildiğim tek şey sanatı, sanatçıyı, kişiyi ve tüm toplumu her alanda aynı düşünme baskısından kurtarmamız gerektiği. Farklılıklarımızla varız. Farklılıklarımızla var ediyoruz. Son olarak sizden bir saniyenizi ayırıp düşünmenizi rica ediyorum.

“Ya birbirimizden farklı olmasaydık?” 

Gürsev Burku AKPINAR

YORUMLAR (2)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL