Köşe Yazıları

KAPAĞIN ALTINA SAKLANANLAR

KAPAĞIN ALTINA SAKLANANLAR
Gökkuşağı Köşesi Banner

Duvarda depremde oluştuğunu tahmin ettiğim bir çatlaktan dışarıya çıkıp kendilerini hatırlatıp büyükçe bir enkaz oluşturdular. Kimler mi? Elbette kendime attığım çelmeler… Gözlerimi kapattıkça daha çok üstüme gelmeleri de cabası. Her bir çelmede, çizdiğim bir çemberden özenle tanımladığım hikayelerim vardı. Evet, bir çember çizdim ve kendimi bu çemberin dışında bıraktım. Koskocaman bir çember çizip hayatına, kendini nasıl dışında bırakabilirsin ki? Ben yaptım.

Bu çemberin çizgisine milyarlarca şey yerleştirdim üstelik. Başarı, mutluluk, neşe, karmaşa, aşk, hüzün, cesaret… Yüzyıllar sürdü. Şaşırmayın bu kadar sürmesine. Öyle kolay mı bir çember çizip, incecik çizgiye milyarlarca hikaye sıralamak? Hiç kolay değildi. Birkaç eksik dışında çemberin çizgisi dolmuştu ancak ben yakınında bile değildim. “İhtiyaç anında camı kırınız!” yazısı gibiydi çember benim için ve yalnızca ihtiyaç anlarında yaklaşıyordum. Halbuki onun üstünde yaşamalıydım. Sonrasında da çemberi korumak için kendime kurduğum üsse gidiyordum. Ben ordayken ona zarar gelmesine dayanamayacak bir noktadaydım. Şimdi düşünüyorum da, sadece “Doldurdum ben çemberimi!” diyebilmek için doldurmuşum onu hikayelerle. Yaşamayacaksan neden çizersin ki? Ama öyle aşık olmuştum ki çembere ve ona dizdiğim hikayelerin sırasına, onlara dokunamıyordum bile. Kendimi unutacak kadar, kendimin hakkına girecek kadar uzaktım. Zarar vermekten korktuğum için diyordum. “Bırak! Bırak, kırılsın ve yeni hikayelerle doldur. Bir daha doldur. Hem de daha güzel doldur! O hikayeler gitmeyecekler…” diyemedim kendime o zaman. Yaşanmış anılardan oluşan hikayelere zarar veremeyeceğimi, onları değiştiremeyeceğimi göremiyordum henüz. Bu şekilde kendimi merkeze alamadığım için, her günün sonunda kendime ne kadar acımasız olduğumu düşünerek gittiğim yolları geri döndüm. Evet, cesaretle yazabiliyorum bugün kendime kurduğum acımasız oyunları.

Başka birine, bir eşyaya, bir duruma karşı şefkatli ve merhametli olmak ne kolay… Ve insan kendine ne zor yumuşak oluyor… Ne zor şefkat gösteriyor. Ne zor kendi çizdiği çemberde yaşaması insanın. Bilmiyorum sizin hiç çemberiniz oldu mu, olmadı mı? Sakladınız mı? Yoksa benim gibi, kendinize şefkat göstermeyi bilmediğinizden, ona zarar gelmesin diye dışında mı bıraktınız kendinizi? Ben merhametsizliğimi es geçebilmek için kendimi uzun bir süre sarhoş ettim. Sarhoştum bir limon ağacı gölgesinde bile isteye. “Uyuşunca daha kolay!” diye kim söylediyse (ki bunu hatırlamıyorum), inanmışım demek ki ona. Oradan uzakta kaldıkça kendime iyi davranmayı hatırlayamaz hale geldim. Şefkat nasıl göstereceğimi, nasıl unutmadan dolu dolu nefes alacağımı, kendime nasıl merhametli olacağımı hatırlamıyordum. Çabalamıyordum da. Bir kapağın altına sakladım; şefkat ve merhamet içeren bütün hikayeleri. Neymiş? Orda yaşayamazmışım. Çemberime zarar gelmesinmiş! Varlığını kanıtlayamamış, hayal ürünü bir çembere duyduğum şefkatin onda birini kendime de gösterebilseydim keşke! Malum hikayelerle altını doldurduğum kapağı bir çantanın içine sakladım. Ordalardı… Güvende ve benden uzaklardı. Bugüne kadar.

Bu sabah rast gele o kapağı buldum varlığını unuttuğum o çantada. Hayat çok garip, güzel ve benden daha çok şey biliyor… Yüzleşip her şeyi çözdüğünü sanıyorsun. Ama hayat, karşında çözülecek yepyeni bir soru ve farklı bir algoritma çıkarıyor. Henüz kapağın altındakileri çözemedim. Henüz çembere de yaklaşamıyorum. Ne zaman çözerim, ne zaman yaklaşırım bilemiyorum.

Peki bunu neden anlattın diyeceksiniz bana haklı olarak. Anlatıyorum, çünkü her zaman her şeyi hızla çözemeyebiliriz. Anlatıyorum, çünkü her gün iyi olmayabiliriz. Her gün başarılı, mutlu, umutlu, neşeli, aşk dolu, merhametli olmayabiliriz ve bunların hiçbiri için ‘zorunda’ hissetmemeliyiz. Anlatıyorum çünkü kendimiz olma yolu, bazen kendimize veremediğimiz şeyleri fark etmekten geçiyor. Anlatıyorum… Çünkü yalnızca anlatabiliyorum. Size kendi yolunuzda kendinize attığınız çelmeleri, çizdiğiniz çemberleri belki altıgenleri gösteremem yalnızca kendime yaptıklarımı gösterebilirim. Ve böylece bana bakarken kendinize de bakabilirsiniz. Kendimi açıyorum size, kendinizi kendinize açabilin diye…

Gürsev Burku AKPINAR 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL