Kültür-Sanat

“FESLEĞEN KOKUSU”

“FESLEĞEN KOKUSU”

Kendimle konuşuyordum ya az önce,

Hayır hayır kendi kendime değil, kendimle konuşuyordum az önce…

Aynı şey değil!

Rüzgâr da konuştu benimle “bil bakalım ben kimim?” dedi gözlerimi kapatarak…

Fesleğen de gördü bizi… Arada bir, iki o da konuştu bizimle.

Rüzgârda savrulan özlemlerim, fesleğen kokusuyla yeniden dolmuştu içime.

“Kör bir bıçak saplanmış,” dedi kalbine. “Kelebeklerin cansız…” 

Kendime gelmeliymişim – kendimde değilmişim.

Hangi ara, kime bırakıp da gitmiştim kendimi?

Sen içimden gidince, geçmişim bir ara kendimden.

Onu mu görmüşlerdi?

Kendi kendime değil, gölgenle konuşuyordum ya az önce,

Bergamot çayı içmeliymişim, öyle diyor dostlarım.

Bir de yangından kalana basmamalıymışım, kararmasın diye tabanlarım…

Hayır hayır kendi kendime değil, gölgenle konuşuyordum az önce…

Aynı şey değil!

Fesleğen de gördü bizi… Arada bir, iki o da konuştu bizimle.

Rüzgârda savrulan özlemlerim, fesleğen kokusuyla yeniden dolmuştu içime

“İnsan en keskin virajıdır,” dedi kendisine dönmenin.

Kendime gelmeliymişim – kendimde değilmişim

“Bergomat çayı iç, iyi gelir” diyordu dostlarım.

Bir de daha az konuşmalıymışım kendi kendime…

Hayır hayır kendi kendime değil, duvarlara konuşuyordum ya az önce.

Aynı şey değil!

Fesleğen de gördü bizi… Arada bir, iki o da konuştu bizimle…

Rüzgârda savrulan özlemlerim, fesleğen kokusuyla yeniden dolmuştu içime.

“Avuçlarınla kapa,” dedi gözlerini, buz mavisi olsun karanlıkların.

Kendime gelmeliymişim – kendimde değilmişim

Bir narenciye kokulu çay mı getirecekmiş beni kendime?

Birgül ERGÜN

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL