Köşe Yazıları

Kaptanla Konuşmalar – 11 “ÇIKMAZ SOKAK”

Kaptanla Konuşmalar – 11 “ÇIKMAZ SOKAK”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Elimde delik bir poşetle insanlara yetişmeye çalışıyorum kaptan. Oysa, kimse bana sormadı ‘Kendine yetebiliyor musun?’ diye, ben artık kendime de yetmek istiyorum.

En derininde sakladıkları, en olmadık yerlerde çıkıyor karşısına insanın. Bazen bir şarkıda, bazen bir şiirde, bazen bir kokuda, bazense bir korkuyu beklerken… Benim ışığım söndü kaptan, görmeyi unuttum… Yüzümde sıcak bir gülümseme var ama içimde ‘Şefini kaybetmiş bir orkestranın hüznü.’ Söylesene kaptan, bu hüzün geçiyor mu?

– Bilemedim ki oğlum? Ben hiç senin kadar girmedim o denizin dibine.

Girme zaten kaptan… Orası çok karanlık, orası çok derin. İnsan orada vurgun yer, bilincini kaybeder.

– Yukarı doğru başını kaldırsan göğü göreceksin oğlum. Güneşi hissedeceksin yüreğinde. Bir adım atmam gerek, bir kulaç atman lazım. Bir kez daha gülmen gerek belki de ama bu sefer kaderine.

Bu içimdeki karanlığa güneşi yetiremiyorum kaptan. Akla ve kalbe olan yolculukta ben hep kalbime yeniliyorum. Sonra bir bakıyorum ‘daha da karanlıktayım’. İnsanın merhametle dayanacağı bir çift omuz olmadan aldığı yollar, çok uzun geliyor. Ben yürüdüğüm bu yolların mecnunu olmaktan yoruldum.

Nilgün Marmara’nın girdiği o çıkmaz sokaktayım. Kafamın içinde Oğuz Atay’ın o meşhur tiradı var: ‘Kaybetmişliğin ve yaralarımın altında eziliyorum,’ insan en çok yalnız olan bu gecelerde yanıyor kaptan. Bir deniz dalgasında savrulup gidiyoruz: bir ileri, bir geri. Sen olmasan Kaptan, kafamın içindeki çığlıklar ses olup dışa vuracak. İyi ki varsın da o sesleri bastırıyorsun. Yazmak, anlatmak ve ağlamak yetmiyor bazen. İnsan en çok gece ölüyor. Yaraları acıya acıya, içi kanaya kanaya ve geçmişine ya da geçmeyenine küfürler savura savura: ben bu sokaktan çıkmak istiyorum kaptan… Yoksa, Nilgün gibi kuş olup uçacağım kafamın içindeki Oğuz Atay tiradıyla. Söylesene kaptan, susma! Nolur cevap ver bana: ‘İnsanın yaralıyken mi, yoksa mutlu -gibi- gözükürken mi daha çok acır canı?’ 

Kendimi derine saklamaktan yoruldum, kendimi aramaktan da! Kaptan, söyle kaderime kalbini açsın, biraz dinlenmek istiyorum.

Beni bu sokaktan al kaptan…

Kayboldum… Bir rüzgara kapıldım, oradan oraya savruldum.

Öpüyorum kaptan, bir ağaç gibi dimdik duracağımız günlerinden kıyısından.

Mehmet YEL

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL