Köşe Yazıları

KASIT TANRISI ZAMAN

KASIT TANRISI ZAMAN
Gökkuşağı Köşesi Banner

Zaman, sessiz bir testeredir.” Immanuel Kant

Fransızlar zamanın korkanlar için uzun, mutsuzlar için yavaş, mutlular için ise çabuk geçtiğini düşündüklerini belirtmişler. Bana göre ise zaman hem var edendir, hem de katilidir “Varoluşun ve Yaşamın.”

Üstelik farkındayız ya da değiliz hızla geçen, geçerken de kimi vakit kalbimizde acımtırak izler bırakan bir kavramdır kendisi. Aynı zamanda, yaşadığımız olumsuzlukları iyileştirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz şeyin yine zamanın kendisinin olması da oldukça ilginç gelir bana. Hem celladımız, hem şifacımız gibi. Ne enteresan!

Aslında derin bir sancı da değil midir bu kavram? Sancıların en kanırtanı hatta. Hani batar ya canımıza, battığı yer hiç durmadan kanar incecikten sızılar eşliğinde. Bir süre sonra da kabuk tutar ve hooppp o kabuğun hemen dibinde tatlı tatlı bir kaşıntı başlar. Bilirsiniz siz de bu hissi. Kaldırırsınız hatta kabuğu mecburi bir eylemmişcesine ve işte o an kısır döngü başlar;

Canınıza batan o her neyse (bir anı, bir eza, bir kayıp, derin bir özlem vb) zahm olur.

Kısa süre içinde yine kabuk tutar…

Ve kaşınan kabuk mutlak surette yeniden kaldırılır:

‘Kanar, kabuk tutar, kaşınır, kanar, kabuk tut…..’ Tanrım, bitmez bu başa sarma!

Zaman geçtikçe büyürüz ya hani, bazen yarım yamalak büyürüz, bazense fazlalıklarla.

Eksik: bizden acımasızca, aldıkları. (neşemiz, inancımız, umudumuz) 

Fazlalık: ruhumuza işlemiş, yüreğimize kazınmış, geçti gitti diyerek üzerini kapattıklarımız! (acılarımız, trajik travmalarımız, donuk bakışlarımız, suskunluklarımız, o’muz, bu’muz, zavallılıklarımız) 

Tüm bunlarla büyütür, büyüttükçe bizi az biraz daha uzaklaştırır güzel anlarımızdan,  aklımıza renk paleti ile kazıdıklarımızdan. İyi hatıralar uzakta kalır yol aldıkça biz, canımıza batanlarsa ne hikmetse yürürler bizle beraber. Kötü anılar… Onlar unutamadıklarımız, onlar o lanet film şeridimizin ana sahneleri.

Demiştik ya hani; zaman geçer, geçtikçe iz bırakır ve biz zavallılar ona rağmen bekleriz akıp da geçmesini halen: “Kış bitsin de bahar gelsin, bahar da geçsin yaz gelsin.” Dur, durak bilmez oysa hızla akıp koşmaya devam ederken, farkında olmaksızın kovalarız halen ardından. Kaçarcasına koşar, koşarken geçer de dalgasını bir yandan… Kuklasıymış gibi insanlar, görünmeyen iplerimiz elinde. Bir oraya, bir buraya savurur bizi. Oysa esiri olmuşuzdur çoktan;

“Zaman savurur, insanlar savrulur. Savruldukça çarpar duvarlara insanlar. İnsanlar kanar, insanlar acır… Gizli kana bulanır insanlar. Ne farkına varırız, ne de görür gözümüz. En birinci takipçisiyizdir kendisinin. Sahneyi kurar ve büyük bir ustalıkla oyununu oynar… Tek yapabildiğimiz sessizce izlemek. Sorgulamanın mümkün olmadığı, tartışmaya dahi giremeyeceğimiz, yarışamayacağımız yegâne şey. Ürkütür ve korkutur… Hepimizden çokça güçlüdür, rakipsizdir zaman.”

Ne korkunç düşününce.

Malumatfuruşluk da yapmak istemem fakat anlatmak istediğim aslında şudur ki;

Zamanı elimizde tutmak mümkün değilse de ‘akışa hâkim olabilmek’ bizi esir olmaktan bir nebze de olsa kurtaracaktır. Hem de bana inanın ki bu hâkimiyet bizi o güçlü ve bazense korkutucu şekilde canavarlaşabilen kavramın karşısında daha cesur hale getirecektir.

Hepimiz yaşadık, hepimiz tecrübe ettik acıyı bir şekilde. Kimsenin acısı, kimseninkinden üstün değil, ya da birinin acısı bir diğerinden daha hafif… Üstünümü kapatmışız zamanında? Kaldırıp o kara örtüyü üfleyelim acılara… Karışsın toza toprağa… Kiri, pası aksın gitsin kalbimizden. İster yağmur yağsın üstüne, ister güneşte kavrulsun, küle dönsün, erisin…

Geçmişle debelenmek bir arpa boyu dahi yol aldırmıyor kimseye. Ben bunu acı bir şekilde tecrübe ettim, ki eminim siz de… Eminim hepimiz!

Balzac bu hususta demiş ki; “Dünü unutmalı bugünü yaşamalısınız. Çünkü dün ile bugün arasında bir kavga çıkarsa yarını kaybedersiniz.”

Bunun üzerine ben de diyorum ki; “Hayat üç gündür. Dün geçti, yarın muamma. Elinde kalan ise tam da bu gün, anı fark et ve her şeye rağmen anda yaşa!” Zor da olsa, acı da olsa… Aksi halde;

“Acıtır, kavurur ve yakar.

Cehennem sıcağı,

İnsan düşmanı,

Kasıt Tanrısı Zaman!”

Anda kalabilmek dileğiyle!

Gülcan PANDORA 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL