Köşe Yazıları

“Doğru Üzerine”

“Doğru Üzerine”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Geçen yazımda “Hayatımızı başkalarının düşüncelerine göre mi yaşamalıyız?” sorusuna cevap arayacağımı yazmıştım. Ancak daha güncel ve önemli bir konu ortaya çıktı. O da “Doğru”nun ne olduğu… Bu konuda blogumda yazdığım bazı yazılar var. Şimdi biraz felsefe yapıp kısa bir özet geçmeye çalışacağım.

Doğru ve Yanlış insanlara has kavramlardır. İnsanın verdiği hükümlerdir. Dolayısı ile insanın olmadığı bir yerde doğru veya yanlıştan bahsedemeyiz. İnsanın doğru ile ilişkisini ben ikiye ayırıyorum:

1- Düşünsel doğruluk / 2-Söylemsel doğruluk

Bunları da yine ikiye ayırmak mümkün.

Düşünsel Doğruluk

1 – Düşünülenin doğru olması: Kişi aksini kabul edene kadar, düşündüğü her şey kendine göre doğrudur.

2 – Doğru şekilde düşünmek: Yani elimizdeki verilerden doğru çıkarımlar yapmak. Eksik olan ve kararımızı değiştirebilecek verilerin farkında olmak.

Söylemsel Doğruluk

1 – Söylenenin doğru olması: Eldeki verilere ve standartlaştırma kaynaklarına uygun şeylerin söylenmiş olması.

2 – Doğrularını söylemek: Gerçekte düşündüğünden veya tespit ettiğinden farklı şeyler, yani yalan söylememek.

Şimdi burada yazının sonundaki cümlelerimi de açıklayan önemli bir durum var. Bir insan yalan söylemediği halde, söyledikleri doğru olmayabilir. Bir konu ile ilgili son gelişmelerden haberi olmayan biri, bildiği verileri veya bunlardan ulaştığı sonuçları söylerse, kendi doğrularını söylemiş olur. Ancak doğruyu söylememiş olur. İşte bu yüzden, bir insanın bilinçli bir şekilde mi, yoksa yanlışlıkla mı, gerçeğe aykırı bir şeyler söylediğini tespit etmek zordur. İnsanın her söylediğinin doğru olması da zordur.

Standartlaştırma Kaynakları dedim. Bu benim ortaya koyduğum bir şey ve tanımını şöyle yapıyorum: Çeşitli alanlarda, ilgililerin ulaşabildikleri, tek biçim haline getirilen bilgilerin dayandığı insan, kurum ya da ölçüm aletlerinin genel adıdır. Mesela saat bir standartlaştırma kaynağıdır. Saat kaçı gösteriyorsa, bozuk ve ayarsız değilse, o doğru kabul edilir. Meclis bir standartlaştırma kaynağıdır. Meclisin çıkardığı kanunlar, meclisin bağlı olduğu devlet için doğru kabul edilir. Eski devirlerde Şeyhülislam bir standartlaştırma kaynağıydı. Dini konularda onun söylediği doğru kabul edilirdi. Ancak bir konuda farklı yerlerde farklı doğrular olabiliyor. Bu durum da doğruyu göreceli hale getiriyor. Çünkü doğrunun çeşitleri vardır.

Şimdi biraz da doğru çeşitlerine bakalım. Ben doğruyu 5 çeşide ayırıyorum.

1 – Evrensel Doğru: Standartlaştırma Kaynaklarının dünya çapında tanınması ile ortaya çıkan, insanların büyük çoğunluğunun kabul ettiği doğrulardır. Mesela Amerika’nın Kristof Kolomb tarafından keşfedildiğinin kabul edilmesi.

2 – Kişiye Göre Doğru: Yukarıda bahsettiğim, kişinin kendi düşüncelerini doğru kabul etmesi.

3 – Gruba Göre Doğru: Bir ülkede yaşayanlar, bir dine inananlar, bir takımı tutanlar, bir derneğe üye olanlar gibi küçüklü büyüklü grupların kabul ettiği doğrular. Mesela alkol içmek, Hristiyanlıkta serbestken, Müslümanlıkta yasaktır. İki dinin standartlaştırma kaynakları olan İncil ve Kuran bu konuda farklı doğruları kabul eder.

4 – Kesin Doğru: Standartlaştırma kaynaklarına dayanan, kimsenin mantıklı bir şekilde itiraz edemediği, olayın taraflarının ve gözlemcilerinin kabul ettiği doğrulardır. Mesela bir futbol maçında bir takımın, diğerini iki tarafın ve hakemlerin kabul ettiği gollerle yenmiş olması, kesin doğrudur. Bu galibiyetin nasıl olduğu, standartlaştırma kaynağı olarak, kabul edilmiş FİFA’nın koyduğu futbol kurallarına dayanır. Galibiyet de ilgili yerlere ve tarihe yazılır.

5 – Onaylanması Gereken Doğrular: En az 1 Kesin Doğru içeren ama şüpheli ayrıntılara sahip doğrulardır. Mesela bu yazının varlığı ve benim adıma yazıldığı doğrudur. Ama benim adıma başka birinin yazıp yazmadığı, yazdığım ispatlanmadığı sürece şüphelidir. Veya internetteki benim fotoğrafımdır. Ama fotoğrafa o kadar filtre uygulanmıştır ki, beni yolda gördüğünüzde tanımazsınız. Dolayısı ile benim fotoğrafım, beni yansıtmaz hale gelmiştir.

İşte bu durumlar yüzünden birçok konuda “Doğru”yu tespit etmek zordur. Bu nedenle bana göre insanlık mümkün olduğunca evrensel doğrulara yönelmelidir. Ancak bazen kişisel bir doğru, evrensel bir doğrudan daha kesin olabilir. Mesela Galileo “Dünya Güneş’in etrafında dönüyor.” dediğinde bu kendi gözlemlerine dayanan kişisel bir doğruydu. Ve evrensel doğru olarak Güneş’in Dünya’nın çevresinde döndüğü kabul ediliyordu. Sonuçta Galileo zor da olsa kendi doğrusunu söyledi ve bu zamanla ispatlanarak insanlığın gelişimine katkı sağladı.

Bir de insanlar her zaman doğrularını söylemez. Bazen korkudan, bazen çıkarlar sebebiyle… Bir yöneticinin etrafında doğruyu söyleyen kişiler varsa ve onları dikkate alıyorsa, alacağı kararları da o doğrulara göre alır. Ama doğrular kendisinden saklanıyor veya söylenemiyorsa, alacağı kararlar da hatalı olur ve yönettiği yeri batırır.

Yani insanların doğrularını söylemelerine engel olunması, doğrularını söyleyenlerin cezalandırılması, aslında insanlığın, toplumun, kurumların gelişimine engel olunmasıdır.

Aydın ROZENTAL 

YORUMLAR (1)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL