Köşe Yazıları

KOZMİK KARŞILAŞMA

KOZMİK KARŞILAŞMA

O, kuzeyden geliyordu. Ben de kuzeye gitmeye niyetliydim. Nova Norda’nın Kuzeye Kaç şarkısına takıntılı olduğum zamanlardı. Buraya neden geldiğini sordum daha adını bile sormadan. Hep derinlere inmeye niyetli bir sosyalleşme tarzım olmuştur. Henüz bunun çoğu insan için rahatsız edici olduğunu çözemediğim zamanlardı. Belki de derinliğe olan ihtiyacımın dışa vurumuydu. Kimin umrundaydı ki? Zaten o da bunu çok dert etmemiş olacak ki herkesin hayatında en az bir kez kendini sıfırladığından bahsederek sohbeti devam ettirdi. Hemen ardından da bir şeyler içmeyi teklif etti. Adını hala bilmiyordum. Mesleği? Yaşı? Yine kimin umrundaydı ki?

Normalde ilk buluşmalarda bir şeyler içmeyi teklif eden taraf ben olurum. Bu kez her şey farklıydı. Teklifini kabul ettim.

Sarhoş olduğumuzu hatırlıyorum. Sarhoş olmamıza rağmen asla dağılmayan bir disiplinle ve çok ilginçtir ki disipline rağmen keyifle konuştuk.

O gece onun geçmişinden bugününe taşıdığı her duygu ile anıyı birbirinden ayırmaya ve elimizdeki parçalarla yepyeni bir insan oluşturmaya karar verdik. Oysa bu büyük bir sorumluluktu. Bana ise öyle gelmedi. Müthiş bir mühendislik projesinin baş yürütücüsü gibi hissediyordum kendimi. Bu, uzun soluklu bir projeydi ve ikimiz de sıkılmayacağımızdan emindik. Neden emindik? Bilmiyorduk. Hem zaten kimin umrundaydı ki? Evlerimize dağıldık.

Ayıldığımızda ikimizin de pişman olmadığını kontrol etmek için küçük sancılarla dolu bir merak duygusunu paylaştığımızı birbirimize yıllar sonra itiraf edecektik.

Projeyi yürütmeye başladıktan sonra bol bol ve içten nasılsın’lı, bugün nasıl geçti’li günlerimiz oldu. Bolca saçmaladık ve hatta eğlendik. Hatta bir noktadan sonra rutine sevişmeler de dahil oldu. Nasılsın sorusunu samimi bulmayan ben, en çok bu soruyu sormasını beklerken buldum kendimi. Beğendiysem sevişirim diyen ben, zamanla gerçekleşmeye başlayan bu ritüeli bir başka anlamlı bulmaya başladım. Kendime aşık mıyım diye sormadım. “Bu iş nereye gidiyor?” anksiyetemle hiç karşılaşmadım. Nerede olup, ne yaptığını merak etmedim gün içinde. Nasıl olsa her buluşmamızda tüm detayıyla anlattıklarını dinleyebiliyor ve anlatabiliyordum kendimi.

Projenin sonuna doğru yaklaştığımızı fark ettiğimiz an onca değişime rağmen hala kendisi olduğunu da fark ettiğimiz andı.

Bir gün ‘Senden de yeni bir kendin yapalım mı?’ diye sordu. Aslında bu macerada ben de kendi kozamın içinde dönüşüyordum. Yine de kozamın içine onu da alabilirdim. Bu soruyu bir süredir kendime soruyordum zaten. Ancak bir suç ortağına ihtiyacım vardı ve ondan daha uygun bir suç ortağı olamazdı.

Beni de yapılandırmaya başladık. Sürecin sonunda yepyeni bir –aslında yine de- kendim oldum. Hem dönüştük hem kendimiz kaldık hem de birlikte kalabildik. Kontrol delisi olan içim artık ipleri gerektiği zamanda güvenilenin ellerine vermenin dengesindeydi.

O, bir daha kuzeye hiç dönmedi. Ben de kuzeye gitmek istemedim. Evimizi bulmuştuk. Bazen hala biriktirdiklerimizi söküp söküp, kendimizi şekillendiriyoruz temelimizi koruyarak.

Serhat Emin ALACALI

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL