Köşe Yazıları

BİZİMKİLER!

BİZİMKİLER!
Gökkuşağı Köşesi Banner

On dört yıl kesintisiz yayınlanmış, en uzun süre yayınlanan ikinci yerli yapım televizyon dizisi Bizimkiler. 1989-2002 yılları arasında yaşayanları hayatının bir döneminden yakalamıştır mutlaka ve apartmandan bir karakter, bir aile yakıştırmıştır pekçok kişi kendisine, ailesine, komşularına. “Bizimkiler” demiştir bir ân. Şimdilerde Bizimkiler seyrediyoruz Gökçeçiçek’le. Maalesef ilk bölümünden, ilk sezonundan başlayamadık çünkü ilk sezon kayıtları bölük pörçük ve kalitesiz kayıtlar. Hayretle, hasretle seyrediyoruz. Gelecek gibi geçmiş, geçmiş gibi gelecek. Gelecek mi sâhi?

TRT, Star TV, Show TV’de yayınlanmış bir televizyon dizisi. Yayınlandığı dönem boyunca; hükûmetler değişti, isimler değişti, kanallar değişti ve Türkiye’nin en uzun soluklu ikinci dizisi oldu. (Birinci dizi on altı sezona ulaşan Arka Sokaklar) Bizimkiler, artık yaşlı da olsalar aramızda hâlâ. Geçim derdinde, yorgun, mutsuz, umutsuz, bıkkın belki… O zamanın çocukları, bizler de yaşlandık. Artık Bizimkiler seyrettiğimiz, Bizimkiler’in yayınlandığı Türkiye, Eski Türkiye oldu. Otuz yıl önce, önce halkın vergileriyle devletin televizyonu olmuş TRT’de, sonra Türkiye’nin ilk özel televizyonu İnterStar-Star Tv’de yayınlanan dizide rakılar, biralar, şaraplar içiliyor, sofralar kuruluyor muhabbetleriyle, ilişkiler… flörtler yaşanıyor. O zamanki bizim hayatlarımız gibi yani. Hâkim Hüsnü Amca, rakı sipariş verebiliyor meselâ, “Gelirken rakı alsın gelsin,” diyor Leylâ Sultan’a. “Eşoleşekler” diyor, “Eşeksıpaları” diyor. Dedem gibi… Dedem akran amcalar gibi o zamanlar…

Herkes pahalılıktan şikâyet edebiliyor. Pahalı çünkü. Geçim derdi o zaman da vardı. Önceleri de…. O zamanki hayatlarımız gibi aynı. Hanelerde hayatlar başka, kültür farklılıkları var, gelir düzeyleri farklı, herkesin derdi başka. Şimdi olduğu gibi, bizim hayatlarımız gibi yine. “Alamancı” Hâlis’in derdi öpmek, sevmek, sarılmak, evlenmek; Cemil Bey’in derdi pencerede her derde eklenmek, içmek, bir yol bulup içmek, pencere kenarında ‘dinlenmek.’

Eskici Hüseyin’in derdi de, Tak tak Sedat’ın derdi birbirinden farklı vizyonlara sahip olsalar da “Yolunu bulmak.”

Bir mahalle, bir apartman o vakitler iyisiyle, kötüsüyle tanıdığımız, bildiğimiz birilerini yansıtıyordu. Biz de sokakta, mahallede, semtte yaşıyorduk sınav, gelecek kaygısını, geçim sıkıntısını, iş stresini, yorgunluğu, coşkuyu, kederi… Yaşıyorduk dönem dönem, hep değişti Bizimkiler de “Vallahi Tuticiim zaptı” diye parmak sallayan apartman yöneticisi Sabri Bey de hep oldu hayatımızda..

Süper Baba gibi, Yeditepe İstanbul, Şaşıfelek Çıkmazı gibi bizden ki mesele onların bizden olması değil, bizim onlardan olmamamız şimdi. Otuz yıl önce yayınlanan Bizimkiler dizisini Geleceğe Dönüş izler gibi seyrediyoruz 2022 yılında. “Geçmişe yolculuk: 2022’den 2052’ye” gibi. Günümüzün Jetgiller’i bir gezegende Bizimkiler, başka bir gezegende Şaşıfelek Çıkmazı oldu.

O vakitler aile planlamasına önem veriliyordu. Kamu spotları televizyonda dönmeye başladı mıydı okulda, hastanede bir görevliye, bir heyete filân denk gelinebilirdi. Öyle üç çocuk filân teşvik edilmiyordu. Dizide, “Gelecek çocuk için ebeveyn olarak siz, bütçeniz uygun mu, buna hazır mısınız?” diye soruyor meselâ Doktor Türkân Hanım. Olan biten, yaşadığımız, yaşayabileceğimiz birçok kesit var.

Dizinin yirmi beşinci bölümünde elektrikler kesiliyor. Bir elektrik muhabbetidir gidiyor bütün bölüm. Bizimkiler’de bir şikâyet bir şikâyet. Otuz yıl önce yayınlanan bir dizi Bizimkiler.

Yıl 2022.

Hiçbir gün böyle karanlıkta kaldığımızı sanmıyorum.

Jetgiller seyreder gibi otuz yıl önce yayınlanan diziyi seyrediyoruz. Sansüre uğrayıp alkollü sahneleri blurlamamışlardı. Hatta işi en başından sıkı tutmayı akıl edip o sahneleri yazılmış bulunulmuşsa çıkarmamışlardı. Eşoleşek, eşek sıpası gibi küfür desen değil, argo desen değil ama hepimizin bildiği haliyle sevgi ifadesidir o ve onu biplememiş ya da sesini kısmamışlardı. Katil Yavuz’un evine getirdiği kadınlar ahlaka mugayir kadınlar değildi, gelirdi ve apartman sakinleri kendi kendilerine bıdırdanır ama Katil’den korkularına da bir şey diyemezlerdi. O sıkardı biraz. Toplum dizideki mahallelerde de baskı yapardı ama bu gerçeği saklamaz, gerçekten sakınmaz ve değiştirmezdi de gerçeği. Nerde o eski… yazısı değil bu. Böyle rakı sipariş edilebilir, alınabilir, içilebilir ve televizyon dizisinde sipariş edilebilir, alınabilir, içilebilirdi.

Konuşulabilinirdi, söylenebilirdi, gösterilebilirdi, seyredilebilirdi yani.

Nasıl da kararmış “beyaz cam”

Nasıl da örtmüşüz üstümüze karanlığı…

İncinmişiz, incinmişiz. Çok incinmişiz.

Gelecek gibi geçmiş.

Geçmiş gibi gelecek.

Bakın bakalım araba, buzdolabı, elektrik, fırın, bulaşık, çamaşır makinesi, tren, uçak filân var mıymış, otuz yıl önce meselâ?

Bakın bakalım şimdi olmayan ne varmış o zamanlar?

Neş’e!

Can ANAR 

YORUMLAR (1)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL