Kültür-Sanat

İÇİMDEKİ İKİMİZ (Dedim-Dedi ki:)

İÇİMDEKİ İKİMİZ (Dedim-Dedi ki:)
Gökkuşağı Köşesi Banner

Dedim: Biz değersiz miyiz?

Dedi ki: Hiç kimse bize “biz izin vermedikçe” kendimizi yetersiz, değersiz hissettiremez. Biz kendimizi değersiz hissettiğimiz için çevremizdekiler bunu besleyecek ipuçlarını topluyor, anlamlandırıyor ve hissettiklerimizi bize ispatlayacak insanları hayatımıza çıkarıyor.

Dedim: Kendimiz hakkındaki her düşüncemiz başka insanların bizim hakkımızda neler hissettiğini etkiler mi?

Dedi ki: Evet. İletişimimizin birçoğu bilinçdışından gerçekleştiği için, etrafımızdaki insanlar sürekli olarak bizim beden dilimize, ses tonumuza bakarlar ve gönderdiğimiz duygusal sinyalleri görürler, bunlara karşılık verirler…

Dedim: Buna sebep biz miyiz?

Dedi ki: Zaman zaman kendimizi değersiz hissettiğiniz anlar olur. Söylenilen bir söz, bir ima içimizde bir yeri deşer ve kendimizi kötü, önemsiz, işe yaramaz gibi hissederiz. Ama ortada bize kasıtlı olarak yapılan bir şey de yoktur. İçimizde öyle bir fırtınaya kapılırız ki karşımızdaki bize iltifat ediyor bile olsa bizim içimizde kıyamet kopuyordur. Başkalarına yapamadığımız en sert eleştirileri kendinize yöneltir, tabiri caizse kendimizi duvardan duvara vururuz.

Dedim: Bunun adı nedir?

Dedi ki: Bunun adı değersizlik hissidir.

Dedim: İnsan buna ne zaman ve nasıl bulaşır?

Dedi ki: Değersizlik hissinin tohumları biz dünyaya gözlerimizi açtıktan sonraki ilk çocukluk zamanlarında atılır. Kendimize yönelik geliştirdiğimiz olumsuz duygular, içinde yetiştiğimiz aile yaşantısı eşliğinde çocuklukta yaşadığımız olaylarla bilincimize yerleşir. Hatta öyle bir yerleşir ki bunlar artık bizim doğrularımız, hayata dair inanışlarımız olur. Sürekli eleştiriye maruz kalmak, sevgisizlik, aşağılanma gibi şeyler içimize öyle bir işler ki yetişkin olduğumuzda bunlar artık bizim hayatımızın bir parçası ve normali olurlar.

Dedim: Bunun sonucu nereye varır?

Dedi ki: Bu yanlış kodlamaları içselleştirmemiz sonucundaysa hayata karşı daha korkak, çekingen davranıp gerçekte sahip olduğumuz potansiyelin ortaya çıkmasına engel olur ve hak etmediğimiz yanlış insanları yaşamımıza çekeriz. Hatta bize iyi davranan ve bize iyi hissettirecek insanları da göremeyiz çünkü zaten biz içimizde yaşadığımız değersizlikle iyi şeyleri hak etmediğimizi düşünürüz.

Dedim: Peki bu durumu bertaraf etmemiz için ne yapmamız gerekiyor?

Dedi ki: Değersizlik duygusundan uzaklaşmak önce kendimizi değerli görmekle başlar. Değer duygumuzu dışımızdaki şeylerde aramayacağız. Sakın ola ki olduğumuz kişinin yetersiz ve değersiz olduğunu düşünmeyeceğiz. Bizi değerli kılan şey dışarıdan nasıl göründüğümüz değil, içimizde kim olduğumuzdur. Değerli olduğumuzu hissetmek için başkalarının onayına, sevgisine ve doğrulamasına ihtiyacımız yok.

Dedim: Nereden başlayacağız?

Dedi ki: Bizim değerimizi fark eden, içimizdeki en iyiyi ortaya çıkaran kişilerle birlikte olacağız. Kendimizi kötü ve değersiz hissettiren insanlarla değil bize iyi gelecek insanlarla vakit geçirip ve onları hayatımıza alacağız. Eğer biz bunu kabul eder ve buna göre yaşarsak diğer insanlar da bunu onaylayacak ve kabul edecektir, kabullenemeyenler de zaten hayatımızdan elenip gidecektirler!

Dedim: Ya sonra?

Dedi ki: Kusursuz olma ihtiyacımızdan vazgeçeceğiz; kusursuz ve mükemmel insan yoktur. Kendimize yönelttiğimiz her türlü yargılama, suçlama ve eleştirme düşüncelerinden vazgeçerek kendimizle içsel bir barış imzalayacağız. Geçmişin pişmanlığından kurtulup, dersimizi alıp yolumuza öyle devam edeceğiz.

İçimden dedim: Gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu. Beraber yürüyelim olur mu?

Dedi ki: Olur…

Mehmet Ali GÜNEŞ

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL