Genel

BİTMEYEN DÜNYA MASALI

BİTMEYEN DÜNYA MASALI

İnsanın insana verdiği en değerli şey yalnızlık mıdır? Masallarda hep kadınların erkekler tarafından kurtarılması sübliminal mesaj mı? Garibin derdi ne zaman biter? Acıların diniyor mu Yasemin Abla? Kokain içmek günah mı? Anksiyetenin tek sebebi B12 eksikliği mi? Eksik kalan şeyler var hayatımızda, yetimhanede büyümüş bir çocuğa anlatılmamış masallar gibi.

Bir varmış hep yokmuş… Yakın zamanlardan birinde bir şair yaşarmış. Bu şairin bir gözü körmüş. Bir gözü de çok az görüyormuş. Şair bu ya savunma mekanizması olarak entelektüelizasyonu kullanıyormuş; zaten görülecek pek de güzel şey yok bu hayatta diyerek avutuyormuş kendini. Derken günlerden bir gün bir şiir ile tanışmış. Ahh! Ne güzel bir şiirsin sen, demiş. Keşke bütün şiirlerim yansaydı da sen benim şiirim olsaydın, diye düşünüyormuş sürekli. Şair bu, şiirin güzelinden anlar, anlar da en güzel şiiri yazamamış. Gel zaman git zaman şiiri unutmaya çalışmış. O şiir, şairinin kararmış kalbinin tek akıymış, kopardıkça çoğalmış. Unutmaya çalıştıkça şiir gözlerinde büyümüş. Ve sanki şiirin de gözleri büyümüş. Sayfalara yazılı şiire her baktıkça karşısında bir insan silüeti görür olmuş. Gözleri gitgide daha iyi görür olmuş. Ama o şiiri yazamamış olmanın verdiği hüzün de ona hayatı zindan ediyormuş. Bir yandan gözlerime şifa olsun diyormuş; bir yandan da neden ben bu şiiri yazamıyorum, diyormuş. Varlığı zehir gibi imiş şiirin, gözleri ise panzehir. Her beyiti dalga dalga yayılırmış saçlarına. Sert noktalamalar varmış dilinde. Elleri şifa doluymuş şiirin; şairin gözleri iyileşirmiş amma kalbi yorulurmuş. Şair şiirle yaşamaya başlamış. Şiir bu, okudukça anlamı değişir. Şair bu, okudukça anlamını değiştirir. Şiir güzelmiş amma şair çok okurmuş. Şiir hep aynı imiş ama şairin anlamını değiştirmesinden çok yorulmuş. Bu kadar. Finali yazarsınız artık. Masallarda da final okuyucunun yorumuna bırakılmalı bence.

Yani sonuç olarak kimse kimseyi kurtarmamış. Şair ve şiir biraz mutlu hep yorgun mu yaşamışlar yoksa şair şiiri yakmış mı bilemiyoruz. Bilmek de istemiyoruz. Masalı tamamlayamamış olmam benim de hayatımda eksik kalan şeylerin olduğunu gösterir mi bilmiyorum. Bunu da bilmek istemiyorum. İnsan bazen hiçbir şey bilmek istemiyor.

“Bitirilmemiş işler,

giderilmemiş ihtiyaçlar,

söylenmemiş sözler…

Bilmek istemediklerimiz,

bilmediklerimiz… ” 

Hayat yarım kalmışlıklar ile devam ediyor. Herkesin farklı emelleri ve arzuları var, hiç bitmeyen. Bitmiyor, bitmiyor! Bittikçe yenisini yarattığımız emellerimiz var. Nereye olduğunu bilmeden bir dünya telaşı, koşturuyoruz. Herkes eksik olanı tamamlama peşinde farkında olmadan. Kimi babasında bulamadığı sevgiyi tamamlamaya çalışıyor, kimi bir yoldaş bulamadığı zihnini. Kimi başarısızlığını örtbas etmeye çalışıyor, kimi travması ile baş etmekle meşgul. Kiminin kimsesi bile yok, kiminin kimsesi yok. Kimi yalnız kalabalıklar içinde, kimi kalabalık kendi içinde. Kimi çok zorluk çekmiş çocukken, çocukluğunu arıyor; kimi yetişkin olmuş artık varoluşunu sorguluyor. Kimi en lüks evlerde yaşamak, en lüks arabalara binmek istiyor; kimi çöpten bulduğu ketçapı döküp de yiyeceği taştan yumuşak herhangi bir şey arıyor. Kimi aşk peşinde, kimi aidiyet arıyor; kimi zincirlerinden kurtulup özgürleşmek istiyor. Kiminin kitabı yarım kalmış, kiminin tedavisi. Kimi uyuyamıyor, kimi uyanamıyor. Kimi gidemiyor, kimi gelemiyor. Kimi yatağa düşmüş ölmek istemiyor, kimi ölemiyor. Kimi…

Bitmemişliğimiz, korkularımız, kaygılarımız, yalnızlıklarımız, günübirlik çabalarımız, anlık mutluluklarımız, asırlık sorunlarımız, kaybettiklerimiz, kaybolduklarımız vs.

Burası dünya işte, hepsi bu kadar!

Barış GÜÇLÜ

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL