Köşe Yazıları

“Felsefi Gelişim ve Hayat Amacımız”

“Felsefi Gelişim ve Hayat Amacımız”
Gökkuşağı Köşesi Banner

“Kişisel Gelişim” son yıllarda moda olan bir deyim. Her insan yaşadığı sürece kişisel olarak değişir. Bu değişimin olumlu yönde olmasına “gelişim” diyoruz. Kendimizde birçok alanda değişiklik yapmamız mümkün. Bu değişikliklerin bir kısmı çeşitli konularda eğitimleri içeriyor. Benim de bu tarz eğitimleri veren arkadaşlarım var. Bir bakıma ben de bir kişisel gelişimciyim. Ancak ben kendime “Felsefi gelişimci” demeyi tercih ediyorum. Peki neden?

Çünkü bir insanın kendini geliştirmeden önce yapması gereken önemli bir şey olduğuna inanıyorum: Hayattaki amacını bulmak! Bu tamamen kendimizle alakalı bir şey. Başkalarının kendi uygun gördükleri hedeflere yönlendirmesiyle, zorlaması ile hayat amacımızı belirleyemeyiz. Kimseye “Senin hayatın böyle olmalı,” veya “Hedefin şunu yapmak olmalı,” dememeliyiz. Onun nelerden hoşlandığını, ne gibi huyları olduğunu, hangi imkan ve yeteneklere sahip olduğunu, başında hangi problemlerin olduğunu tam olarak bilemeyiz. Bu öyle sormayla veya gözlemle öğrenilebilecek bir şey de değil. Bazı insanlar kendi yeteneklerinin, huylarının bile farkında olmayabilir. Mesela sesi berbat olduğu halde şarkıcı olmayı hedefleyenler var. Resim yapmak hiç aklında olmadığı halde, eline ilk defa fırça aldığında harika şeyler çizebilenler de var. İşte bu noktada felsefe ortaya çıkıyor ve “Kendini tanı” diyor.

Kendimizi tanımak, hayattaki amacımızı bulmanın başlangıç noktasıdır. Bunun için de önce kendimize karşı mümkün olduğunca dürüst olmamız gerekiyor. “Mümkün olduğunca” dedim, çünkü bazen kendimize karşı da yalan söyleyebiliyoruz. Biz nasıl bir insanız? Gerçekten kimlerden ve nelerden hoşlanıyoruz? Bu tip sorular mevcut durumumuzla alakalı. Ancak mevcut durumun tespiti kendimizi tanımak için yetersizdir. Bir de olasılıklar üzerinden kendimizi tanımalıyız. Hangi durumda ne yaparız? Mesela, elimize fırsat geçse ve yakalanmayacağımızı bilsek, bir şeyi çalar mıyız? Nasıl bir çıkar için başkalarına sıkıntı verecek bir şey yaparız? Bekarsak, evlenince eşimizi aldatır mıyız? Hangi koşullarda aldatırız?…

Bütün bu sorgulamalarımıza rağmen kendimizi tamamen tanımamız çok da mümkün değildir. Mesela paranın insan kişiliği üzerinde çok ciddi bir etkisi vardır. Zengin doğmuş ve sonradan servetini kaybeden birinin bütün düşünce ve davranışları değişebilir. Aynı şey fakir doğmuş ve bir şekilde zenginleşen kişilerde de olabilir. Ve bu düşünce ve davranış değişikliklerini gerçekten sınanmadan bilmemiz çok mümkün değildir. Bu nedenle insanlar parasal açıdan yaşadıkları bu tip değişikliklerden sonra boşanabiliyorlar.

Kendimizi yeterince tanıdıktan sonra artık neyi yapıp, neyi yapamayacağımız ve yapabileceklerimiz içinde hangilerini yapmak istediğimize karar verebiliriz. Bu noktada dikkat etmemiz gereken en önemli şey, varmak istediğimiz hedefe ulaşan yolun çok uzun olmamasıdır. Çünkü hayatımız aslında bir yol hikayesidir. Zahmetli ve uzun bir yoldan sonra hedefimize ulaşmanın hiçbir anlamı olmayabilir. Aslında en değerli varlığımız zamanımızdır… Ve bu dünyada geçireceğimiz zaman sınırlı ve belirsizdir. Zamanımızı belli bir hedefe ulaşmakla harcarken, yaptığımız fedakarlıkları ve çektiğimiz sıkıntıları telafi edip edemeyeceğimiz meçhuldür. Ve insan aynı yaşında da kalmaz. Gittikçe yaşlanırız ve yaşlandıkça olgunlaşırken, güçten de düşeriz. Bir insanın 40 yaşındaki ve 70 yaşındaki beklentileri, istekleri ve yapabilecekleri çok farklıdır. Bu yüzden hayat amacımıza ulaşmak için kullanacağımız yol da keyifli olmalıdır. Hatta bizzat yolun kendisi amacımız olmalıdır.

İşte Kişisel Gelişim’den önce hayattaki amacımızı bulmak o yüzden önemlidir. Çünkü kişisel olarak gelişirken, kendimize yanlış yatırımlar da yapabiliriz. Ve bunların hepsi değerli zamanımızdan çalar. Daha kötüsü istediğimiz şeylere ulaşma fırsatımızı ortadan kaldırabilirler. Sevmediğimiz ve kullanma ihtimalimiz olmayan bir yabancı dili öğrenmek için senelerce uğraşabiliriz. Sırf puanımız tuttuğu için kazandığımız bir okulda, sevmediğimiz bir mesleği öğrenirken, sevdiğimiz mesleğin okuluna gidemeyiz. Bize hiçbir işimize yaramayacak şeyler katan bazı eğitimlere gitmek için paramızı ve sevdiklerimizle geçireceğimiz zamanı harcayabiliriz.

Hayat amacımızı bulmak, yanlış rotalar çizmemizi de önler. Mesela evlenmek, çocuk sahibi olmak ciddi bir yola girmektir. O yoldan kolayca çıkılmaz. Evlendiğimiz kişiye ve çocuğumuza karşı sorumluluklarımız vardır. Bu sorumlulukları yerine getirebilecek bir şekilde hareket etmemiz gerekir. Eğer hayat amacımız bir eş ve çocuk sahibi olmayı içermiyorsa, evlilik kurumuna “bir deneyeyim” mantığı ile giremeyiz. Çünkü doğacak bir çocuk, ölünceye kadar ilgilenmeniz gereken bir insan demektir. Veya ilgilenmezsek yaşayacağımız vicdan azabı…

Bazen bazı şeyler istediğimiz gibi olmaz. Keza yaşlandıkça kendimizde meydana gelen değişiklikler, yeni bazı amaçlar edinmemizi sağlayabilir. Bu gibi durumlarda canımızı sıkmak yerine, durumu gözden geçirmek ve gerekirse yeni bir keyifli rota çizmek gerekir.

En başa dönersek… Kendimizi tanımak, hayat amacımızı bulmak ve bu yazıda bahsetmediğim ama yaşadığımız sürece bize yardımcı olacak birçok şey için önce felsefi olarak gelişmemiz gerekiyor. Felsefi gelişim, kişisel gelişimin başlangıç noktasıdır. Felsefi olarak gelişmeden kişisel olarak gelişmeye çalışmak, temeli olmayan binaya kat çıkmaya benzer. Sonuçları da çok ağır olabilir.

Aydın ROZENTAL

YORUMLAR (1)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL