Kültür-Sanat

“Boşluğun Avucu”

“Boşluğun Avucu”

Ne yaparsam yapayım bu ela renkli kapıdan çıkamıyorum kaptan. Sanki bir adım atsam boşluğun avucuna düşecek gibiyim. Bana iyi gelen her şey biraz da hüzün veriyor. Kalbim kabesini şaşırmış durumda…

– Ah Mehmet, her seferinde kendine bir hüzün bahçesi buluyorsun. Yaşamaktan ümidini kesmiş gibi yaşıyor, bu yüzden de mutluluğun gidişini izliyorsun her seferinde.

Hüzün benim oyun bahçem kaptan. Sanki oradan çıkarsam, kendi güvenli alanımdan çıkıyor gibiyim. Bir hatıranın içinde yaşıyorum, bu yüzden bir adım atamıyorum bu ela renkli kapıdan. Aldığım meyler, öptüğüm dudaklar, seviştiğim zamanlar ve hayatımda olan tüm kadınlar, bir günahı bedenimden çıkarmak için yapılan bir ayin gibi. İçim, içime sığmıyor kaptan. Ben bu odaya da sığmıyorum. Bu kadar sığ bir adamken nasıl bu kadar derine daldım bilmiyorum.

– Bir kitabı kapağına göre yargılarsan, hayatı kaçırırsın Mehmet. Bırak bir kaç sayfa zorlasın seni, biraz isyan et sonra zaten alışacaksın sen de. Kapağı geç, içini oku artık.

Okumaya mecalim kalmadı kaptan. Bu ela renkli kapının ardına hapsoldum. Hiçbir şey haz vermiyorken en çok onun gülüşünde doğuyorum dünya denen bu aşağılık yere. Bir gülüyor kaptan, sanki semadan anneler doğuyor bu boşluğun içine.

***

Öpüyorum kaptan, yaşamayı yeniden hatırlayacağımız günlerin kıyısından.

Mehmet YEL

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL