Köşe Yazıları

“Felsefe İle İlgilenirken…”

“Felsefe İle İlgilenirken…”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Bu yazımda biraz felsefenin ne olduğundan ve felsefe ile ilgilenirken nelere dikkat edilmesi gerektiğinden bahsetmek istiyorum.

Felsefe kelimesinin anlamı “Bilgelik sevgisi”dir. Felsefenin tanımı ise filozoflara göre değişiyor. Her filozof, felsefeyi kendi anlayışına göre tanımlamayı tercih etmiş. “Doğruyu bulma yolunda düşünsel bir çalışmadır.” demiş Platon. Epikuros ise “Mutlu bir yaşam sağlamak için, tutarlı eylemsel bir sistemdir.” demiş. Campanella ise sadece “Eleştiridir” diye tanımlamış.

Bana göre felsefe “Sorgulama sanatı” dır. Bu tanımımı biraz açayım. Sorgulamak, şüphe duyup, gerçeği araştırmaktır. Sorular sormaktır. Ancak her soru ve her konu felsefi değildir. Akşam evde ne yemek olduğunu sormak felsefi bir soru değildir. Buzdolabının çalışma sistemi ve nasıl soğuttuğu felsefenin konusu değildir. Herkes çeşitli konuları sorgular ve sorular sorar. Ama doğru konuları sorgulamak ve doğru soruları sormak, aynı bir ressamın çizdiği resmin, bir çocuğun çizdiği resimden farkı gibidir. O yüzden felsefe, sorgulama sanatıdır.

Felsefe yapmak, aslında genelleme yapmaktır. Kişiler ve olaylardan yola çıkarak genel bazı sonuçlar çıkarma çabasıdır. Ahmet’in nasıl bir insan olduğu değil. Ahmet’in geçen gün kedisine nasıl davrandığı da değil. İnsanların evcil hayvanlarına nasıl davranması gerektiği, felsefenin konusudur. “Evcil hayvanına davranışından, bir insanın karakteri anlaşılabilir mi?” sorusu ise felsefi bir sorudur. Biz ancak bu soruya bir cevap verdikten sonra, Ahmet’i geçen günkü kedisine davranışı üzerinden değerlendirebiliriz. Bu tarz sorularla ulaşılan genellemeler soyut olduğu için sadece akla ve mantığa dayanır. Bu nedenle felsefede kesin doğrular yoktur. (Reichenbach gibi bazı filozoflar olduğunu savunur.)

Bilim ise deney ve gözleme dayandığından, elindeki verileri yanlışlanana veya geliştirene kadar doğru kabul eder. Felsefi bir konu, bir takım verilerle kesinleştiğinde, felsefenin alanından çıkar ve bilimin alanına girer. Geçmişte geometri bile felsefenin içindeydi. Platon’un Akademisinin girişinde “Geometri bilmeyen giremez.” yazardı. Zamanla kesinleşen konular felsefeden çıkmaya başladı. Matematik, geometri, fizik gibi alanlar ilk çıktı. Son yüzyılda ise sosyoloji, psikoloji, tarih ve ekonomi bazı ölçülebilir ve denenebilir verilerle birer bilim olarak felsefeden ayrılmayı başardı. Şunu da belirtmem lazım ki, Bilim Felsefesi diye ayrı bir alan vardır. Ve bilim, gelişim sürecinde felsefeden faydalanmayı sürdürür. Keza bilimsel bir bilginin yanlışlanabilmesi için önce felsefi bir bakış gerekir.

Buzdolabının çalışma sistemi, bilimsel bir konudur. Daha iyi bir sistem üzerinde çalışılabilir. Ama kimse mevcut bilgilerin buzdolabı üretmek için işe yaramadığını söyleyemez. Mevcut bilgilerle yeterli imkana sahip herkes, buzdolabı üretip, çalıştırabilir. Belki birkaç sene sonra başka biri daha iyi özelliklere sahip bir buzdolabını tamamen farklı yöntemlerle üretmenin yolunu bulur ve bu konudaki bilgiler değişir. Felsefede ise kesin doğrular olmadığı için, bütün felsefi söylemler eleştiriye açıktır. Hiçbir filozof eleştiriden muaf tutulamaz. Hiçbir felsefi söylem ise kesin doğru gibi anlatılamaz.

Bu son iki cümlem çok önemli. Bazı insanlar felsefe dendiğinde sadece kendi siyasi görüşlerine, kendi ideolojilerine temel teşkil eden birkaç filozofun söylemlerini incelemeyi anlarlar. O filozoflar ne dedilerse, onlar için doğrudur. Asla eleştirmezler. Adeta o filozofların fanatiği gibi davranırlar. Hatta başka filozofları görmezden gelirler. Ne yazık ki, bunu yapan felsefe profesörleri bile var. Oysa felsefe ve fanatiklik bir arada bulunamayacak iki şeydir. Çünkü bir fanatik, sadece tuttuğu filozofun imajına zarar gelmemesi için uğraşır ve onu savunur, düşüncelerinin yanlışlığını kabul etmez veya görmezden gelir, sorgulamaz. Oysa felsefe için sorgulama olmazsa olmazdır.

Felsefe ve din birbirine çok yakındır, bazen birbirinin yerine geçerler. Dinden felsefe, felsefeden din çıkarmak mümkündür. Mesela “Jedi dini veya Jediizm” Star Wars filminin felsefesinden çıkan bir dindir. “Kelam” ise İslam dininden çıkan felsefedir. Bazı ünlü filozofların din insanı olduğu veya dini eğitim aldığı bir gerçektir. İşte bu durumdan faydalanan bazı tarikatler, kendi dinlerini felsefe gibi anlatarak taraftar toplamaya çalışabiliyorlar. Bunu yaparken de anlattıkları ile ilgili tartışmaya kapalılar.

Felsefe tarihi başka, felsefi söylemler başkadır. Felsefe tarihi elbette büyük oranda kesin bilgidir. Felsefe dersi adı altında anlatılan felsefe tarihi, hangi konuda kimin ne söylendiği; felsefenin nasıl geliştiği gibi hususların bilinmesi içindir. Bunları bilmek, felsefe yapan bir insanın binlerce yıl önce düşünülmüş şeyleri, yeniden düşünmek için vakit harcamasını önler. Ayrıca önceden düşünülmüş konuları, günümüz koşulları altında yeniden değerlendirmeye yarar. Felsefi söylemler ise tartışmak içindir. “Şu filozof, şöyle bir şey söylemiş. Ben de ona katılıyorum.” denebilir. Katılmayanlar ise neden katılmadıklarını söyleyerek rahatça tartışabilir. Bir felsefi söylem, bir ders sırasında tartışmasız doğru olarak anlatılamaz. M.Ö. 300’lü yıllarda yaşayan Aristoteles’in evren tasavvuru, dine de uygun olması sebebiyle yüzlerce yıl eğitim kurumlarında kesin doğru olarak anlatıldı. Bu nedenle 1600’lü yıllarda bile Galileo, Dünya’nın Güneş çevresinde döndüğünü tespit ettiği için, engizisyonluk olmuştur.

Sonuç olarak, felsefe ile ilgilenen insanların dikkat etmesi gereken en önemli konu, bir fanatik ya da bir tarikattan felsefe dersi almamaktır. Okuduğumuz felsefe kitaplarının da tarafsız yazarlar tarafından yazılmasına dikkat etmeli; bir ideolojiyi inceliyorsak, diğerlerine de mutlaka bakmalıyız. Mesela Adam Smith okuduysak, Karl Marx da okumalıyız.

Aydın ROZENTAL

YORUMLAR (1)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL