Köşe Yazıları

“Kendine Demokrat”

“Kendine Demokrat”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Demokrasinin oynanacak bir senaryo gibi yazılı kuralları bellidir; ama oynanması zor bir oyundur. Her sahnede, her yerde, her ülkede aynı oynan(a)mıyor. Çünkü herkes bu oyunun hakkını aynı şekilde veremiyor, veremez de.

Bir başka deyişle; zor yetişen bir ağaç gibi, her toprakta ve istenilen şekilde yetişmiyor.

Çünkü bu yetişme için olması ve yapılması gerekenler var.

Bizde de bu demokrasi ağacı ne yazık ki gür bir ağaca dönüştürülemedi gitti.

Her defasında uzayan dalı, budağı, yaprağı budanıp koparıldı. Bu budama; kısıtlamalarla, engellerle, yasaklarla, geçmişten de ders almadan, hâla devam edip gidiyor.

Özellikle yöneticiler, geçmişten bugüne demokrasi ağacından hiç hazzetmediler, hazzetmiyorlar.

Demokrasi anlayışımızı demokratikleştiremiyoruz bir türlü, vesselam.

Zihin yapımızla eşleştirmeye çalışsak da yıllardır beceremedik.

Zira, demokrat olmak kolay bir sınav değil.

Hani hep kendine yontanı ve bencilliği anlatan “kendine müslüman” denilen bir tabir vardır ya, bizim toplum anlayışımız da çok demokrasiye ayarlı olmadığı için, herkes kendine demokrat… Seçen de, seçilen de demokratik hakların kendisi için olduğunu sanıyor.

Kendisine hak olarak gördüğünü başkasına görmüyor.

Demokrasi sadece sandık ve seçimden ibaret değildir, denir.

Bunu biliyoruz ama ne yazık ki orada takılıp kalıyoruz.

Oysa ki, eğer bir ülkede güçler ayrılığı ilkesi işlemiyorsa; düşünce, ifade, basın/yayın, örgütlenme özgürlüğü yetersizse; sosyal adalete, ekonomik adalete ve nitelikli bir temel eğitime sahip değilse; özgürlükler kısıtlanıyor ve çok seslilik de özgürce kullanılamıyorsa; basın gerçeklerden uzak, yalanlara bulanmış halde ve kiralık olarak iktidarın emrinde ise; sandığın ve verilen oyların da çok büyük bir anlamı yoktur.

Yasalarında demokrasi ve onun kurallarının yazması toplumları demokrat, rejimi “demokrasi” yapmaya yetmiyor. Gerekeni yapmadan, hakkını vermeden, sadece demokrasi nutukları atmakla hiç olmuyor. “Bal bal demekle ağız tatlanmıyor.”

Demokrasi sadece farklı görüşlerin birbirleriyle yarıştığı değil, birbirlerine hayat hakkı tanıdığı yönetimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir demokrasi. Bu da, olmazsa olmazlardandır.

Bizde ideolojik aidiyetler, biat ve itaat kültürü güçlü olduğu için tercihler, olgulara ve demokrasinin gereklerine göre değil, lider kutsallığı (kültü) üzerinden yapılıyor. Yani, bir nevi liderler demokrasisi. Gerekli olan eğitim düzeyinin de yetersizliği ve lidere olan bağlılıkla birlikte hangi sakız verilirse ağzına, hep o çiğneniyor. Herkes hangi dünyaya, hangi tarafa kulak kesmişse, öbürüne sağır tavrı içinde.

Demokrasinin kurallarına göre değil, bağlandığımız liderin yönlendirmesine ve menfaatimize göre oynuyoruz demokrasi oyununu. Toplumsal davranış kalıplarımızı da bu oluşturuyor.

Seçilenler seçenlere benzer genellikle. Demokrasinin kalitesi de seçmen kalitesiyle doğru orantılıdır böylece, benzeşir… Çünkü gelişmiş veya gelişmemiş bir toplum da, ileri veya geri demokrasi de, insan malzemesi ile doğrudan ilgilidir.

Gelişmiş demokrasilerde; “Seçtiklerimiz özgürlüğümüzü garanti edecek mi, haklarımı, hukukumu koruyacak mı?” diye bakılır. Gelişmemiş demokrasiye sahip olan ülkelerdeki seçmen ise; “Seçtiklerimiz bana ne verecek, ne sağlayacak, ne elde ederim, cebimi dolduracak mı acaba?” diye bakar. Hak ve özgürlükler, hukuk, adalet beklentileri ise listenin hep alt sırasındadır .

Bu yapıya sahip ülkelerdeki seçilenler ise; halk beni seçti, dediğim dedik, her şeye ben karar vereceğim ve herkes de buna uyacak, anlayışı vardır. Sivil toplum kuruluşlarının yok sayılmasının, dikkate alınmamasının yanında, basının her hâlükârda kendisini desteklemesini de mutlaka isterler.

Eleştiri mi? Aman ha! Ona zaten hiç tahammül edemezler…

Bir diğer en önemli nokta da şu:

Önüne herhangi bir sayı yazılmadan sıfırların bir değerinin olmadığı gibi, laiklik olmadan da gerçek bir demokrasinin olması hayalden öte bir şey değildir zaten.

Yani, laiklik olmadan demokrasi asla olmuyor, olmaz. Öncelikle bunun bilincinde olmak ve klasik tanımından öte, daha geniş anlamıyla laikliği bilmek ve içselleştirmek gerekiyor.

Çünkü laiklik, devlet ve toplum düzeninin akla bilime dayalı olması, farklı inanç sahiplerinin barış içinde bir arada yaşamalarının garantisidir. Demokrasinin, insan haklarının ve toplumsal bütünlüğün temel taşıdır. İç barıştır…

Varol KARA

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL