Köşe Yazıları

ÖZGÜRÜZ ALABİLDİĞİNE!…

ÖZGÜRÜZ ALABİLDİĞİNE!…
Gökkuşağı Köşesi Banner

İnsan sevdikleriyle özgürdür. Özgürlük neden ve ne zaman yalnızlığa gömülmüştür? Dağın başında bir kulübede tek başına yalnız bir hayat sürmek midir özgürlük? Yoksa uzak denizlere yelken açmak mı tek başına? Özgürlük müdür, yalnızlık mıdır?

Toplumlarda bilinen derbeder, saçı sakalı birbirine karışmış, alkolik sanatçı imajı gibi özgürlük de yalnızlıkla mı özdeşleşmiş, özleşmiştir? Stefan Zweig’ın dediği gibi “Bütün yalnızlar gibi özgür ve bütün özgürler gibi yalnız” mıdır özgür kişi? İçimizde bitmek tükenmek bilmeyen yalnız kalma arzusuyla çevremizden uzaklaştırdığımız ya da uzaklaştığımız insanlar bir anda nasıl oluyor da boğuveriyor bizi? Her defasında ne istediğimizi, ne yaptığımızı biliyoruz. Boğuluyoruz işte kendi içimizde, kendi isteklerimizle, kendi kendimize hapsediyoruz kendimizi. Yalnız kalmak istiyoruz kendi içimizden çıkamayınca. Hayatımızdaki bütün ömürlerin fişlerini çekip, kimi gün başka arkadaşlarımızla, kimi gün bir cana hasret aynalara koşar yalnızlığımızla kalıveriyoruz bir başımıza, üstelik sıkılarak bu halimizden de, buhranlardan buhranlara atarak, bir ses, bir nefes bekleyerek kalıyoruz tam da istediğimiz gibi, bir başımıza, yapayalnız. Yalnızlıktan şikayet ediyoruz üstelik. Yapılması gereken işlere koşuyoruz ya da yapılması gerekmeyen işler yaratıyoruz kendimize. Telefon, çanta, poşet taşımaz oluyoruz, hafiflediğimizi söylüyoruz bu şekilde. Hayatımızdaki insanlar ve araçlarla kendimizi esir ettiğimizi fark etmeden herşeyi gerektiği için yaşar oluyoruz da bunun farkına bile varmıyoruz, yalnızken bile. Bakmıyor, görmüyor, düşünmüyor, hayatımızdaki insanların hayatlarına nüfuz etmiyor, onların da bunu yapmasını “alanına girmek”, “hayatımıza müdahale” diye nitelendiriyoruz. Sevdiklerimizi tanımıyoruz, anlamak bu yüzden daha da güç oluyor. Biz ya durmadan mutlu olmak ya da durmadan mutsuz olmak istiyoruz. İnsana dair olan pek çok duygudan aşırıp kendimizi kendi seçtiğimiz bir yerde, bir de emanet duruyoruz.

Özlüyoruz fişini çektiklerimizi birdenbire ve düşünüyoruz ve anlıyoruz belki. Ama biliyoruz, inanıyoruz, hissediyoruz, görüyoruz, düşünüyoruz, “Bütün yalnızlar gibi özgür ve bütün özgürler gibi yalnız” yaşıyoruz yoğun bakım ünitesindeki herkesimizin fişlerini çekerek birer birer.

Can ANAR

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL