Köşe Yazıları

“Hayatımız Etkileşimdir”

“Hayatımız Etkileşimdir”
Gökkuşağı Köşesi Banner

İnsan toplumsal bir canlıdır. Yani bir toplumun içinde yaşamak, biz insanların bir çok ihtiyacımızı karşılamamız için şarttır. Elbette Robinson Crusoe gibi yaşamaya çalışan istisnalar da var. Ama istisnalar kaideyi bozmaz. Toplum içinde yaşarken, ister istemez başka insanlarla etkileşim halinde oluruz. Ve bu etkileşimler aslında bizim hayatımızın çok büyük bir kısmını kaplar. Hayatımızdan memnun olup, olmamamız aslında etkileşimlerimizin sonuçları ile alakalıdır.

İhtiyaçlar dedik… İnsanın ne gibi ihtiyaçları olduğunu ve bunların önem sırasını Amerikalı psikolog Abraham Maslow, 1943’de yayınladığı bir çalışmada ortaya koymuştur. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi, benim de katıldığım bir teoridir. Bu teorinin en alt katında “Fiziksel ihtiyaçlar” bulunur. Şehirlerin nüfusu arttıkça daha çok insan yemek, su hatta uyku gibi fiziksel ihtiyaçları için başkalarına bağımlı hale gelmektedir. İkinci sıradaki “Güvenlik ihtiyacı” da toplum içinde başkaları tarafından karşılanır. Hiyerarşinin daha üst basamakları ise “Sevgi ve Saygınlık ihtiyaçlarını” içeriyor ki, bunlar da yalnız başına karşılanabilecek şeyler değil. Sadece en tepede bulunan “Kendini gerçekleştirmek” kişinin kendisi ile ilgili bir olay. Ama o aşamaya ancak diğer aşamalar geçildikten sonra varılıyor. Dikkat edilirse bütün bu ihtiyaçlar, aslında yaşamımızın bir özeti. Ve bu ihtiyaçların karşılanması başkalarına bağlı. O halde, “Hayatımızı, başkaları ile olan ilişkilerimize göre yaşadığımızı” söyleyebiliriz.

Peki, başkaları ile ilişkimizin nasıl olacağı neye bağlı?

Elbette bir çok faktör sayılabilir. Ama bence en önemli faktör, karşımızdaki insanın nasıl biri olduğu ve bizi nasıl gördüğüdür. Karşımızdakinin nasıl biri olduğu ise, aslında bizim onu nasıl gördüğümüzdür. Daha önceki bir yazımda, duyu organlarımızın ve aklımızın bizi yanıltabileceğini söylemiştim. O yüzden iki kişi arasındaki ilişki, o kişilerin kendilerine ve üçüncü kişilere göre nasıl insanlar olduklarından çok, birbirlerini nasıl algıladıklarına bağlıdır. Herkesin “kötü adam” olarak tanımladığı bir insanı, çocukları “iyi bir baba” olarak tanımlayabilir. Çünkü babalarından kendilerine karşı bir kötülük görmemişlerdir. Tam tersi baba, mesela başkalarını dolandırarak elde ettikleri ile çocuklarının ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılamıştır. Komşularının “iyi bir insan” diye tanımladığı biri, eşine eziyet ediyor olabilir. Ve kadın korkudan sesini başkalarına duyuramıyordur.

Yukarıda verdiğim örneklerde görüldüğü gibi, karşımızdakini büyük oranda, onun bize davranışları ve onun hakkında bildiklerimizle tanımlarız. Ve karşımızdakiler de bizi onlara nasıl davrandığımız ve bizim hakkımızda bildikleri ile tanımlar. İşte bu, karşılıklı etkileşimdir. Biz bu etkileşimde karşı tarafa bilinçli veya bilinçsiz yanlış mesajlar verirsek, karşımızdaki de bize o yanlış mesajlara göre davranır. Mesela yeni tanıştığımız birine kendimizi bir aptal gibi gösterirsek, karşımızdaki bize eğitici – koruyucu bir tavırla yaklaşabilir. Ya da bizden bir şekilde fayda sağlamaya çalışabilir. Belki bu durum bizim karşı tarafın karakteri hakkında bir fikir elde etmemizi sağlar. Ama o kişi ile ilişkimizi farklı bir hale getirerek sürdürmemiz de zorlaşır. Çünkü ilk izlenimi değiştirmemiz çok zordur.

Beynimiz, bence bilgileri depolamada bilgisayara çok benzer. Nasıl ki, bilgisayarda benzer dosyaları veya ilgili dosyaları aynı klasörlerde depoluyoruz. Benzer bilgilerin de beynimizde aynı şekilde depolandığını düşünüyorum. Bunu yapabilmek için de bilgiye bir etiket takıyoruz. Ahmet ile tanıştığımız zaman, Ahmet’i unutmamak için beynimizde etiketleyip, bir gruba koymalıyız. Çünkü bir daha karşılaştığımız zaman sadece Ahmet’i ismen ve cismen hatırlamamız yetmez. Ahmet’in özelliklerini de hatırlayıp, ona göre davranmamız gerekir. Ahmet ilk tanıştığımızda bolca gülümseyip, birkaç espri yaptıysa, onu “Esprili ve cana yakın” diye etiketler, bir daha gördüğümüzde de gülümser ve samimi davranırız. Yapılan bazı araştırmalar ilk izlenim yani ilk etiketlemenin karşımızdakini gördükten sadece 4 saniye sonra yapıldığını iddia ediyor. Öyle bile olsa, bence bu 15 – 20 dakikalık bir görüşmede değişir. En azından yeni etiketler eklenir. O yüzden ben ilk izlenimi biraz daha uzun bir sürecin sonucu olarak değerlendiriyorum.

Konumuza dönersek… İhtiyaçlarımızı karşılamak için başkalarına bağımlıysak ve başkaları bize kendi etiketlemelerine göre davranıyorsa, bu konuda dikkatli ve hazırlıklı olmamız gerekiyor. Kime nasıl bir imaj çizdiğimize dikkat etmeli, gerekirse olumlu bir imaj çizebilmek için eğitim almalıyız. Ancak bu şekilde başkalarının bize daha iyi davranmasını ve bunun da hayatımızı daha rahat ve konforlu bir hale getirmesini sağlarız. Hoşlandığımız veya iş görüşmesi yaptığımız bir insanı etkilememiz, hayatımızın yönünü tamamen değiştirebilir.

Yukarıda yazdıklarımdan halk arasında sıkça kullanılan “Elalem ne der?” sözünü dikkate almamız ve “Başkalarının düşüncelerine göre yaşamamız gerektiği” gibi bir sonuç çıkarsa, bu yanlış olur. Gelecek yazıda bu konu üzerine yazacağım.

Aydın ROZENTAL

YORUMLAR (1)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL