Köşe Yazıları

“Krizimiz Tuttu Yine”

“Krizimiz Tuttu Yine”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Aritmetik bir şekilde artış gösteriyor her şey. Bayağılığı geçse de içselleştirmemizin hat safhada olduğu bu dönemde karşımıza tekrar eden ve bir türlü üstesinden gelemediğimiz şeyler çıkıyor.

Covid-19 tekrar yükselirken, akaryakıt bilmem kaç ₺ olmuşken, ekmek kimi yerlerde 5₺ olarak satılıyorken seçim anketlerine bakıyorum. Ne muhalefet yıllardır %30 barajını geçebildi (Muharrem İnce, %30’u geçmişti, muhalefet partisi değil), ne de iktidar %30’un altına düşebildi. Bu işte bir yanlışlık yok muydu? Aslında bu açıdan bakıldığında iki şey ortaya çıkıyor; ya iktidar çok iyi çalışıyor ya da muhalefet gerçekten çok kötü! İki tarafı da eleştirisiz bırakıp biraz daha özele inelim.

İnsanların sitemleri yeterince fazla gibi şu günlerde. Şükür, Nazım’ın şiirindeki kadar güzel şeyler için olsaydı keşke (Seviyorum seni, çok şükür yaşıyoruz der gibi). Yaşamak olgusunun hayatta kalmak ile yer değiştirdiği günlerde, hayallerimiz bile döviz kuruyla hesaplanır oldu. Birçok insan biliyorum her biri yurt dışına çıkmak, gezmek ve belki de orada yaşamak istiyor. Sonra bakıyorum maliyet hesabına düşüyorlar. Sonuç Dolar 16 – Hayaller 1. Türkiye’de pahalı olan bir şeyleri dışarıdan getirtme telaşı, Dolar 17, istekler 1. Yurt dışındaki Türklerle iş yapmaya çalışanlar da var. Tabii oradakiler burayı öve öve bitiremezken, oradaki ücretlerin çok çok altında ücretlerle buradan iş talep etmelerini, döviz ile bizi tokatlamalarını marifet sanıyorlar!

Bir şeyler yazmaya çalıştığımda artık hep bir “oysa” oluyor tümcelerin içinde. Bir türlü atamıyorum onu. Tatil kaçamağını evde, bulunabilirse bir bahçede, sevdalıları ucuz otellerde, parasızlığı şehirlerde bırakıp gitmek geliyor insanın içinden. Geliyor da, buna da izin verilmiyor ki artık. Oysa diyorum yine oysa neler vardı aklımızda, kalbimizde… Her biri asma kat gibi büyümüştü beynimizde ve orayı doldurduklarımız dökülüyordu her bir adımımızda. Hayret ettiğimiz yegâne şeydi aşk… Aşka düşüp kahrolmayı, bir çocuk düşlemeyi ve bir krizantem çiçeği edasıyla kurduğumuz düşleri atıp bir kıyıya, kendimizi akşam pazarında ucuzluk içinde ve bir o kadar da ezilmiş, bozulmuş ve yıpranmış buluyoruz her defasında.

Yazıyı yine Nazım’dan alıntı ile süslemek istiyorum. “Ne sevdalar varken aklımızda, ruhumuzda krizimiz tuttu yine.”

  • Abe şair,

  • bizim de bir çift sözümüz var

  •                                       «aşka dair.»

  • O meretten biz de çakarız

  •                                     biraz..

  • Deli çığlıklar atıp avaz avaz

  •       burnumun dibinden gelip geçti yaz

  •                                sarı

  •                                   tahta vagonları

  •                                        ter, tütün ve ot kokan

  •                                                            bir tren gibi.

  • Halbuki ben

  •       istiyordum ki gelsin o

  •           kırmızı bakır bakracında bana

  •                               sıcak süt getiren gibi…

  • Fakat neylersin,

  •           yaz böyle gelmedi,

  •                 yaz böyle gelmiyor,

  •                      böyle gelmiyor, hay anasını… şey!..

  • EEEEEEEEEY…

  •      kızım, annem, karım, kardeşim

  •                                                   sen

  •                           başında güneşler esen

  •                               altın gözlü çocuk,

  •                                   altın gözlü çocuğum benim;

  • deli çığlıklar atıp avaz avaz

  • burnumun dibinden gelip geçti de yaz,

  • ben, bir demet mor menekşe olsun

  •                                                getiremedim

  •                                                                  sana!

  • Ne haltedek,

  •       dostların karnı açtı

  •                            kıydık menekşe parasına!

  • Alper ÇAMLICA 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL