Köşe Yazıları

İÇİMİZDEKİ KADINLAR

İÇİMİZDEKİ KADINLAR
Gökkuşağı Köşesi Banner

Dışarıdan bana baktığınızda gördüğünüz gibi, yalnızca bir kadın var. Sesi, gözü, kaşı değişmeyen ve bakışları daimi keskin, neşeli… Baktığınızda her an aynı Burku’yum. Siz de aynaya baksanız tek bir kadın göreceksiniz. “Büşra’yı, Ladin’i, Ayşe’yi”… Ancak içimde yüzlerce kadın taşıyorum, hepsini yaşatıyorum. Bazı günler aç susuz bırakıyorum, bazen öyle çok doyuyorlar ki bir ay yemek istemiyorlar. Bazı günlerce kayboluyorlar, meraklanıyorum. Bazen de tek bir kelimenin beni tetiklemesiyle o kadınlar önce birbirlerine savaş açıyorlar, ardından kazananın bana kazanmak için doğru koştuğu bir savaş daha yaşanıyor. Sakin olmayı seçebilmek adına her zaman benim kazanmam gerekiyor. Nitekim hep ben kazanamıyorum. Bu kadınlar çokça düşünüyor, çokça yargılıyor, çokça öfkeli, çokça yalnız, her şeyi alabildiğine çok hisseden kadınlar… Bugün bu kadınları tek bir kadında, Burku’da birleştirdiğimi hissediyorum. Kalbim öyle kırık ki sevgili okur, bu kadınların hepsi belki ilk kez tek bir duygunun altında toplandılar.

Adı ‘davranışlar binası’ olan bir bina var. Temeli sağlam atılmamış, hesapları yanlış yapılmış fakat buna ragmen üçüncü katına çıkılmış bir bina bu ve ben zemin katında dolaşırken her bir beton parçası var gücüyle kalbimin üzerine çöktü. Vücudumdaki bütün kemikler aynı anda kırıldı. Kalıntıların arasındayım ve kimse beni duyamıyor. Bazen yakınımdan birileri geçiyor, içlerinden bir tanesi yaklaşıyor. Benim sıkıştığım hengamenin altından bana hayatını, dertlerini, tasalarını anlatıyor bir bir. Elbette dinliyorum ben de… Ancak tam konuşacağım sırada üzerimden bir beton parçası bile almadan uzaklaşıyor. Yine biri geliyor. Anlatacakları varmış demek ki… Anlatıyor. Ben konuşamadan uzaklaşan ayak seslerini duyuyorum. Bir kısır döngü!

Biliyorum bu kısır döngüyü hep birlikte dünyanın tüm kadınları olarak hissediyoruz. Biz kadınlar olarak bu hissi göz ardı edemeyiz. Aynı ırktan değiliz, aynı kültürden değiliz, aynı dinden değiliz fakat hiç fark etmez! Yaşadıklarımızı biz göz ardı etsek, içimizdeki kadınlar etmiyor. İçimdeki “Büşra, Nehir, Dilara,” içimdeki “Burku lar” göz ardı etmiyor. Kadın olmanın keyfini ve acılarını gözlerimizi aydınlığa ya da karanlığa açtığımız her bir gün hep birlikte hissediyoruz. Sevildiğimizi görmediğimizde, yok sayıldığımızda hissediyoruz. Tecavüze uğradığımızda hissediyoruz. Dayak yediğimizde hissediyoruz. Yalnızca başarılı olduğumuz an görünebilir olduğumuzda, gece bir sokakta yalnız yürüken hissediyoruz. İster pilot olun ister aşçı, ister garson olun ister oyuncu iş yerinde mobing uygulanıren de hissediyoruz. Bir kadının yaşadığı kötü an her yok sayıldığında bu his kolektif bir biçimde dolanıyor. Hissediyoruz.

Çok sevgili bu yazıyı okuyan kadınlar: Kadınlarımız… Hayatınızda kalbinizi kıran, o binanın kalbinize çökmesine sebep her ne oluyorsa, sebebi bir kenara bırakın ve kendinize şunu söyleyin:

“Bir kadın çok kadındır. Bir kadın, çok kadındır!” 

Gürsev Burku AKPINAR 

YORUMLAR (2)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL