Köşe Yazıları

“KIZ VASFİYE, SUS!”

“KIZ VASFİYE, SUS!”
Gökkuşağı Köşesi Banner

“İnsan İlk Nereye Düşer?”

Dünyaya getirme yetisine sahip bir kadının rahmine… Yürümeyi öğrenirken kaç kişi saymıştır peki yavrusunun düştüğünü? Sayılmaz efendim! İnsan bilir çünkü düşe kalka büyüyeceğini, gelişeceğini öğreneceğini… “Geçti!” dememiz hep bu yüzden. “El bebek, gül bebek büyütülenlerden misiniz yoksa siz de?”

Biz nereye düşeriz en fazla?

Göz bebeğiyken, gözünden düşeriz bir gün; saygısına, sevgisine mazhar olduklarımızın. Dara düşeriz az buçuk kaçırdık mı harcamaların ucunu. Biz dikkat etsek de bazen düşeriz oraya… Kaşıkla verip, kepçeyle aldıklarından.

Nerelere düşeriz daha daha?

Yanlışa düşeriz, karamsarlığa, depresyona, boşluğa, yatağa, toprağa düşeriz er ya da geç. “Bu dünyadan bir … geçti!” dememiz hep bu yüzden. Kötü bir eylem olacak değil ya hep düşmek; aşka düşeriz, yollara düşeriz gittiğimiz yerlerde bekleyenlerimiz olur bazen.

“Ay niye bunlar hep benim başıma geliyor?” diye ağlayalım hadi gelin hep birlikte. Dövüne dövüne, haykıra haykıra… Ya sonra? Şeytan aramızda tezgâh kurup “Ajitasyon geldi hağğnıııım(!)” diye gezinir. Dur şimdi şeytanı karıştırma! Ağlatmayacaksa ne diye vermiş Rabbim, göz yaşını… Akıtacaksın tabii elemini kederini, ne çektik be! Dilini de al git şuradan Vasfiye! Vallahi elimin tersindesin.

Biz Hz. Yusuf gibi düştüğümüz çukurda onlarca Müslüman kardeşimizden biri çıkar da çeker bizi yukarı diye bekleyelim. Hızır’ı var bu toprakların her sene bütün gülleri koklar altındaki alelade çizilmiş evleri görür: “Ee sen gecekondu çizmişsin buraya kuzum hiç oldu mu? Oturduğun ev gecekondu zaten!” deyiverir. Zira yer kalmadı canım memlekette müstakil ev için… Boş ver onu şimdi.

Hâlâ var mıdır komşusu açken uykuya düşebilen? Zira bizim mahallenin dilencileri oturduğum apartmanın sahibidir. Hızır sağ olsundu. Acırım yine cebimdeki üç kuruşu da paylaşırım. “Kıyamam komşuuu, doymadın mı daha?” Al! Biz severiz öyle canı gönülden “Allah!” diyen kurdun eline kuzularımızı emanet etmeyi. Öyle ki düşmüşüzdür “Oku!” emrine rağmen “Ben senin yerine okudum, böyleyken böyle…” diyen kurtların peşine.

Kalkmak için düşeriz tekrar ve tekrar. Ayağa daha iyi kalkmak için kendimizi yere atarız. Her terk edilişte kimimiz depresyon hırkasını giyip yataklara düşerken, kimimiz tüm acısını saklamaya çalışarak gösterir otuz iki dişini. İçimiz dışımız bir diye bağırırken sosyal medya paylaşımlarıyla içi kan ağlarken dışı gülenlerden olup iki yüzlülüğe düşeriz.

Bizi biz yapan düşüşlerimiz değil de daha çok kalkış şeklimizdir. Kalkabilmek yeniden ve yeniden nefes alabilmek, başkalarına değil kendimize gülerek.

“Maşallah!” dediğimiz bırak kırk gün yaşasın, tuttuğumuz dal bırakın kurusun. Ekonomik düşüşümüz gözümüze batmasın mı artık? Bir kamilin: “Yalan söyleme, gözlerime bak bu kez!” ay pardon “ışıltılı” gözlerine bakakalalım. Tavşan gibi ampulün ışığı, gözümüzü almıştır bir kez. Geçiniz efendim bu martavalları, basınız kahkahayı!

Denemekten, düşmekten bittabi kalkmaktan; yanılmaktan ve hatta yamulmaktan vazgeçmeyin.

İnsanıkâmil olmak bunu gerektirir.

NAKHAR

YORUMLAR (5)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL