Köşe Yazıları

“….. RAĞMEN YAŞAMAK”

“….. RAĞMEN YAŞAMAK”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Emeklemeye başladığım bilinçsiz dönemden itibaren, otuzlu yaşlarımın başına kadar, hayatımın hemen hemen tamamını başkalarının isteklerine göre yaşadım. Onların iyiliğine, çıkarlarına, ihtiyaçlarının ne olduğuna dikkat ederek. Empat bir insan olarak kendi hayatımı çevremdekilere adayıp onlara göre ve onlara rağmen şekillendirdiğim doğrudur. Doğru bildiğim tek bir şey dışında: Kimi seveceğim?

Oku demediler, okudum çokça; yaz, çiz demediler yazdım çizdim her şeyi. Sunulan seçenekler arasında bana dair bir şey yoktu. Elimizde bu kadarı vardı. Bu kadarıyla idare ettim… İdareci değil, idare eden tarafta yer buldum kendime.

Sonra sonra fark ettim ki, zaten tercih edilen idareciler bize hiç benzemezlermiş. İdealist bir yanları olmadığı gibi sistemin tekerine vida olmuşluktan başka bir meziyetleri de yokmuş. Böyle böyle sol tarafımda hissettiğim asil kan, beynime sıçradı… “akıldışı kurallara karşı” akılcı bir manifestonun içerisinde buldum kendimi, yerimi, kapağımı buldum tencere misali yuvarlanarak.

İnsanlara istediklerini ne kadar verirseniz verin, isteyecek hep daha başka bir şeyler buluyorlar arsızca… Sizi en iyi tanıyanından, hiç tanımayanına kadar bu hep böyle… En kolayı genç aşıklara saldırmak oluyor… Kimisi muvaffak olurken kimisi dayağını yiyip gerisin geri yerine oturuyor. Artık elimiz armut toplamıyor aşkdaşlarım. Elimizde bir sevgi kaldı. Onu da savaşmadan teslim edecek değiliz elbet. Ahlakınız çocuğa, kadına, hayvana uzanan ele ses etmiyor da bir tek aşka gelince basıyor şeytan gibi vesveseyi “Vur, kır, parçala”… Sen başka kapıya “Yallah!”

Vakıf olmadıkları konularda çokça yorum yapmayı seviyoruz ya biz. Kahvehane köşelerinde siyaset yapmıyor olsak da toplumun öğretilerinden gelen başkalarını yargılama sevdası bütün davranışlarımıza yayılıyor ne hikmetse. Bir dur da kendine bak be kardeşim!

Son söylediğimi boş verin. “Hişşt, Aloo, Kendine baksana sen!” demek, hayatınız hakkında atıp tutanların (çok umurlarında değil ama) özgüvenlerinin kırılmasına neden oluyor. Kırmak istemediklerinizi kırmamak için susuyorsanız orası ayrı. Benim gibi aklı dilinde olan biri için maalesef susmak çok zor. Bu zorluktan kurtulmak için ben de insanlarla olan ilişkilerimi minimum düzeyde tutuyorum. “insan sevmiyorum ben yaa!” diyerek.

Sebep: “İnsanlar, samimiyetinizi hadsizlikle harmanlayıp hayatınızı eleştirmeyi kendilerine sunulmuş bir hak olarak görüyor.”

Edith PIAF (Kaldırım Serçesi) ölmeden önce kayıtlara geçmiş son röportajında tavsiyeniz var mı diyen muhabire sadece “Sev!” demiş… Asıl olan sevmek; eşyaya, canlıya, yaşama saygından SEV!

Samimi olmak zorunda kalmadan insanları seviniz. İçlerinden birkaçını, başka türlü seviniz. İçlerinden bir tanesini, hiç kimseye hissetmediğiniz kadar çok. Ne olursa olsun, bir şeyi öyle sevmek, sevgi cahili olmaktan evlâdır! Ki bu, sevgi cahilleriyle dolu dünyaya yerinde bir manifestodur.

Bu da benim dünyaya manifestomdur:

Kedi kadar dikkattim pür,

Yakalarsam bir haksızlık, atlayabilirim üzerine

Ve yakabilirim tüm köprüleri.

Aceleci bir sabır yayılıyor içimde

Kuytular yakmalı ve serinletmeli yaladıkça tümsekler dilimi;

Arı soksun! “SEV” diyen dilimi.

Ruhsuzum dizlerime kadar

Susabilirim kırılırsam aşktan,

Ve Rodin gibi taşa oyabilirim düşünürken heykelimi.

Tiz bir çığlık yayılıyor içimde

Dişlerim geçmeli ve akıtmalı çizdikçe tırnaklarım etimi;

Bırakınız “HAYAT” yazsın etime

Kanımla kaderimi…

Zincirsiz it kadar özgürüm bedenimden

Bırakırsam ısırabilir şah damarımı

Ve ayırabilir tırnağımı etinden.

Keskin bir öfke yayılıyor akıl küpümde.

Zehri kıvrandırmalı ve almalı canımı verdiği suyla kaşığı;

Kırılsın! “….. RAĞMEN YAŞAMAKSA” yaşamdan dönen kaşığım…

NAKHAR

YORUMLAR (3)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL