Köşe Yazıları

RAHAT RAHAT İÇİNİZİ KARARTABİLİRSİNİZ

RAHAT RAHAT İÇİNİZİ KARARTABİLİRSİNİZ
Gökkuşağı Köşesi Banner

“Karşımızdaki insana, kendi algımız kadar yaşam alanı hakkı tanımamız kadar büyük bir adaletsizlik olabilir mi?”

Önceki hafta yazdığım Sezen Aksu konulu yazının son cümlesinden yola çıkarak başladım yazmaya. Çünkü cümleyi yazarken daha net fark ettim birilerine ne büyük haksızlık ettiğimizi ya da büyük haksızlığa uğradığımızı. Kendini geliştirmek ve dolayısıyla dünyada olan biteni anlamak adına hiçbir çaba sarf etmeyenlerin, o kıt algısıyla oluşturduğu değerler çerçevesinde birilerine sınırlar çizmeye çalışması gerçekten de büyük haksızlık. Dünyanın öküzün boynuzlarında olduğuna inanan zihniyete; dünyanın boşlukta, belli bir sistemle uyumlu bir şekilde hareket ettiğini anlatmanın riskini bir düşünün.

Aslında bugün yaşadığımız çıkmazların çoğu bu kapsamda gerçekleşiyor kanımca. Herkes kendi değer yargısının değerli, diğerlerinin değersiz olduğunu ve dolayısıyla küfre maruz bırakılmasında bir sakınca olmadığını düşünerek yaklaşıyor olaylara. Küfür kelimesini seçerken yazının heyecanına kapılmadığıma ve seçtiğim kelimenin abartı olmadığına yeniden kanaat getirdim üzülerek. Son yıllarda, özellikle sosyal mecrada kendisi gibi olmayan insanlara küfretmenin neredeyse hak olduğunu düşünen birileri türedi, türemek bir yana gayet faal olarak saldırıyorlar sağa sola. Ülke ve insanlık adına kaygı duyan, birilerini anlamaya çalışan insanlar da bu gelişmeleri üzülerek seyrediyor; Sezen Aksu’nun “Açık yara misali, yüreğimin hali” dediği hassas kitle.

Yazının ilk cümlesine yeniden okuyup, bir de özgürlük kavramı üzerine düşündüğümüzde ve son zamanlarda “Sen benim değerlerime saldıramazsın ulan…” diye başlayıp devam eden linç olaylarını göz önünde bulundurduğumuzda nasıl bir girdabın içinde olduğumuz, düşünen akıllar için ortaya çıkacaktır. Değerlerine saldıramayacağını karşısındakinin değerlerine saldırarak gösteren bir güruh elbette umudumuzu yitirmemize sebep…

Bugün bu yazıyı, bahsi geçen hassas ve düşünebilen kitleye “İçinizi karartmayın, umudunuzu kaybetmeyin” temelinde ‘ümitvar’ şeyler yazarak bitirmek isterdim lakin yukarıdaki üç paragrafı okuduktan sonra yazılacak ümitvar cümleler okuyucu gözünde samimiyetimizi sorgulamaktan öteye gitmeyecektir. O yüzden, rahat rahat içinizi karartabilirsiniz.

YA SONRA

Sonra;

Bütün çaresiz zamanlarda olduğu gibi “sonra” diye başladı hikâye. “Unuttum” dedi mahzun ve mahcup, gözleri yerde, yarı kapalı, ağlamaklı…

ve titrek sesi ile…

Geçen yaz düzenlediği, bu bahar iç çeke çeke seyrettiği, evin sağ yanındaki çiçek bahçesindeydi. Aslında yalnızdı, aslında kalabalıktı, aslında “Unuttum” demişti ve bitmişti hikâye…

İyi pazarlar!..

CEM

Okuyun;
*John Steinbeck-Fareler ve İnsanlar
*Harper Lee-Bülbülü Öldürmek
*Sezen Aksu-Avcı
İzleyin;
*Gözlerinin Ardında (Dizi)
*Babamın Kemanı (Vaktiniz Bolsa)
*Yeni Hayat (Film)
Dinleyin;
*Beth Hart-Caught Out In The Rain
*Jaymes Young-I’ll Be Good
*Mabel Matiz-Hanfendi

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL