Köşe Yazıları

GÖZLERİME BAKAR MISINIZ?

GÖZLERİME BAKAR MISINIZ?
Gökkuşağı Köşesi Banner

Yüzümüzün genç ve dinamik görüntüsünü canlı ve ışıltılı bakışlara borçlu olduğumuzu, belirli yaşlardan sonra bu doğal ışıltının kaybolduğunu duyduk, son yıllarda gelişen estetik teknikleri ile bu ışıltının geri gelebileceğini de umuyorduk ki yeni bir önerme ile olan umudumuzu kaybettik.

Önerme: Ekonomi gözlerdeki ışıltıdır.

Önerme bu olunca haliyle ekonomileri henüz rayına oturmayan, gelişmemiş ya da gelişmekte olan, dönem dönem krizlerle mücadele eden toplulukların bireylerinin ışıltılı bakışlara sahip olma umudu da ortadan kalkmış oldu ancak, şöyle de bir sağlama sahibi olduk; gözleri ışıltılı bakan insanlarla dolu toplulukların ekonomileri de iyidir. Çünkü ekonomi rakamlar değildir, alamadığın temel gıdalar hiç değildir, ekonomi gözlerdeki ışıltıdır. Bu bakımdan, mevcut şartlarda açlık, evsizlik vb. sorunlar yaşayan topluluklarda yaşayan her bir bireye, ne yapıp ne edip gözlerini ışıldatmak gibi bir görev düşüyor. Üzerimize düşen görevi yerine getirip vicdanen rahatlamak adına haydi ayna karşısına, gözlerimizi ışıldatmaya.

Diğer yandan şöyle de bir gerçek var ki, bazı az gelişmiş bireylerin olduğu topluluklarda gözleri ışıldayan aklı başında insan bulamayabilirsiniz. Düşünsenize, gazete ya da haber kanallarını açtığınızda, az gelişmiş bir bireyin sahibi olduğu pitbull cinsi bir köpek tarafından saldırıya uğrayan dört yaşındaki çocuk ya da öğretmen olmuş ancak kişisel gelişimini henüz tamamlayamamış bir öğretmen tarafından kıyasıya dövülen öğrenci ya da ekonomik olarak az gelişmiş, imkânsızlıktan mağaradan bozma bir yerde yaşam mücadelesi veren vatandaş haberleri gördüğünüz bir ülkede ışıldayan gözlere sahip olmak da ne kadar mümkün?

Yukarıda ironiyle harmanlayıp yazdığımız nedenlerle, gözlerdeki ışıltıyı müspet bir sonuç elde etmek için sosyal ve ekonomik gelişmelere bağlamak yerine estetisyenlere havale etmek kanımca daha yerinde olacaktır ya da ekonomide yönetme yetkisine sahip olanlar, bugüne kadar deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak olumlu sonuçlar çıkartmış bilim insanlarının gösterdiği yolu takip edecekler, yönettiği kişileri sıkıntıya sokmadan yeni bir yöntem keşfedinceye kadar.

KELİME TEŞHİRİ

Safi bir baş kaldırıdan öte, vicdanı sorgulayarak olması muhtemel bir çıkış yolu aramak gibiydi yaşananlar. Yaşananların, inançlarını zedelediği düşünülebilir, ama değil. Kalpse inancın kaynağı, dönüp dolaşıp yaratana sığınmakta bütün aykırı cümleler…

Lakin “Beni de sev Allahım” söylemleri, yine aynı çıkmaz yolların eseridir, günahkâr olduğundan değil. Kaldı ki bütün bu görsel günah eğilimi, dünyevi maneviyat boşluğundan.

Önceki gün şahsi fotoğrafımın altına yazdığım “Özetle, bu boyutta bir teşhir merakı, bir eksikliğin yansıması ve giderilme çabasıdır.” notuna karşılık gelen asıl cümleleri, üstelik altını ve üstünü çizerek anlatmayı ben de isterim elbet. Lakin, bir noktadan sonra “toplumsal ahlâk” başlığı altında ezilmekle karşı karşıya kalabiliriz. Üstelik o başlıktaki “ahlâk” tanımı gerçeğini yansıtamazken.

Velhasıl bedenden önce gözleri ve kalbi tercih etmiş bir “toplum ahlâksızı” olarak, gün geçtikçe yok olan manevi cümleleri ve dahi sevgiden geçen hayatları kaybediyor olduğumuz bilinsin isterim.

İyi pazarlar

CEM

Okuyun;

*Gürsev Burku Akpınar-Etken Medya

*John Steinbeck-Fareler ve İnsanlar

İzleyin;

*Dune (Film)

*Sofra Sırları (Yerli Film)

Dinleyin;

*Jacob Lee-Demons

*Manchester Orchestra-O Holy Night

*Mabel Matiz-Gözlerine

YORUMLAR (3)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL