Köşe Yazıları

GREV FİLMİ ÜZERİNE

GREV FİLMİ ÜZERİNE

Merhaba sevgili okur, Etken Medya için hazırladığım ilk yazımla hepinizi selamlıyorum.

Bu yazımda sizlere, yakın zamanda i̇zledi̇ği̇m, yönetmenliğini Metin YEĞİN’in yapmış olduğu “Grev” filmi hakkındaki görüşlerimi aktaracağım.

İtiraf etmek gerekirse filmi izlemeye adından dolayı büyük bir beklentiyle gitmiştim. Hikayesi oldukça önemli çünkü bizim jenerasyon için. Malum, ‘grev’ deyince akan sular durur. Filmde, 1910 yılı ağustos ayında Bursa’daki bir fabrikada 3 bin ipek işçisinin başlattığı grev olayı ele alınmış.

Bilmeyenler için açıklıyorum: Bu grev, Osmanlı’daki “İlk kadın grevi” olarak tarihe geçmiştir. Evet konu oldukça dikkat çekici, fakat ne yazık ki konuyu ele alan senaryo benim açımdan tavsiye edilecek bir kategoride yer alamadı.

Nedenine değinecek olursam: Filmde rol alan usta oyunculara nazaran gözden kaçmayan ve oldukça bariz tiyatral tarzda ağdalı konuşmalar, didaktik replikler karşımıza çıkıyor. 1986 yılında TRT dizisi olarak yayınlanan “Çalı Kuşu” mu referans alınmış bilinmez fakat, izlerken sanki onun üzerine çıkmak istenmemiş gibi bir his yarattı. Yani özetle: Ne güldürdü, ne ağlattı derler ya, işte tam da o misal.

Sanki bir bildiri okurmuş gibi izledim filmi. Sanat filmi desem değil, belgesel hiç değil… Politika var ama sanat yok. Tabiri caizse kuru bir propaganda da diyebiliriz. Aşk var evet ama çok işlenmemiş. Eh, grevle meşgul olma halleri tabii… Seks? “Aaa, entrika biraz iyi olur. Evli Sufrejet’le uluslararası devrimciyi trende ateşli bir seviştirme sahnesi filme müthiş akıcılık kattı!” Trendeki mevzudan mı etkilenildi bilinmez.

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim: Uluslararası Dayanışması iyiydi ama… Sufrejet greve para desteği sağladı falan ve sonradan hepimiz gururlandık. İşte bu! Enternasyonalizm…

Grevin patlama noktası da şöyle:

Günde 15-16 saat çalışan kadın işçiler, arkadaşları bir bir ölürken “Artık yeter!” diyorlar ve bakınız diyalog aynen şöyle gelişiyor:

– İşçiler: Yeter çalışmıyoruz!

– Müdür: N’oluyor çalışmıyor musunuz?

– İşçiler: Evet!

– Müdür: Yani Grev mi diyorsunuz? (sanki işçiler repliği unutmuş gibi sufle veriyor müdür)

Yani bu kadar yapmacık bir diyalog pes dedirtti doğrusu, greve sevinemedim bile.

Ah bir de ara ara elinde tüfeklerle merada, romantik romantik poz kesen devrimcileri görüyorduk ki evlere şenlik. Öylece uzaklara bakıyorlardı. “Ne demek istiyorlar?” diye zorlama düşünceyle çıkardığım fikirse: “Grev, mrev boş, sonunda gelip bize katılacaksınız,” oldu, ki zaten sonunda da aynen öyle gelişti. İnanır mısınız grevcilerden biri dağa bile çıktı… “Vay arkadaş!” 

Filmin sonunda “Devam edecek” yazısını da gördük ayrıca. Başta anlayamadım ama, daha sonra soruşturunca filmin devamını çekeceklermiş de o yüzdenmiş o uyarı yazısı, öğrenmiş olduk. Düşünüyorum da, ömrü hayatımda 7. Sanat tarafından böyle uyarılmamıştım, “Devam Edecek!”

Ayrıca özellikle belirtmeliyim ki, bütçe ve imkansızlıklar savunması daha kötü bir açıklama olur, kesinlikle denemeyin.

İzlemeyenler olabilir diye film hakkındaki düşüncemi çok fazla spoiler vermeden aktarmaya çalıştım. Umarım acımasızca bir eleştiri olmamıştır. Fakat yazımın başında da belirttiğim gibi, yüksek beklentiyle gittiğimden mütevelli bu hayal kırıklığını yaşamış da olabilirim. Kim bilir?

Şimdilik diyeceklerim bu kadar, bir sonraki yazımda görüşmek üzere sevgili okur.

Esen kalın

Eray SARGIN

*******

Eray SARGIN kimdir:
1981 Kırklareli doğumlu olan Eray SARGIN, doğduğu yıldan itibaren İstanbul’da büyümüş ve çocukluğunun büyük bölümünü Fatih/Aksaray semtinde geçirmiştir. Açık öğretim fakültesi Yerel Yönetimler ön lisans mezunudur. Halen Taksim’de faaliyeti devam etmekte olan ve 2006 yılında kendisinin de kurulum aşamasında bulunduğu Önder Babat Kültür Merkezinde ilk tiyatro eğitimini alarak 2008 yılında Ankara Birlik Tiyatrosunun katkılarıyla BilgeCan GÖKER yönetiminde oluşturulan bir tiyatro atölyesinde 15 kişilik politik bir tiyatro grubuna katılır. Sahnelediği ilk oyun bir Maksim GORKI romanı olan ve Bertolt Brecht’in oyunlaştırdığı “Ana” adlı eser olur. Sırasıyla: “Haziranda ölmek zor”, “Tutsak Kentin öyküleri”, “Sevimli oyuncaklar”, “Antigone” ve “Örümcek kadının öpücüğü” oyunlarında da rol alan Eray SARGIN aynı zamanda sinema filmi ve dizi film projelerinde oyunculuğa devam etmektedir.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL