Köşe Yazıları Sinema

“Cellatlar da Ölür”

“Cellatlar da Ölür”
Gökkuşağı Köşesi Banner

“…sadık kalan direnir, hain ihanet eder; kahraman mücadele eder, iradesi zayıf olan teslim olur.” 

Julius Fuçik

CELLATLAR DA ÖLÜR, 20. yüzyıl Alman şiirinin ve tiyatrosunun en önemli isimleri arasında kabul edilen Bertolt Brecht ile dışavurumcu Alman sinemasının önde gelen yönetmenlerinden biri olan ve aynı zamanda Dr. Mabuse, Der Spieler, Die Niebulungen, Metropolis, M-Bir Şehir Katilini Arıyor gibi bilimkurgu ve kara film türünün de en iyi örneklerini veren Fritz Lang’i bir araya getiren bir direniş öyküsü.

1935 yılında Alman vatandaşlığından çıkarılan Bertholt Brecht, çeşitli Avrupa ülkelerinde kaldıktan sonra 1941’de Amerika’ya, Hollywood yakınlarındaki Santa Monica’ya yerleşir ve burada sinema çalışmalarına ağırlık verir. Ama altı yıllık bu serüven, kendisi için pek verimli geçmez. Zira Brecht, sinemanın sanat olduğu kadar, ticari yönünün de ağır bastığı bir endüstri sektörü içinde yer almasını kabullenmekte zorlanır.

Hatta bu durumu Hollywood adlı şiirinde şöyle ifade eder:

“Her sabah ekmek paramı kazanmaya

Giderim yalan pazarına.

Umutla,

Dizilirim satıcıların arasına.”

Bunun yanı sıra 1940’ın sonlarında ABD’de meydana çıkan McCarthycilik ile ilişkili komünist avı, Brecht’in sanatını hepten olumsuz etkiler. Çünkü o, Walter Benjamin’e söylediği gibi, iflah olmaz bir komünistir.

Kısaca ifade edecek olursak, gerek estetik gerek siyasi gerekse diğer nedenlerden ötürü Brecht, 1941-47 yılları arasında geçimini sağlamak için sözünü ettiği yalan pazarında film senaryoları sattığı günleri neredeyse unutmayı diler, günlüklerinde hangi filmler için katkılarda bulunduğunu belirtmek istemez. Sessizlik içine gömmediği tek önemli film, kendisi gibi benzer nedenle Almanya’yı terk eden yurttaşı Fritz Lang’in Cellatlar da Ölür (1943) adlı yapıtıdır. Ama hoşnutlukla bir söz ediş değildir bu, yapımcısına yine dava açmış, filmin jeneriğinde sadece “Brecht’in bir düşüncesi üzerine” ibaresi kalmıştır.

Gerekirse öl bu yolda

Ama sonuna kadar bağır:

Teslim olmak yok!

Cellatlar da Ölür!

Bayan Nasha Novotny’nin Alman polisini kasıtlı olarak yanlış yönlendirmesi sonucu Çek direnişinin kilit isimlerinden Dr. Franticek Svoboda, Gestapo’nun eline düşmekten kurtulur. Ancak henüz tehlike geçmemiştir. Polis, tüm köşe başlarını tutmuş, her yeri didik didik aramaktadır. Yakalanmasının an meselesi olduğunu bilen Dr. Svoboda, son çare olarak, gündüz kendisine yardımcı olan Bayan Nasha’nın zilini çalar ve geceyi Novotny ailesi ile birlikte geçirir. Fakat, ertesi sabah Bayan Nasha’nın babası profesör Novotny Gestapo tarafından tutuklanır. Gestapo şefi Gruber Bayan Nasha’ya, Dr. Svobada’nın saklandığı yeri söylemezse babasının diğer tutsaklarla birlikte kurşuna dizileceğini söyler. Bunun üzerine Bayan Nasha, Dr. Svoboda’dan teslim olmasını ister. Ancak Çek direniş örgütünün başka bir planı vardır: halkla omuz omuza verip, suikastı kişisel çıkarları uğruna ülkesini satmakta bir beis görmeyen ünlü bira yapımcısı Emil Czaka’nın üzerine yıkmak!

Aslına bakılacak olursa Cellatlar da Ölür, Çekoslovakya’yı kan ve ateş içinde bırakan ve acımasızlığından ötürü Çek halkının “The Hangman/Cellat” lakabını uygun gördüğü ünlü Nazi Generali Reinhard Heydrich’e düzenlenen suikastı ekrana getiriyor; ama gelgelelim seyirci, Heydrich’e suikast düzenlendiğini ancak filmin ilerleyen dakikalarında öğrenebiliyor.

Peki, gerçekte ne olmuştu?

Reinhard Heydrich, Führer (Adolf Hitler) ile görüşmek için, 27 Mayıs 1942 tarihinde Prag’daki şatosundan ayrılarak Berlin’e gitmek üzere yola çıkmış fakat Bulovka hastanesi yakınlarında, İngilizlerce eğitilmiş Jan Kubis ve Josef Gabnick isimli çek direnişçiler tarafından pusuya düşürülmüştü. Pusudan yaralı olarak kurtulmayı başaran Heydrich, Bulovka hastanesinin acil servisinde iki Silezyalı Alman doktor tarafından ameliyata alınsa da yaşama tutunamamıştı. Bunun üzerine Hitler’in emriyle Naziler misilleme olarak 10.000 Çek vatandaşını çeşitli yöntemlerle öldürmüş, bir rivayete göre de Lidice adlı Çek köyü –suikastçıları desteklediği için- haritadan silinmişti.

Bana kalırsa sinemaya böylesi önemli bir filmi kazandırdıkları için sinemaseverlerin Bertolt Brecht, Fritz Lang ve Hanss Hesler’e –bir zamanların sürgündeki üç Alman muhalif sanatçısına- göz ardı edilemez ölçüde şükran borcu vardır. Ne de olsa film Çekoslovakya henüz bağımsızlığına kavuşmamışken, diğer bir ifadeyle filmdeki işgal hali devam ederken çekilmiştir. Bununla beraber Cellatlar da Ölür, Bertolt Brecht’in senaryosunu yazdığı ilk ve son Hollywood fi̇lmi̇di̇r.

Gökhan KÜÇÜK 

Yararlanılan kaynaklar: Bertolt Brecht’in Estetik Anlayışı ve Sinema, Emel Tozlu Aslan, (Yazının ritmi bölünmesin diye bir cümle olduğu gibi alınmıştır), Wikipedia/Reinhard Heydrich, Bertolt Brecht “Günlükler 2 (1941-1955)”

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL