Köşe Yazıları

MÜTEREDDİT VE DE DÜSTURSUZ

MÜTEREDDİT VE DE DÜSTURSUZ

Ne yazacağını bilmeden yazmaya başlayınca, konu hususunda, mütereddit ve de düstursuz yazmak isteyince hele bir de, zaten zihnin karışıklığından mütevellit konular “Ne yazsam ki?” karmaşasından dolayı daha da kaotik hale gelmişken açınca boş Word dosyasını, saçmalama olasılığı oldukça yüksek oluyor aslında kimi zaman yazar kişisinin. Ve ben de bundan sebep saçmalama olasılığımın bu yazımda oldukça yüksek olduğunu biliyorum. İlk cümleyi uzattıkça, uzatmış olmamdan da belli bu durum sanırsam.

Sevgili, çok kıymetli okurum, ilk paragrafı bir uyarı niteliğinde iletmek isterim doğrusu. Öyle ki şu an omuzlarımın üzerinde taşıdığım şeyin bir saksı olduğuna dair iddiaya da girerim seninle, şansım varsa bunu ispatlarım da… Sen hayır değil dersin ama, ben iddiayı kazanırım da. Tüm saçmalıkların karşısında ceketimi ilikleyesim, “ti” sesi eşliğinde saygı durasım var. Ve garip bir içgüdü ile, büyük patrona tapasım.

Yani diyeceğim o ki: Bu yazımı okuyor olmandan onur duyarım. Fakat rica ederim ki “sonlarına doğru belki düzelir” diyerekten beklentini yükseltme… Çünkü karışık bir kafası var şu an yazar kişisinin.

Evet, ne demiştim? “Saçmalama olasılığımın an itibariyle yüksek olduğunu biliyorum.”

Evet, bu doğru… Hatta geçtim bilmeyi, bunu seviyorum da üstelik.

İnanır mısın, daha önceleri de defalarca okurun okumaktan sıkılmış fakat yazarın bunu belirtmekten sıkılmamış edası ile yeniden vurgulayabilirim de: “Yazarken saçmalamayı seviy.…” Neyse…

Şuraya kadar tek yaptığım laf-ü güzaf, farkındayım. Sürekli yineleyip durmuşum da üstelik saçma sapan. Yalnız siz yabancı değilsiniz, itiraf etmek gerekirse farkında olarak yinelemek ve saçmalamak ne hoş bir duyguymuş. Ama ne demiştim başlarken yazıya, “Mütereddit ve de düstursuz” yazmak istediğimi belirtmiştim öyle değil mi? Yazdım da… Buraya kadar tamam. Peki ya bundan sonrası? İşte bu konuda bir fikrim oluşmadı son 5 dakikadır. Bu gidişle oluşamayacak gibi de geliyor doğrusu.

Yani sevgili okur, bazen kafası karışık olur ya sohbet ettiğimiz kişinin, hani anlamaya çalışsak da karşımızdakini bir noktadan sonra deli saçması gelir duyduklarımız: işte bu onun yazınsal hali… Sen, de ki: “deli saçması,” ben diyeyim: “selam ben deli.”

Hatta bence gel bu yazımda sergilediğim boş lafı dikkate alma. Belki de içinden bana huni hediye etmek istiyorsundur, etme. “Pandora’nın kafası karışmış belli ki,” diye düşün. .. Yani sıradan ve basit… Düşün ki ben de bu deli saçmasının yarattığı o garip duygudan sıyrılıp, kalitesiz, uyumsuz ve özünde, kategorisinde sınıfta kalacak bir aranjman yapan, yaptığından bihaber olan ve aksice ortaya çıkan görüntüyle övünen çiçekçi tavrıyla içimi dökmüş olmanın tadını çıkarayım. Hem seni temin ederim bir sonrakinde daha mantıklı bir yazı ile çıkacağım karşına. Zihnimde dans eden tilkilere inatla!

O zamana dek, sağlıcakla…

Gülcan PANDORA

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL