Köşe Yazıları

“MİLLÎ YETİM”

“MİLLÎ YETİM”

Küçük bir çocukken, babamların köyünde geçirdiğim yaz aylarından birinde, köydeki bir akrabayı ziyarete gitmiştik annemle. Kapı eşiğinden geçerken yerde hareketsiz, nalları dikmiş yatan, bir arıyı görüp üzerinden atlamıştım. Anneme söyleyebilir, problemin ortadan kalkmasını sağlayabilirdim. Onun yerine ne yaptım? Pusuya yatıp arının üzerine birinin basmasını bekledim.

Çocuktum, birkaç dakika sonra oyuna daldım, unuttum tabii ki. Eve dönme vakti gelmiş, kapı eşiğinden geçerken bastığım yer, tam da olması gereken yerdi. Ölü arının üzeri! İğnesini, tığ yardımıyla topuğumu oyarak çıkarmıştı annem. Bana dokunmayan yılan hikâyesi gibi, bir gün ortadan kaldırılmasına yardım etmediğimiz her sorun, kendi başımıza çorap örecek şekilde planlanmıştır. Yaşım ilerledikçe doğrudan beni ilgilendirmeyen her konuda itiraz hakkımı kullanmayı böyle böyle öğrendim.

“Mazlum’u getirin bana!” diyenlere karşı hep bir “Şaban” tavrı anlayacağınız. Siz bakmayın çok da korkarım başıma iş açmaktan aslında. Genel olarak cüretimi karşımdaki kişinin de benim gibi et ve kandan oluşan sıradan bir insan olduğu gerçeğinden alırım. “Dilinin kemiği olmayan”lardanım kimine göre, kimine göre “Erken öten horoz”lardan.

Ne diyor siyahi aktris, Viola Davis:

“Cesaret, son duasını etmiş korkudur!”

Belki de korkuların üzerine gidip “Ne olacaksa olsun artık!” diyerek gemileri yakmak, köprüleri yıkmak, inat etmek lazım. Derler ki “kendi hakkını aramamak da kul hakkına girer!”

Her geçen gün; bizleri aşırı doz cehaletle sınayıp sabrımızı ölçenlerden, “seviyorum sizi” deyip iliğimizi kemiğimizi kurutanlardan, az sonra siyasetinden, fakirlik edebiyatından, diplomasız diplomasiden, bayıra karşı yatırıp sırtımızı tırmalayıp kaşımalarından, altılı takımın başkan tombalasından, beşi bir yerde ekibinin sivrisineği hayrete düşüren iştahından, ataların yarıştırılmasından… gına geldi.

Sen, ben, biz, siz, onlar: hepimiz… devlet babanın artık bakamadığı, toprak ananın artık doyuramadığı millî yetimleriz biz.

“Keser döner, sap döner

Et kaçar, kasap döner

Perdenin arkasında

Meclisin gerisinde

Bin türlü hesap döner…” (Âşık Mahzuni Şerif)

Zamanında ses çıkar/a/madığımız her yılan/yalan; bir gün gelecek ya ayağımıza ya boynumuza dolanacak. Çok da medet ummamak lazım yani kaosçulardan, zamanında sustukları düzenbazlıkları şimdi konuşanlardan, kirli çamaşır satanlardan, başka bedenlerin özgürlüğü üzerinden caka satanlardan…

Yalanlar çok güzel,

Gerçekler çok çirkin

Çünkü her yalanda üstün milliyetim, gerçekte milli yetimim…

NAKHAR

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL