Köşe Yazıları

“NAMUS”

“NAMUS”

“Namus, bir yaş pasta gibi çok katmanlıdır.”

İnsanların kanı bir değişik akar bizim buralarda. Kendimizinkileri bırakıp bir kenara; başkalarının sorunlarını, hayatlarını, başarısızlıklarını, kazandıklarını konuşur; giydikleri, yedikleri, içtikleri ve nihayet sıçtıklarına kadar her şeyi kendi ahlak penceremizden bakarak, çok keyifli olan değerlendirmesini yapar, sık sık tavsiyelerde bulunuruz. Bazen sınırı aşıp, daha agresif bir tavırla vites yükselterek, sırf bizim değerlerimize uymuyor diye “Namussuzluk” yapıyorlar iddiasıyla sergilediğimiz Tanrıcılık performansı, ortaya çıkardığımız süslü yaş pastanın üzerindeki kremasıdır!

Uluslararası araştırmalara göre, dünyadaki her üç kadından biri; fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete uğruyor. Hangi türden olursa olsun şiddete uğrayan bir kadının, şiddete maruz kalma sayısı ise ortalama sekiz: ‘Şayet hâlâ hayattaysa!’ 

“Namus, kaygan zemine dikilmiş bir apartmandır.”

Bizlere söylenmeyen, öğretilmeyen, yanlış seçimlerle başımıza gelenler ve daha en başından yanlış öğretilelerle oluşturduğumuz; ilk anda hata gibi görünen tecrübelerimiz… Ders almazsak yaşadıklarımızdan, başımıza yıkılabiliyor zihinsel, fiziksel ve ruhsal dünyamızın tuğlaları. Bıkmadan, usanmadan inşa etmeye devam ediyoruz sonrasında hayatımızı. Hata kodu verdikçe düzeltiyoruz bazı yerlerini, düzelttikçe zemini daha da sağlamlaşıyor karakterimizin inşasının.

Maddeyi oluşturan atomlar gibi evrendeki her şey döngüseldir. Diğer insanlarla kurduğumuz ilişkiler de belli bir döngüye sahip olduğuna göre, bireysel yolculuğumuzda bu basireti bağlı döngülerin köklerindeki tıkanıklıkları açmak üzerine yoğunlaşmamız gerekiyor. Bunun için gerekli olan ilk şey psikolojik anlamda destekleyici yöntemlere başvurmak.

Çocuk sahibi olmak için gereken ehliyeti, yine kendi çocukluğumuzun travmalarından kurtularak alabiliriz. Cinsiyeti fark etmeksizin çocuklarımız, toplumlarca atanan kimlikler sonucunda; babasının yaşadığı kader travmalarını deneyimleyen erkeklere, annesinin kader travmalarını deneyimleyen kadınlara dönüşüyor günün sonunda: “Biz anamızdan, atalarımızdan böyle gördük!” kaderciliği de toplumsal şiddetin unsurlarını normalleştiriyor.

“Namus, kökleri şiddetle beslenen hayat ağacının acı meyvesidir.”

Doğan her insanın yaşama hakkı, beslenme hakkı, barınma hakkı, eğitim hakkı psikolojik destek alma hakkı olmalı ve bu haklardan yararlanmalıdır. Aşırı uç nesillerin bir sonucudur namus kavramı.

Bir erkeğin denetiminde ya da sorumluluğunda değil!

Bir kadının saç teliyle başlayan herhangi bir uzvunda değil!

İnsanın namusu; kalbi, vicdanı ve aklıdır…

Bir şarkıda kulağımıza çalınan sözler kadar net aslında:

“Fazilet dediğin meğer masalmış,

Namuslu görünmek kimlere kalmış!

Zenginmiş, fakirmiş, halkmış, kralmış…”

NAKHAR

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL