Köşe Yazıları

“Kavga”

“Kavga”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Kavgayı başlatan olmasak da her daim bitiren mutlaka biz olmalıyız. Seninle aynı fikirde değilim, olmak zorunda hiç değilim. O senin yolun, bu benim. Sen sensin, haklısın kendi deneyimlerinden bakınca; ben de benim, haklıyım. Bu nedenle saygılar efendim.

Bundan daha kötüsü olamaz, demeyelim de artık; bundan çok daha iyi olması için neyin gerekli olduğunu düşünelim. Ülkeden gitmeyelim de kalmak için ne gerekiyor diye soralım kendimize. En kötü günümüz böyle olsun.

İsteklerimize ulaşmanın bir yolu her şeye yeniden başlamak, silip yeniden yazmak. Bu aynı yirmi dört saat olan günlerin, yeniden ve yeniden başlaması gibi… Her günü, dünden daha bağımsız ve anın şartlarıyla değerlendirip yaşamak gerekiyor yani anlıyorsan. Aydınlandım, oldum, mükemmelim, şimdi gör bak neler olacak! Bunu kibirle yapınca hiçbir şey olacağı yok elbette. Olacak olan; bazen yürüyecek, bazen duracak, bazen koşacak, bazen tökezleyip düşebilecek olmamız ama her seferinde öğrenerek, dönüşerek, değişerek yeniden ayaklanıp ilerleyerek ulaşabileceğimiz daha iyi bir istikbalin, bizi hazır olduğumuzda karşılayacak olmasına karşı sarsılmaz bir inanç geliştirecek olmamız.

Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime. Suçluluk hissi sürdürülemez yani. İş ki yaşantılarımızda karşılaştığımız birçok problemin suçlusunu arayıp karşımızda tir tir titreyerek af dileyeceğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Herkes kendi kaderinin, 0 vicdanının yaralarına bandırır ekmeğini. Bu şartlar altında geldiğimiz yer, geçmişin geleceği olan şimdiki zaman; aldığımız doğru, yanlış, gereksiz ya da mükemmel kararlarımızın sonuçları. Ne derler “bu davranışların sonuçları olacak!” Aldığımız kararlardan da pişmanlık duymamak, kendimize yapabileceğimiz en iyi şey. Tamam, pişmanlık iyidir. Vicdan ve akıl yoluyla insanı ehlileştirir. Sürekli olarak pişmanlıkları düşünmek de anı, bugünü ve dolayısıyla yarını gelişme göstermeden benzer sorunlarla yaşamak demek.

Varımızı yoğumuzu, fikirlerimizi, hayallerimizi, iyi şeyleri yani, alma verme dengesi içinde paylaşarak çoğaltabiliriz. Hiç yetmeyecek gibi gözükenlerin bereketi bu dengeden gelir. Yine aynı mantıkla acıyı, kederi, korkumuzu… İnsana kötü gelen şeyleri yani, paylaşarak yok edebiliriz. Hiç geçmeyecek gibi görünenlerin de hiç var olmamış gibi olması bu dengenin bir diğer yüzü.

Kendisiyle yıllarca kavgalı biri olarak, kendimle girdiğim tüm çatışmalarda sırtı tuşa gelen yine hep kendim oldum. Artık kavga etmiyorum diyemem kendimle, çok daha fazlasını ediyorum zaman zaman. Geldiğim şimdide algılayabildiğimiz, becerebildiğim şey günün sonunda kendimle barışıyor olmak, ateşkes imzalamak ve yeni bir güne hazırlanırken kim olacağımı, nasıl daha fazla kendimi anlayıp ona kulak vererek yaşamımı sürdürebileceğimi düşünerek, evrenin kendi ağlarını bildiği şekilde örmesine yardımcı olmak.

Yine başa dönüyorum; kavgayı başlatacak olanın da bitirecek olanın da akli ve vicdani anlamda ayni fikirde olmasak da bizden başkası olmayacağını bilebilmek, anlayabilmek gibisi yok. Dünün kavgasını dünün geleceği olan bugün de devam ettirmenin manası da yok bu yüzden. 

Enerjimizi stabil tutacak olan, etrafımızdaki görünmeyen çemberimizi her gün yeniden çizmek ve her gün o çembere alınacakların seçimini özenle yapmak… Gerisi yaratıcının, kaderin, evrenin, her ne derseniz deyin işte onların bileceği iş.

İşbu sebeple ivedi bir şekilde bugünden karar alın, dünü olduğu gibi kabul edin, sizi getirdiği benlik için teşekkür edin ve barışın kendinizle.

NAKHAR

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL