Köşe Yazıları

Rüyalarda buruşuruz

Rüyalarda buruşuruz
Gökkuşağı Köşesi Banner

“Gerçekliği test etme yetisinin kurulmasının asli önkoşulunun bir zamanlar gerçek doyum sağlamış olan nesnelerin kaybedilmiş olması olduğu açıktır” demiş Freud bizlere.

Aşk acısını, ölüm sonrası travmaları açıklamış mıdır böylece? Bence olsa olsa koltuğunu kaybetmemek için her haltı yiyen siyasetçilerin trajik durumunu tanımlamış oldu Freud!

Yine de kayıp-yok oluş sonrası yası oluşturan şeyi “özdeşleşme” ile tanımlayabiliriz belki? Eğer özdeşleşme egonun nesneden ayrılmasını sağlayan normal-gelişimsel bir süreç ise; “Ötekiyle, onun ötekiliğini tanıyarak ve onu kendi eşdeğerime indirgemeden nasıl ilişki kurabilirim?” sorusuna kim cevap verir? (Ya da bu soruyu tek soran ben miyim?) J. Lacan bunun, ötekinin belirli bir niteliğiyle özdeşleştirmeyle mümkün olabileceğini söylemiş. Bu durumda özdeşleşilen özellik, “Ötekinin belli bir başarısızlığı, zaafı, suçluluk hissi,” olabileceği gibi, belirli bir yüz ifadesi ya da jesti de olabilir. Ötekiyle bir bütün olarak, Gestalt olarak değil, yalnızca kısmi bir niteliğiyle, bir ayrıntısıyla özdeşleşebilirim. Bu özgül niteliğin, bir gösteren olarak, ötekinin gücünün somut bir niteliği olarak anlaşılması gerekmekte öncelikle. (Terkeden sevgilinin göze güçlü gelmesi gibi – ölümü ayrı tutalım burada!) Ötekini basit bir şekilde, öznenin rakibi yapan (ve böylece saldırganlık meselesini çözülmeden öylece ortada bırakan) imgesel özdeşleşmenin aksine, belirli bir nitelikle/özellikle özdeşleşme, “ARZU”yu da imgesel ötekinin sıradan bir kopyasına indirgemeksizin belirler. Ve birincil/imgesel özdeşleşmenin bünyevi bir özelliği olarak var olan saldırganlığın aşılmasının da koşulu haline gelir. Tabii bu varsayım tüm cinsel arzunun ya da arkadaşlık ilişkilerinin temel bir prensibi olarak karşımıza çıksaydı – yandı gülüm keten helva!

Kıssadan hisse; bir zamanlar elde edilen doyum, bundan sonra asla tekrar etmeyecek demektir. Bir tür safiyet ebediyen kaybolmuş yani. Büyük bir serüvenin/arayışın ruhsal olarak/ruhlarımızda kayıt altına alınması gibi bir şey bu.

Kıssadan hisse tekrar aynı şeyler yaşanmayacağı gibi, asla eski doyuma da ulaştırmayacak demektir İşte bunu fark eden postmodernist insan da sevgiyi egoya çekerek kendince yok olmaktan kurtarıyor. Kinetik enerjiyi, potansiyel enerjiye çevirmek gibi bir şey bu.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL