Köşe Yazıları

“HALLOWEEN KILLS” (Cadılar Bayramı Öldürür)

“HALLOWEEN KILLS” (Cadılar Bayramı Öldürür)
Gökkuşağı Köşesi Banner

Amerika Birleşik Devletleri’nde “Halloween Kills” vizyona girer girmez tozu dumana kattı adeta.

Gişede “Halloween Kills” Fırtınası

Michael Myers fanlarının merakla beklediği ‘Cadılar Bayramı Öldürür’ ya da özgün adı ile Halloween Kills, 15-17 Ekim hafta sonu rakamlarına göre 50 milyon dolarlık bir hasılat elde etti ve açılış günlerini lider tamamladı.

Cadılar Bayramı’nın kutlandığı şu günlerde Amerikan seyircisi filme büyük bir ilgi gösterdi.

David Gordon Green’in yönetmen koltuğunda oturduğu Halloween Kills, ezeli düşmanı Michael Myers’ı kızı Karen ve torunu Allyson ile birlikte tuzağa düşürüp ölüme terk eden Laurie’nin, ölümden yine kaçmayı başaran Michael Myers’ı alt etme çabasını anlatıyor.

Yayınlanan fragmanın izin verdiği ölçüde filmin konusunu özetleyecek olursak eğer;

“Laurie, kızı Karen ve torunu Allyson’ın maskeli canavar Michael Myers’ı Laurie’nin bodrumunda kafese kapatıp ateşe vermelerinden dakikalar sonra Laurie, kendisine ömür boyu eziyet eden kişiyi sonunda öldürdüğünü düşünerek hayati önem taşıyan yaralarıyla hastaneye koşar ama Michael, Laurie’nin kapanından kurtulmayı başardığında kan dökme ritüeli devam eder. Laurie acılarıyla savaşıp kendini ona karşı savunmaya hazırlarken tüm Hadonfield’ın durdurulamaz canavarlarına karşı ayaklanmasını sağlar. Strode kadınları, Michael’ın ilk saldırısından kurtulanlardan oluşan ve kontrolü ellerine almaya karar veren bir gruba katılırlar ve Michael’ı sonsuza dek yakalamak üzere ava çıkan yasadışı bir çeteyi oluştururlar.”

2018 yılındaki devam filminde, filmi izleyenlerin de hatırlayacağı üzere Michael Myers’ın, Doktor Loomis ve polis ekipleri tarafından aynı gece içerisinde yakalanıp akıl hastanesine götürülmüş ve burada 40 yıl geçirmiş olduğunu, bir transfer esnasında Doktor Loomis’ten sonraki doktoru olan Doktor Sartain (Haluk Bilginer) hariç herkesi öldürdüğünü ve dehşet saçmak üzere Haddonfield’da doğru yola çıktığını öğrenmiştik. Halloween Kills ya da Türkçesiyle Cadılar Bayramı Öldürür’de 2018’deki filmin devamı niteliğinde.

Bununla beraber aynı zamanda bu film beyaz perdeye aktarılan 12’inci Halloween filmi olma özelliğini taşıyor, ama ne var ki bu 12 filmden bir çoğu birbiriyle uyum göstermiyor. Michael Myers fanlarının da bileceği gibi, serinin ilk filmi 1978 yılında John Carpenter tarafından çekilen ve aynı zamanda teen slasher filmlerinin de en iyi örneklerinden biri olan 1978 yapımı Halloween idi. İkinci film ise 1981 yılında vizyona girmişti. Ve onun da senayosu Carpenter ve David Green’e aitti. Hemen ardından çekilen 1982 yapımı “Season of the Witch” ise cadılar bayramında geçen ama ilk iki filmle bir bağlantısı olmayan bir yapımdı. 1988 yılında Halloween 4 “The Return of Michael Myers”, 1989’da Halloween 5 “The Revenge of Michael Myers” ve 1995 yılında ise Halloween “The Curse of Michael Myers” vizyona girmişti. 1998 yılında yani orijinal filmden tam yirmi yıl sonra Halloween H20 ve 2002 yılında Halloween Resurrection filmleri çekilmişti ve bu iki film, dört, beş ve altıncı filmleri hiç çekilmemiş varsayıyor, yani birinci ve ikinci filmin devamı olduklarını iddia ediyorlardı. Halloween 4 filminde ilk iki filmin ana karakteri Laurie’nın bir trafik kazasında ölmüş olduğunu öğrenmiştik; ama gel gelelim, H20 önceki filmi yok saydığı için Laurie bu filmde tekrar karşımıza çıkmıştı. İşin komik yanı, Halloween Resurrection’da da Laureyi ölürken görüyorduk ancak bu onu son görüşümüz olmuyordu yine. Takvimler 2001’i gösterdiğinde bu kez Rob Zombie yönetmen koltuğuna oturuyor ve yeni bir Halloween filmi çekiyordu ve bu filmi izlemeniz için diğer filmleri görmeniz gerekmiyordu. Hatta Zombie, 2009 yılında bir devam filmi çekerek seriyi sonlandırıyordu. 2018 yılında vizyona giren Halloween ise, ilk film dışındaki filmlerin tümünü yok sayıyor. Yani görüleceği üzere tam bir keşmekeş.

Tekrar filme dönecek olursak; John Carpanter, Cadılar Bayramı Öldürür’de de geleneği bozmuyor ve yönetmenliğinin yanı sıra sürdürdüğü müzisyenliğini bir kez daha şahlandırarak harikulade tınılarla karşımıza çıkıyor. Zaten klasik jenerik müziğini duymayan kalmamıştır, diye düşünüyorum. Filmin sinematografisi ise buram buram kalite kokuyor. Çeşitli sahnelerinin ortaya sunuluşu bizi Haddonfield’ın tekinsiz sokaklarında gezintiye çıkarıyor adeta. Sanki her an bir yerden Myers çıkacak ve hayatla bağımızı koparacakmışcasına bir hisse kapılıyoruz.

Gökhan KÜÇÜK

 

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL