Köşe Yazıları

“AY KIZ ANNE!”

“AY KIZ ANNE!”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Köprünün altından çok sular aktı son iki yılda. O sular çekildikçe fark ettik ki zaman; fiziksel görüntümüzü, değerlerimizi, bakış açımızı, kararlarımızı, yargılarımızı, ağladıklarımızı, güldüklerimizi ve tabii yanımızdakileri hiç fark ettirmeden değiştirdi; güzelce eleğinden geçirip duvara astı bizi.

Zamanda asılı kalmış olmanın verdiği çaresizliği bir süre anlamayıp debelendik, yorulduk. Yorgunluğun ardından o kabulleniş, beklenmedik bir hızla da geldi zaten. “Evden çıkmak yasak!” dedi birileri. Kapıdan sinek girse, boy abdesti aldıracak kıvama gelinceye dek oynadılar sinirlerimizle. Sonra sonra, “Battı balık yan gider” boşvermişliği ile dibin de dibini gördük mü? Gördük!

Sıkılmaktan da sıkılınca bir süre sonra, “Nerede kalmıştık?” deyip dağılan aklımızı, ruhumuzu ve evimizi toparlamaya koyulduk…

“E madem evdeyim, gevşeyen kapı kollarından mı başlasam acaba? Ben ne yapabilirim bir bakalım… Yeteneklerimize göre orayı burayı onarayım dedik. Kendi kendime konuşuyordum: ‘Bunların hepsi usta işi tatlım ya, dur bakalım ustalar genellikle erkek oluyor, aaa ben de erkeğim!’ (Aydınlanma) “O zaman kendimin ustası benim!” dedim. Mesela şu duvara çivi çakayım, ayy! Şurası boş kaldı. Alo! Makrome örgüsü nasıl yapılıyordu kız abla?” 

Eskiden ekmek kuyruğu olduğuyla ilgili ahkam kesildiğini duydum inanır mısın? Ben o günleri görmedim. “Ay kız annee, ekmeği arabayla mahalle mahalle gezdirdiler, sen bunu gördün mü? Bütün erkekler asker tıraşıyla gezdiler aylarca, sen onu gördün mü?” 

Un aldık biz, evde kendimiz yaptık ekmeğe şeklen benzemeyen ilk ekmeğimizi, saçımızı bir iki kötü kessek de kökü bizde olduğundan uzadıkça kestik, kestikçe de öğrendik profesyonel berber olmayı! Bizi meğer varlıkla boğarak hazıra alıştırmışlar, ne bereketli zamanlarmış meğer 150 lira öğrenci bursuyla bir koca ay… Boşver boşver… Eskiden yoktu öyle elektrik gidecek de şarjımız bitecek; İnternetimiz kopacak korkusu. Her şeyi yaparak öğrenmiş bir çocuktuk ya biz, yeteneklerimizi hatırlatmak içindi tüm bu katakulli.

Biz o duvarda asılı kaldık ya aylarca, kaldıkça gördük yapabildiklerimizi…

Ekmeğe para vermiyorum artık, fiyatını da bilmiyorum bu yüzden. Sahi asgari ücretle kaç tane ekmek alabiliyorsunuz? Berbere gitmiyorum, “Öyle deme, her şeyin makinesi var kız anne! İnanmazsın bak yemin ederim sana köpeğim için aldığım tıraş makinesiyle hem onu hem kendimi tıraş ediyorum.” -Bir bızzzt sanaaaa, bir bızzt banaaaa.-

Fare yakalamış kedi gururuyla “Saç kesimini çok beğendim, berberin kim?” diyene “Kendim kesiyorum saçımı” deyip havamı atıyorum. Belki de arkamdan: “Çok fakir lan yazııık!” diyorlardır, olsun gitarımdan “Tınnnn” sesi onlara gelsin.

“Geçen yaz pazara da hiç gitmedim. İnanır mısın kız anne? Senin gönderdiğin konserveler sağolsun tabii ya, ama işin aslı kağıt bardaklara ektim tohumları; Olanları oturdum yedim, olmayanların tohumlarını önümüzdeki yaza sakladım. Arkadaşların doğum günlerinde pastayı evde yapıyorum artık. Bir dilim pasta parasına 12 kişilik pasta yapıyorum inanır mısın?”

Biz o duvarda asılı kaldık ya aylarca, kaldıkça öğrendik gerçekleri… Okudukça… Aman Allahım! “Okumaya zaman bulabildik, inanır mısın kız anne?”

Bir maske dağıtılamamasından bile anlamam gerekirdi aslında yalnız bırakıldığımı. “Yok mu, bize de mi yok?” Ee şey, maskeniz düşmüş de…

-Yoooh mi, yooh mi? Ellere var da, bize yoh mi? (Bilenler bilmeyenlere…)

“Her koyun kendi bacağından asılıyor, her insan yalnız gömülüyormuş kız anne!” Şey, öldü ya geçenlerde… “Ay, yok yasak var, başınız sağolsun. Cenaze? Size de mi yasak?* Namazı bile bulaş korkusuyla kılınmadı bazı tanıdıklarımın.

Sonra sonra, tüm bu temizlikten kalan çöpleri topladık. Çöp kanalları izlemeyi, cam silmek için bile kullanılamayacak gazeteleri almayı bıraktık.

Böylece masal gibi değil mi sevgili dostum? Sadece kendimize kadar bir yaşam kurmayı öğrendik işte. Ben ise bilgisayar kullanmaktan bozulan el yazımı yeniden düzelttim. Yaşadıklarımı yeniden kendi üslubumla yazmaya başladım. Haydi o zaman, bu kadar askıda kaldık yeter, biraz paylaşalım.

“Hoş geldin” diyenlere; 

Hoş buldum,

Hoş buldum,

Hoş buldum…

NAKHAR

YORUMLAR (12)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL