Köşe Yazıları

SUÇLU KİM? ŞİDDETİ UYGULAYAN MI, KAYITSIZ KALAN MI?

SUÇLU KİM? ŞİDDETİ UYGULAYAN MI, KAYITSIZ KALAN MI?
Gökkuşağı Köşesi Banner

“Sahtekârlık ya da kalabalıkta efelik edenin, tenhada özrü kabul olmaz.”

Geçtiğimiz hafta İhlas Haber Ajansı çalışanına, Muharrem Sarıkaya tarafından yapılan onur kırıcı hareketin ve gözünün önünde cereyan eden şiddete kayıtsız kalarak ne menem gözünü kırpmaz bir şiddet kar olduğunu kanıtlayan belediye patronu Fatma Şahin’in takındığı soğukkanlı (ya da umursamaz) tavrı artık ülkemizde şiddetin “Meşhur” olduğunu, şımardığını, kendini bir halt sandığını ve de imzalayıp dağıtmak için yanında fotoğraf dahi taşıdığını söyleyebiliriz. Trajikomik!

Gerçi, Şahin’in “Canlı yayında soğukkanlılık,” olarak yorumlanan tavrı tabi ki soğukkanlılık değil, düpedüz pisliği halının altına itme refleksidir bana göre.

Abartıyorum gibi gelebilir fakat bence görüntüler kan dondurucu idi. “Kanı mı dondu acaba ki tepkisiz kaldı?”

Evet, farkındayım… Suçludan çok sessiz kalana yükleniyorum şu an, dilsiz olana. E biraz da sessizlikten beslenir, meşruiyetini buradan alır zaten haksızlık. Rezaletin sonradan böyle paylaşılacağını bilse yine o şekilde davranır mıydı diye soruyorum kendime ve pat diye yapıştırıyorum cevabı: “Kesin kameraya oynardı.” Olay anında kendisinde göremediğimiz ve fakat beklediğimiz karakteri canlandırırdı eminim. Aynı şekilde Muharrem Sarıkaya da kameralara yansımadığını düşünmesinden kaynaklı şiddet uyguluyor malum. Aksi halde kamera önünde birçoğu iyilik dağıtan melek misali, asıl yüzleri kamera arkasında gizli.

Bir tabir vardır “Dışarda Che, evde Pinochet” şeklinde, ne demek istediğimi anladığınızı düşünüyorum.

Bu onur kırıcı olay toplumun birçok kesimini o kadar çok rahatsız etti ki, sosyal medya kullanıcılarının yanı sıra sanat camiasından da tepkiler çığ oldu büyüdü. Özellikle usta oyuncu Nilgün Belgün’ün “40 yıllık oyuncuyum, karşımdaki insan bu hareketleri yaparken bir şey olmamış gibi, bu kadar rahat konuşmaya devam edemezdim,” şeklindeki Tweeti, Sayın Şahin’in tavrının izlerken bizlerde uyandırdığı hissi aleni ortaya koymuyor mu?

Peki, hikâyeyi tersine çevirsem olaylar nasıl cereyan ederdi? Kameraman, Muharrem Bey’e basit de olsa bir saygısızlık yapsaydı (bakın şiddet kelimesini dahi kullanmıyorum), Fatma Şahin sınıfsal kimliği gereği kılıcını çeker, yayını durdurur, feveran etmez miydi? Siz ne düşünüyorsunuz?

Haa, bir de meseleye şöyle bakalım: Şayet saldırıya maruz kalan işçi Mustafa Uslu da, Muharrem Sarıkaya’ya karşılık verseydi ve de tekme tokat birbirlerine girselerdi o an, muhtemelen bakış açımız değişecekti “Bu ne saçmalık?” diyecek ve toplam bir çirkinleşmeden bahsedecektik belki de. Kim bilir?

Bildiğim bir şey var ki: Olaylar karşısındaki tutumunuz/metanetiniz, sizi rezil de yapar vezir de.

Diyeceklerim bu kadar olmasa da, ön görülen kelimelerle bu konu ancak bu kadar olabiliyor sevgili okur.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Esen kalın!

Eray SARGIN

YORUMLAR (3)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL