Gündem Köşe Yazıları

“KADIN”

“KADIN”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Biz: Kadın, erkeğin kaburgasından yaratıldı sandık.

Ve “Tanrı kadını yarattı,” dedik.

Ama kadın erkeğin çapsız kaburgasından yaratılmayacak kadar güçlüydü zaten.

Güçlü olmak için erkek olmaya gerek yoktu.

Güç bilekte değildi, yürekteydi.

İşte o yüzden erkeğin kaburgasının içi boş kaldı.

Doldurmak kadına düştü.

Kadın doldurdukça gözden düştü.

Uğraştıkça değersizleşti.

Kadın!

Bilmeyene şudur, bilene budur.

Çiçektir, böcektir.

Anadır, bacıdır.

Yok efendim!

Kadın “İNSANDIR!” 

Tıpkı sizin gibi bir insan.

Kadına önce doğurganlığı sayesinde anlamlar yüklersiniz. Ve acılar çekerek doğurur. Sonra o acıyı çektiği için doğurduğunu, daha büyük acılara göğüs gererek büyütür.

Daha büyük acılara göğüs germiş bir kadın artık kaşarlanmıştır. Karşısına çıkabilecek her zorluğa göğüs gerer.

Şiddete, aldatılmaya, ezilmeye, yok sayılmaya ve daha nicesine.

Değil mi?

Bu yüzden acı eşiğini ölçmeye çalışmıyor musunuz kadınların?

Daha ne kadar dayanabilir?

Daha ne kadar ölebilir diye, gücünüzü üzerimizde denemiyor musunuz?

Bir kadının gücü, dayanıklılığı silahınız değil mi sizin?

Yemek tuzsuz diye, su soğuk diye,

Güldü diye, şarkı söyledi diye,

Sizi sevmedi, istemedi diye..

Neden çok..

Bir kadın, bugün bu ülkede sadece ‘savunmasız’ diye adlandırılıyorsa; bunun sebebi, kadını her zorluğa dayanan, her acıya katlanan bir kum torbası gibi görmemiz.

Çünkü her şeye katlanmış, susmuş, susturulmuş.

Toplumun gereksiz değerlerinin konumlandırdığı o saçma yerde, oturmuş durmuş hep.

Buna dayandı ya, buna da dayanır; vurun kırbacı ne olacak?

Kadın katillerinin tek kurtuluşu iyi halleri ve kravatları…

Her gün sevgilisine, eşine şiddet uygulayan pisliklerin de; kadının eteği, kadının yapmadığı yemeği, kadının görevi, kadının gözünüzee batan her şeyi.

Ama kadının ölmekten kurtuluşu yok.

Çilem’i hatırlar mısınız?

Ölmemek için kocasını öldüren Çilem..

Hakime verdiği ifadeyi asla unutmam;

“Erkekler takım elbise giyip önüne bakınca cezası iniyor, benim takımım, kravatım yok. Annem apar topar bu tişörtü bulabilmiş. Bir de ne yalan söyleyeyim hayatta kalmış olmanın saklayamadığım bir sevinci var içimde. O ölmese ben ölecektim. O size, beni pazarlamaya karar verdiğini söylemeyecekti, başka adamların koynuna beni sokma planlarını anlatmayacaktı, benim ‘patlıcan fazla pişti’ diye, perdeler azıcık kirlendi diye, masada kırıntı kaldı diye yediğim dayakları söylemeyecekti, kaç kere hastanelik olduğumdan bahsetmeyecekti. Çay bahçesinde çekilmiş bir fotoğrafım var. Biraz yan gülmüşüm. Belki de o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış filan diyecekti.”

Çilem ağırlaştırılmış müebbetle yargılandı.

Sonra kefaretle serbest bırakıldı ve davası hala devam ediyor.

Çilem gibi olmayan, canından olan milyonlarca kadın var güzel sandığım ülkemde.

Kim bilir daha adını bilmediğimiz ve belki 5 dakika sonra siyah beyaz fotoğraflarla #kadınaşiddetehayır etiketi yapıştıracağımız ne çok kadın var…

Hepimiz bir gün bu kadınlardan biri olmaktan korkuyoruz.

Hatta en kötüsü; Sırf tanımadığımız manyağın biri, psikolojik sorunlarından ya da canı sıkıldı diye, yolda saplayacak bıçağı korkusuyla taşıyoruz o biber gazlarımızı çantamızda.

Neden hep en çok kadınlar ölüyor?

Neden hep ölen kadınlar, ‘acaba ne yaptı?’ diye sorgulanıyor?

Neden canından olan çıkıyor o mahkemeye?

Canı alan saklanıyor, ismi noktalanıyor,

Bir kravatla kurtulup, can almaya devam ediyor?

Çünkü savunulacak bir erkeklikleri, savunulacak halleri var.

Kendilerini savunmalarına gerek bile yok.

Bir kadının ise ölmek için çok sebebi var.

Dayak yemek için, koltuktan koltuğa savrulmak ve hatta evlatlarının gözü önünde can vermek için..

Kadına şiddet, çocuğa şiddet, kediye, köpeğe şiddet..

Bitmez şiddet bu ülkede..

Can almayı hak gördükçe, can alanın canı yanmadıkça bitmez.

Ne zaman biter biliyor musunuz?

Kötülük cezayla, iyilik sevgiyle kucaklandığında biter.

Kötü olmasın diye sevgi verince,

İyi olsun diye de sevgi verince biter.

Biz 2021 yılının göbeğinde; başka kadınların annelik edip yetiştiremediği pislikler yüzünden, evlatlarının gözü önünde anneleri, annelik hayallerini yaşayamayan kadınları yitiriyoruz.

Yitirmekten yitip bittik.

Yitirmekten yorulduk.

Korkuyoruz, artık çok korkuyoruz.

Gizem UYSAL AKKAYA

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL