İTİŞMEDEN, İLETİŞİM!

İTİŞMEDEN, İLETİŞİM!

“Gerçekler acıdır, baklava tatlı. Peki, baklava gerçek değil midir?”

İçimizde çok eskilere dayanan bu geyiği yapmamış olan var mıdır acaba? Ya da maruz kalmayan? Hatta “Biber de acıdır, demek ki gerçektir,” şeklinde uzatılır da uzatılır ya hani konu.

Baklava mıydı, biber miydi? Gerçek neydi? Tek miydi? Görece miydi? Kime göre, neye göre miydi? Benim gerçeğim bana, seninki sana mıydı? Gerçek ve doğru aynı yol, aynı pencere, aynı kapı mıydı?

Sorular, sorular ve sorular… Hepsi koca bir saçmalık değil de ne?

Lafügüzaf yapmayı keseyim ve yazımın spontane konusuna bir yerden hızlıca giriş yapayım. Evet, spontane… Aslında o kadar çok konu var ki aklımdan geçen, hatta ilgimi çekmek ve bir an evvel yazılmak için adeta zihnimde dans eden, aralarından seçim yapmak isterken karar vermekte güçlük çektiğim… Fakat, şahsen zorlanmayı bir kenara bırakıp sekiz yıldır taşıdığım yaşam koçu kimliğimi devreye sokmak ve bu yazımda son zamanlarda çokça kafama takılan “İlişkiler,” üzerinde durmak istedim şu an.

Haydi o zaman daha fazla laf kalabalığı yapmadan konuya geçeyim.

İlişkiler, ilişkilerimiz… Bizi ‘bir’ yapan, biz yapan, biz olmamızla bağlantılı sergilediğimiz tavırlar, tutumlar, eksikler ve yanlışlar. Olumlu ise oldu sayılan, olumsuz ise ‘zorlayan’ iletişim hallerimiz.

İletişim… İletişmek… İtişmeden, kakışmadan anlaşmak, anlaşmaya çalışmak.

Peki, çok mu zor partnerimizle (eş, sevgili vs) doğru iletişimi kurmak?

Aslında hayır!

“Ne yapmalı?” diye merak eden okurlarımız için tam da bu hususta çok zırvalamadan bir iki öneride bulunmak istiyorum naçizane.

İlişkiler konusunda Isaac Newton’ın çok sevdiğim bir sözü vardır. Der ki:

“İnsanlar köprü kuracakları yerde duvar ördükleri için yalnız kalırlar.” Ne güzel ifade etmiş değil mi? Duvar örmek… Ama bile isteye, ama farkında olmadan!…

Sorsak hemen herkes duvarların yıkılmasından yanadır, fakat ne hikmetse kendi ördükleri duvarları görmezden gelmekte de kimsenin üstüne yok. Oysa duvar örmek karşımızdaki kişiye “Umursamıyorum,” veya “Seni önemsemiyorum,” hatta ve hatta “Çokta fifi,” mesajı vermekten başka bir şey değil aslına bakarsanız. Ve bu durum:

-Tehlike içerir… Uzaklaştırır, güveni azaltır, kuşku yaratır, yok eder, bitirir. Yazık ki dönüşü olmayan yollara yöneltir-.

İlk olarak basit bir soru ile yazıma devam edeceğim lakin bu sorunun üzerinde en azından birkaç saniye durup düşünmenizi istesem kabalık etmiş olmam umarım. Üstelik: “Sana ne yahu bizim ilişkimizden?” de diyebilirsiniz, ama demeyin… Vardır bu yazıda da bir hikmet deyip okumaya devam edin bence 😉

Neyse, geliyor beklenen ilk soru:

“Eşiniz, sevgiliniz vs. ile birbirinizi ‘GERÇEKTEN’ tanıyor musunuz?”

Sahi, hayatınızdaki kişiyi gerçekten tanıyor musunuz? O sizi tanıyor mu? Mesela birbirinizin aklından geçeni hissetmeniz, atacağınız adımı tahmin etmeniz mümkün mü? Aslında ilişkinizin geleceğine yönelik bazı soruların cevabını onun bugünkü davranışlarınızda bulmanız mümkün olsa da, tam anlamıyla birbirinizi tanımanız ancak birbirinize karşı tutumunuzla ilintilidir. Birbirinize ne kadar açık olduğunuz, hakkınızda ne kadar çok detay bildiğiniz vb. Klişe gibi gelebilir fakat: En sevdiğiniz yemek, şarkı, renk, film, unutamadığınız anlar, çocukluğa dair en önemli anılar, nelere güldüğünüz, nelere üzüldüğünüz ve bunlara benzer bizi biz yapan özellikleri bilmek birbirinizi tanımanın önemli etkenlerinden sayılabilir.

Önerim; Birbirinizi tanımaya yönelik ortak çalışma ile hazırladığınız sorulara karşılıklı cevaplar vermek olacaktır. Hem de bu tür minik ve sevimli oyunlar iyi vakit geçirmenizi sağlayacak, dahilinde birbiriniz hakkında daha çok bilgiye sahip olacak ve ilişkinize ‘radye jeneral temel’ atmışcasına, depremler ya da suni, doğal ne varsa kötü etkilerden sarsılmadan yolunuza devam edebileceksiniz!

Buyurun ikinci soru: “İlişkinizi beslediğinize inanıyor musunuz?”

Bu sorunun karşılığında ahkâm kesercesine, “İlişkinizi beslemek için ona küçük sürprizler yapın. Roma’ya, Venedik’e, Paris’e bilet alın, romantik bir tatil yapın, sıcak şarap için, vik vik vik” demeyeceğim elbette. Daha tutarlı ve masrafsız önerilerim olacaktır.

Örneğin; İyi bir dinleyici olun, onu önemsediğinizi hissettirin, gün içinde mutlaka arayın, onu özlediğinizi belirtin, karşısında kendinizi doğru ifade edin (ki sizi anlamasını sağlayın), açık ve net olun, beyaz da olsa (bu ne demekse) yalan söylemeyin/partnerinizden de bunu talep edin. Konuşurken gözlerinin “ta” içine bakın vs vs vs… Çünkü partneriniz sizin tarafınızdan önemsendiğini hissedecek ve bu davranış mutlak surette güven yaratacaktır. Tabii, bunları karşı taraftan da talep etmelisiniz. Zira tek taraflı olunca HİÇ bir işe ya-ra-maz!

Üzerinde durmanızı isteyeceğim bir soru daha geliyor.

Ve son olarak; “İLGİLİ bir partner misiniz?”

İlişkideki ilgi, bir canlının hayatta kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu temel besin maddeleri gibidir. Yani: Doğduğumuz andan itibaren başlayan ve süre gelen yaşantımızda, ihtiyaç duyduğumuz şeydir ilgi. Güzel bir sabaha uyanmayı sağladığı gibi, günün güzel ilerlemesinde de etkilidir. Ruhların durağanlaşmaması, kişinin günlük ya da iş yaşantısında motive olması ve bağlantılı olarak mutlu bir birey olması, evrene gülücükler dağıtması, pozitif titreşimler yayması, boş vaktinde mutfağa girip sizin için güzel yemekler yapması, temizliğe, ütüye, perde asmaya yardımcı olması ve bilumum ev işlerinde yanınızda olması için gerekli en mühim unsurlardan birisidir. Şaka bir yana, eşinize/sevgilinize samimi, yalansız ve içinizden geldiği şekilde ilgi göstermek, aslında olması gerektiği şekilde hissettirmek, “Benim için kıymetlisin. Seni ve birlikteliğimizi önemsiyorum,” demektir. Gün içinde aramak ya da mesaj yoluyla; “Aklımdasın, seni özledim” veya “Nasılsın? Günün nasıl geçiyor?” diye sormak bile ilgi göstermenin en basit ve de etkili hallerinden birisidir.

Yani özetle: İlgi mutlu eder, ilişkiyi besler… Sağlıklı ilişkiler, mutlu bireyler demektir. Mutlu bireyler, mutlu ve umutlu toplulukları oluşturur. Ve bana inanın ki mutluluk bulaşıcıdır!

Sevgili okurum, her şey bir yana aslında ilişkideki en önemli detay birbirine saygı duymaktan geçer diyerek konuyu noktalamak isterim. Okurken sıkılmadığını umuyor ve bulaşıcı mutluluğun içinde yer almanı diliyorum.

Son olarak, takip etmekten keyif aldığım ONEDİO.COM‘un yayınladığı “Sevgilini ne kadar tanıyorsun?” konulu, eğlenceli testin linkini alta sizin için bırakıyorum. Yukarıda belirttiğim ‘Birbirinizi daha iyi tanımak için sorular hazırlayın,’ önerimde size yardımcı olacaktır.

Güzel günlere umutla!

Gülcan PANDORA

Sevgilini Ne Kadar İyi Tanıyorsun? (onedio.com)

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL